Köşe Yazarları

Sonunda kalması gereken bakiye “kriter’’


KKTC Cumhurbaşkanı, varlığı olup ağırlığı havadaki tüy kadar olan bir avuç Kıbrıs Türkünün sözcüsüdür.

 

Eldeki kısıtlı olanaklarla kontrolü dışında olan hava değişimleri dahil Doğu Akdeniz’de içinde olduğumuz gemiyi batırmadan Türkiye’nin çıkarlarını, Kıbrıs Türkünün de varlığını koruyacağı ‘’çözüm’’ limanına yaklaştırmakla yükümlüdür.

 

Gemi kaptanlığı için rol modeli aranıyorsa, Dr. Küçük ve Denktaş’ın liderliğinde bir araya getirilen ‘’hayal ortakları’’ ile bu gemiyi hangi şartlarda nereden nereye getirdiği ortadadır.

 

O günün ya da bugünün şartlarında bile baksanız yapılan yolculuk zor muydu?

 

Evet zordu. Hem de çok zordu. Kimisine göre de imkansızdı. Bundan dolayı haklı olarak adadan göç edenler bile oldu.

 

Geçmişteki yolculuk çok zaman almış mıdır?

 

Almıştır.

 

O süre içerisinde değişen konjonktür Türkiye ile birlikte çalışılarak kullanılmış mıdır?

 

Kullanılmıştır.

 

Geçen o süre içerisinde dönüşümlü olarak Türkiye’de darbeler ile iş başına gelenler ve demokratik seçimlerle seçilenlerle birlikte çalışılmış mıdır?

 

Çalışılmıştır.

 

Topluma hepimiz birlikte yaptık dedirttikleri, yolculuğun başında yapılana kadar imkânsız gibi gözüken, bir yolculuk yapılmıştır.

 

Bugünlerde Crans Montana’da tescillenmiş hayal olan federasyonun dışındaki modellerin hayal olduğu eleştirisi yapılırken, yakın geçmişimize bakıp daha geçen ay rahmetle andığımız liderlerimizin başardıklarına empati yaparak bakmakta ve ilham almakta fayda vardır.

 

Bunun için ‘’anlaşmalı ayrılık’’, ‘’AB çatısı’’ ve ‘’iki ayrı devlet’’ gereklerini yerine getirmek şartıyla boş laflar değildir.

 

Elbette zordur ama imkânsız değildir.

 

Hele düne göre hiç değildir.

 

Federasyon dışındaki bu fikirleri zor kılan en önemli unsur zorluğundan ziyade, 50 yıl federasyon konuştuktan sonra yeni bir şeyi konuşmaktır.

 

Yeni konjonktüre adapte olmak ve dogma haline gelen ezberi bozmaktır esas zor olan.

 

Bu seçimde göreve getireceğimiz kişiyle federasyon dışındaki alternatifleri konuşma olasılığı yeşerebileceği gibi ortadan da kalkabilir.

 

Bunun için 4-5 ay içinde beşli konferansı toplayabileceğini söyleyen Akıncı’nın sırf ne yumurtlayabileceğini görmek için ortak bir öneri ile seçimi ertelesek yeridir. 5’li konferansı toplayıp ne yapacağını söylemeden umut olmaya kalkışmaktan başka bir şey değildir bu. Kaldı ki Crans Montana sonrası 3 yıla yakın süre geçmiştir.

 

Kıbrıs Türkü’nün liderinin halktan aldığı destek ve ona duyulan güven çok önemlidir, ama o makama geldikten sonra çözüme yönelik ‘’iş görmesi’’ için yegâne sermayesi bilgisi ve kendini tanıttıkça ona duyulan güvendir.

 

Halkın önüne beş yılda bir sandık koyulacağına göre bu göreve gelecek olan kişinin bilgi ve güvenden başka da bir geçer akçesi yoktur.

 

Bu görevi bizim için hayati önemi olan T.C devletinin kurumları ile iş birliği ve dayanışma çerçevesinde yapması beklenir.

 

Ankara’da beğensek de beğenmesek de hangi iktidar ve kişi olursa olsun limitler içerisinde değişmeyen kural bu olmalıdır.

 

Anadolu’nun da rahat uyuması için Türkiye ile birlikte hareket etmesi gereken bir öneme sahiptir Kıbrıs Türkü ve onun seçtiği lideri.

 

Dün öngörüye dayalı gerçek buydu, bugün artık yaşananlar ışığında öngörüde bile bulunmaya gerek yoktur.

 

Bunun için Ankara’da hangi siyasi irade olursa olsun bu makamdaki kişiye olan güven hoşumuza gitse de gitmese de kritik öneme sahiptir.

 

Kolay kolay zamana yayıp başka bir şeyle ikame edilecek bir durum değildir.

 

Seçim sürecinde ve en sonunda da sandığa giderken tüm adayları bu perspektiften bakarak değerlendirme yapmak kendi elimizde olan bir unsurdur.

 

Ne ekersek onu biçeceğimiz bir karardır.

 

Bilmem ayni sayfada mıyız?

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı