Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SONUCU BELLİ İFTAR YARIŞI

Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi ilk olması açısından yeni Türkiye’yi işaret ediyor ama adayların yaptıkları da “Türkiye ne günlere kaldı” dedirtiyor.

Adayın biri Çırağan Otel’de iftar düzenlemiş.
Adayın diğeri sokakta iftar düzenlemiş ve “biz plastik çatal bıçakla iftar açtık, onlar lüks içinde…” diye eleştirmiş.
Bir iftar yarışıdır da gidiyor.
Tanınmış sanatçılar adaylardan birinin iftar programına katıldılar diye yer yerinden oynuyor, sosyal medyada linç kampanyaları düzenleniyor ama anlı-şanlı solcular adaylardan diğerinin iftar sofrasında boy göstermekten geri durmuyorlar.
Bir de dil sorunu yaşanıyor ki evlere şenlik.
Adaylardan biri zaten yıllardır Arapça ve Farsça kelimeleri kullandığı için konuşmasını anlamakta zorlanırdık, şimdi adaylardan diğeri daha ağdalı Arapça ve Farsça kullanıyor.
Diğerine inat, ha bire Kur’an’dan örnekler verip duruyor.
Ayetlerin ya da hadislerin önce Arapçasını söylüyor, sonra sözüm ona Türkçesini anlatıyor ama anlattığı Türkçe de çeviriye muhtaç.

       ***

Türkçe’nin Arapça ve Farsça’dan ve hatta İngilizce’den temizlenmesi hareketinin öncüsü rahmetli Ecevit idi. (Bizde de rahmetli Özker Özgür)
Yeni buluşlar nedeniyle Türkçe’ye İngilizce’den geçen kelime ve deyimlere anında Türkçe karşılıklar üretir, konuşmalarında Arapça ve Farsça kelimeleri kullanmamaya büyük özen gösterirdi.
Altmışlı yaş ve üzeri kuşak iyi hatırlayacak, Ecevit’in konuşmalarının yarısını anlamazlar ve Türk Dil Kurumu sözlüklerine başvururlardı.
Üstelik Ecevit saatlerce ama saatlerce konuşurdu.
Karşılığında Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan da öyle.
O dönemde güçlü öğrenci örgütleri, işçi sendikaları da vardı ve iftarlar bu denli siyasete kurban edilmezdi.
Fakirlik vurgusu iftar sofralarının gerçekleştirildiği mekan üzerinden yapılmazdı.
Çünkü fakirliğin kol gezdiği varoşlar aynı zamanda öğrenci örgütlerinin, işçi sendikalarının temel çalışma alanlarıydı.
Şimdi bu alanlar din üzerinden siyaset yapanlara kaldı.

      ***

Yani uzaktan bakıyorum da Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çıkarmanın mantığını anlamakta zorlanıyorum.
Aslı orada duruyor.
Ayeti de hadisi de iftarı da çok iyi biliyor.
İmam Hatip’ten mezun. Kur’an’ı baştan sona okuyabiliyor ve vatandaş da onu böyle tanımış, böyle kabul etmiş.
Erdoğan’ın karşısına sosyal demokrat kimliği ön planda olan birini çıkarmayıp da aynı çizgide olan birini çıkarmak neyin kafasıdır?
Üstelik sosyal demokrat geçinen bir CHP için neyin nesidir?
Olsa olsa teslimiyetin ta kendisidir.
İnsanlar aslı dururken kopyasına niye oy versinler ki.
Nitekim de vermeyecekler galiba.
Bizimkisi sadece bir öngörü olacak ama bu iş birinci turdan biter.
Hem de açık farkla…