Slogan atmak yerine, yapılacak çok şey var... - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Nisan 23, 2024
Köşe Yazarları

Slogan atmak yerine, yapılacak çok şey var…

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu hatırlattı da aklımıza geldi. Bundan 3 yıl önce KKTC’deki yatırım iklimini iyileştirmek, ülke kalkınmasına katkı koymak amacıyla bir, “KKTC Yatırım Danışma Konseyi” kurulmuş, ilk toplantısını 2010’da, ikincisini 2011’de yapmıştı. Anlaşılan, bu organizasyon orada kalmış…

Hisarcıklıoğlu, 5 Ekim 2010’da yapılan ilk toplantıda Konsey’in amaçlarını şu sözlerle açıklamıştı; “Toplumun tüm kesimlerini bir araya getirecek, işleyen bir Ekonomik ve Sosyal Konsey, yabancı sermayenin sorunlarını ortaya koyacak, Türkiye’deki Yabancı Sermaye Danışma Konseyi’ne benzeri bir yapılanma”.  Amaç, hem yatırım ikliminin iyileştirilmesi, hem de verimli, akılcı yatırımların sağlanması ve bunun için de, Türkiye’deki tecrübelerden yararlanmak. Türkiye’de de buna benzer yapılar var. Mesela Yabancı Yatırım Danışma Konseyi, hem Türkiye’de yatırımcıların karşılaştıkları sorunları aşmak, hem yabancılarından tecrübelerinden yararlanmak, hem de teşvik amaçlı kurulmuş.


O gün ilk toplantıda, bunun bir kerelik olmayacağı, bir sürecin başlayacağı vurgulanmış. Mersin kapısındaki sorunların aşılması için birlikte çalışılacağı sözü verilmiş, O hızla ertesi yıl ikincisi de düzenlenmiş ama aradan 2 yıl geçmiş, üçüncüden ses yok. O yetmemiş, bir de TC ve KKTC’deki sivil toplum örgütleri, sendikaların katılımıyla, Türkiye-KKTC Karma İstişare Komitesi oluşturulmuş. Üç ayda bir toplanmasına karar verilmiş. Ama ne yalan söyleyeyim, arşivleri taradım, kuruluşunun dışında, tek bir haber bulamadım…

Türkiye’nin bu tür Konsey’lerle birçok sorunun üstesinden geldiğini biliyoruz. Hem üreticiler, hem ticaret ve iş çevreleri, sanayiciler, bu tür ortak organizasyonlarla, ekonomik aklın gereğini ortaya koyuyor, devlete yapıcı, ekonominin önünü açacak öneriler götürüp yaşama geçirilmesini sağlıyorlar. Bunun dışında mesela, bir Türkiye – AB Karma İstişare Komisyonu var. Yine iş çevrelerinin kurduğu bir örgüt ve Türkiye-AB arasında köprü vazifesi görüyor…

Bu tecrübelere sahip, her alanda benzer çalışmalar yürüten Türkiye’nin, KKTC’de kurduğu konseylerin çalışmamış, sonuç almamış olmasını neye bağlamak lazım? Yani bu insanlar 80 milyonluk Türkiye’de bunu başarmışlar, AB ile muhatap olmuşlar da, 300 bin kişilik KKTC ile neden başaramamışlar…

Her iki konsey toplantısının haberlerine baktım; bizim taraftan yapılan konuşmalar asla işin özüne inmemiş. Gayet beylik, hamaset yüklü cümleler. “Hoş geldiniz, bizi mutlu ettiniz, KKTC büyüyor, büyüyecek”… Başka bir şey yok. Çalışılmamış, emek verilmemiş, takip yapılmamış, çünkü inanç yok… Hele de o kurultay belası yok mu, adamlara bu işlerle uğraşacak vakit bırakmamış ki…

