Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Statükoda eğitim, eğitimde statüko

Kıbrıs’ta yıllardır devam eden siyasal bir sorun, Kuzey Kıbrıs’ta da bu soruna bağlı olarak gelişen “bağımlı” bir ekonomik yapı vardır. Kuzey’deki tüm yaşam da bu yapı içerisinde şekillenir. Süreç içerisinde de Kıbrıs’ın kuzeyinde kendine has bir statüko oluşmuştur.

Statüko nedir? Mevcut durum demektir. Halen geçerli olan toplumsal düzenin sürdürülmesi,  korunması anlamı taşır.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki statükoda eğitim bakanı istifa etti ve eğitimde yıllardır var olan ve bir türlü çözmesi gerekenlerce çözülemeyen sorunlar yeniden gündeme geldi.
Sayın Arabacıoğlu istifa gerekçelerini açıkladığı basın toplantısında şöyle dedi: “Bakanlık olarak öngördüğümüz sayıda kadroyu almış olsaydık, belki de eğitim sistemindeki sorunları konuşuyor olmazdık. Maalesef bakanlık yöneten değil, yönetilen duruma getirilmiştir”
Ayni basın toplantısında sayın Serdar Denktaş, Türkiye ile imzalanan protokolü işaret ederek “İşte bir protokol imzaladınız, ‘her iki emekliye bir kişi alabilirsiniz’ diye bir kural var. Ama bu üç yer; eğitim, polis, sağlık, bu kuralın içinde kalamaz. Bu sistemi biraz daha deşmemiz lazım” dedi.
Her iki açıklamada da aslında Kıbrıs’ın kuzeyindeki statükonun tanımı vardır. “yöneten değil yönetilen” veya “sistemin deşilmesi” ifadeleri az buz ifadeler değildir.
Kıbrıs’ın kuzeyindeki statükoda en üst makamlar “yönetiliyoruz” diyorsa Kıbrıs Türk halkın oturup düşünmesi gerekiyor; “Bu statüko nereye kadar bu şekilde devam edecek?”
Aslında eğitim bakanı “bu statükoda eğitim yönetilemez veya bu kadar yönetilebilir” demeye getiriyor. Bu tartışmalar sırasında Özker Hoca’nın da çok kullandığı atasözü geldi aklıma; “davul benim boynumda tokmak başkasının elinde.”
Kısacası statükodaki eğitim “bağımlı” olduğumuzun bize sundukları ile sınırlıdır. Bu kadar net…
********
Kıbrıs’ın kuzeyindeki statükoda eğitimden bahsettik ama bu statükodaki eğitimin de bir statükosu vardır. Statükonun bir yerlere bağımlı olması eğitimin gelişmesine engel olduğu gibi eğitimin statükosunun da eğitimin gelişmesi ve değişmesine engel olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Eğitimdeki statüko her zaman var olanın devamından yana tavır alır. Değişikliği pek sevmez. Değişikliklerin kendi durumunu olumsuz olarak etkileyeceğini düşünür. Eğitimin statükosundaki yöneten “ salla külahı ye pilavı” durumundadır. Çalışanlar da eldekini koruma peşindedir ve yerinden bir milim kımıldama niyeti yoktur. Yapılacak değişikliğin mevcut durumdan daha iyi olacağını bilmesine rağmen “var olanı kaybetme korkusu” nedeniyle değişikliği reddeder. Dolayısı ile eğitimin statükosu, statükodaki eğitimin bir adım ileri gitmesine katkı koymaz, hatta statükonun devamına bilerek veya bilmeyerek katkı koyar. Bu kısır döngü de sürer gider.
Burada yapılması gereken her iki statükonun da yıkılmasıdır. Gelinen noktada eğitimde daha ileriye gidebilmenin yolu budur. Reformcu, devrimci bir ruhla eğitime müdahale edilmeli, mevcut çarpık statüko yıkılmalı ve yeni bir ruhla eğitime yön verilmelidir. Bunun için de statükonun her paydaşı eline taşın altına koymalıdır. Yoksa herkes kendi statükosunu devam ettirme derdindeyse “bağımlı” bir statükoda yaşamaya devam edeceğiz.
Tercih hepimizin…