Geçen hafta ya da geçen yıl söylemedik bunu.
Dönüp baktım 27 Mart 2012 günü Halkın Sesi gazetesinde yazmışım. Daha Ersin’in adaylığı ile ilgili ortada fol yok yumurta yokken.
İşte üç buçuk yıl önce Ersin Tatar ve iç siyasetin geleceği ile ilgili yazdıklarım. Çok da yanılmamışım.
xxx
Sonunda Ersin kazanır.
Uzaktan bakınca öyle gözüküyor.
Ne zaman ve nasıl olur kestiremiyorum.
Bir şey duyduğumdan ya da bildiğimden değil.
25 yıldır özel sektörde Kuzeydeki iç siyaset sahnesine benzer çok çekişme gördüğümden dolayı olacak ben böyle olacağını düşünüyorum.
Olumlu ya da olumsuz temenni de değil bu, yalnızca tahmin.
Denk güçlerin sayısının arttığı, kaosun olduğu ortamda aradan ilk anda akla gelmeyen kazanan olarak çıkar.
Sebebi basittir.
Çekişme sürdükçe tepişenler güçsüz düştüğü ve aynılaştığı için.
Bu gibi durumlarda doğru ya da yanlış en farklı gözüken aradan çıkar.
Kabul edelim Ersin Tatar biraz farklı.
Ersin Tatar’la samimiyetim yok ama İstanbul’daki günlerinden birkaç kez ayni yemek masasını paylaşmışlığım var.
Onu çok daha yakından tanıyanları tanıyorum.
Niye sonunda onun ipi göğüsleyeceğini tahmin ettiğimi söyleyeyim.
Birincisi tilki gibi kurnaz olmasına rağmen bir o kadar da cesur.
Halk tabiriyle ‘’deli cesareti’’ olan biri.
Siyasette en tepeye oynamak öncesinden başlayarak cesur olmayı gerektirir.
Onunla ilgili konu açıldığında ‘’Ersin son derece başarılı bir öğrenciymiş’’ diye hemen eklenir.
Tanıyan, tanımayan hemen onun akademik başarısını teslim ederler.
Sayısı giderek azalsa da Kıbrıs Türkü hala daha evlatlarını ilkokul ve lise notları ile sınıflandırmayı kategorize etmeyi yeğler. Ersin ilkokul sonrasını adada okumadı ama Cambridge’e girmeyi başardı. Bu da bu yorumu yapmaya yeterlidir.
Üçüncüsü ve en önemlisi, Ankara ve özellikle TC ekonomi bürokrasisi Ersin’e parayı emanet etme konusunda son derece güvenli.
Deli dolu ve korkusuz olması, hele hele sinirlendiğinde Kıbrıs ağzı ile konuşabilmesi onun Cambridge’li olmasını gölgeleyecek derecede halktan biri yapıyor.
Yoksa kolay mı hayatının büyük bir bölümünü yurtdışında geçirmiş birinin siyasette bu noktaya gelebilmesi ve en üst noktaya heveslenmesi.
Asker dahil birçok farklı kesim ile de arası son derece iyi. Farklı kesimlerin ruhlarına nasıl hitap edilmesi gerektiğini bilen biri.
Ha bir de İstanbul’daki iş çevreleri ve medya ile hiç ummadığınız şekilde iyi ilişkileri var.
Kıbrıslı Türk olduğumun bilinmediği ortamlarda buna ben de şahit oldum. Kurulan bu ilişkiler Maliye Bakanı olmasından değil daha öncesine ‘’ilahi kardeşlik’’ ilkelerine dayanan bir bağı olmasından.
Kuzeydeki siyasi mücadeleyi ve siyasetteki kabuk değişimini sonunda en az olmaması için sebep gösterilecek kişiler göğüsleyecek.
Bu kişinin ayni anda gerekli olursa kolay da ekarte edilebilecek bir kişi de olması şart. Ersin bu açıdan da hata yapmaya ve yaptırtılmaya uygun bir kişilik.
Siyasette çok parçalılığa ve çok daha sık olacak olan lider değişikliklerine hazırlıklı olalım.
İç siyasette değişimin çok daha kolay olacağı siyasi iklimin oluşması için zemin arayışı ve yoklaması var. Türkiye ‘’kamu maliyemizdeki disiplini’’ elinde değnek gibi kullanıp iç siyasette hızlandırılmış bir seleksiyona gidiyor.
Bundan dolayı olacak siyaset yarışı da Ankara’ya şirin gözükmek adına birçok alanda ‘’anahtarı’’ kimin teslim edeceği üzerine dönüşmedi mi zaten…
xxx
Üç sene önceki yazdıklarım bunlardı.
Yan mahalleden çocukluğundan tanıdığım Hüseyin futbolculuğu yanında iyi de bir koşucuydu. Ne yazık ki siyasetin aradığı ‘’uzun yol’’ koşucusu değil ama Hüseyin.
Türkiye anlaşma olsun olmasın ‘’uzun yol yürüyecek’’ lider arayışındadır. Suyu getirmesi uzun vadeli çıkarları için tek başına yeterli değildir. Yanlış anlaşılmasın ama tabiri caizse ‘’eşeği bir de sağlam kazığa bağlaması’’ lazımdır.
Gözler Ankara’da bir tarafta Kudret, CTP’de Birikim ve Erhürman, UBP’de de Ersin bunun yarışı içerisindeler.
Türkiye’nin uzun vadeli çıkarları güveneceği, ikide birde her seçimde Türkiye’yi göreve çağırmadan kendi başına ayakta durabilecek lideri bulmayı gerektiriyor.
AKP iktidarı döneminde doruğa çıkan kamu maliyemiz değil esas konu.
Konu Türkiye’nin benimdir diyebileceği siyasi mekanizmanın inşa edilmesidir.
Yarın bunun UBP’deki ön sınavı verilecek.
Bir adım iki adım ilerisini düşünerek yapılacak seçimin UBP için hangi sonucu doğuracağını düşünerek karar vermek lazım. UBP için risk DP ile birlikte sağın küçük partisi olma yarışına girme durumuna düşmesidir. Bu açıdan bakıldığında Ersin’in kazanması bu gidişi durdurup oy alınamayan kesimlere uzanabilmek adına UBP için son şanstır.
UBP’de Ersin ile tesviye denemesi başarılı olmazsa tasfiye yoldadır. Doğanın kanunu, tesviyenin olmadığı yerde tasfiye şart hale gelir.
