Baktım önceki gün Hisarcıklıoğlu hala aynı konuda ısrarlı. “Çalıştırın şu Konsey’leri” diyor, “çalıştırın ki, sorunlarınızı aşmada biz de size yardımcı olalım”…

Yeni hükümetin “öyle mi yapsak, böyle mi yapsak” ikilemlerinden kurtulup, bu organizasyonları canlandırması, bence birçok sorunun aşılmasını sağlayabilir. O Konsey’lerde ekonominin bizzat içindeki örgütler, görüşlerini açık seçik ortaya koyar. Toplanan veriler de, hakkımızda alınacak kararlara ister istemez temel teşkil eder. Alın size bedava lobi olanağı. Kullanın, çalıştırın.

Bizim bunları adam gibi anlatacak örgütlerimiz de var, ekonomistlerimiz de…
Yeter ki niyet olsun, inanç olsun. Şunu artık çok iyi biliyoruz ki, “Kendi ayaklarımızın üstünde duralım” diye slogan atmakla hiç bir yere varılamıyor…

YERİN KULAĞI VAR

SİYASİ MALZEMEDEN ÖTESİ YOK: CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy, UBP’yi eleştiren bir mesaj yayınlamış. Mesajda Özgürgün’ü kastederek, “Çiçekçi Skandalı’na bile cevap veremeyen bir parti başkanı” diyor. Bir dakika orada duralım. Bu skandalı yaratan Özgürgün’ün kendi kendini yargılayıp, suçlamasını mı bekliyordunuz? İşi siyasete dökmek, geçmişin o suçladığınız siyasi zihniyetinin tutumu değil midir? Bu halk size oyunu, yanlışları malzeme yapasınız diye vermedi, hesap sorasınız diye verdi. Devletin gücü elinizde, sorsanıza hesabını, hem de hukuk yoluyla…

“BİZ MUTLAK GÜCÜZ”: Hasan Taçoy, Genel Sekreterliğe aday, ama o mevkinin bir an önce münhal ilan edilmesini bekliyor. Yani açıkçası, Şonya’nın o mevkiyi boşaltmasını. Bunun için Serdar Denktaş’a mesajını basın yoluyla veriyor. Dedikleri özetle söyle, “Mutlak güç biziz. Serdar Denktaş, vefa duygusuyla, bizim aramızda seçimini yapmalı”. DP ve gerçek DP’liler için için üzgünüm. Ama ellerinden bir şey gelmeyecek, ondan da eminim. Çünkü çok bilindik bir mevzu bu, dağdan gelen, bağdakini kovar…

SALAM POLİTİKASI: Kıbrıs konusu, rahmetli Denktaş’ın asla kabul etmediği salam politikasına doğru hızla ilerliyor. Önce Maraş, ardından münhasır ekonomik bölgenin tanınması ve Rumların yarım yüzyıldır tek hedefleri olan Türkiye’yle direkt temas meselesi. Bu sonuncusunu elde etmiş durumdalar. Rum muhalefeti Anastasiadis’in “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin evrimleşmesi”nden bahsetmesini eleştiriyor. Oysa Anastasiadis kaz gelecek yerden, tavuğu esirgememiş, o kadar…  Her neyse, yine de iyimser düşünelim. En azından hiç olmazsa, her ikisinin temas düzeyi eşit tutulsun, bu temaslar da bir anlaşmaya adım olsun.

REVİZE SADECE TARİHLER İÇİN:                                                                                                

   Hükümetin, TC ile imzalanan ekonomik protokol konusunda bazı maddelere itirazı olduğu ve bir türlü açıklanmayan bu maddelerin hangileri olduğunun şifresi çözüldü. İddiaya göre özellikle CTP kanadının itirazları sadece “tarihler” konusundaymış. UBP hükümeti döneminde, kurultay kavgaları nedeniyle hayata geçirilemeyen birçok madde, bu günlere sarkmış ve bir sıkışıklık yaşanmış. Hükümet bu sıkışıklığı önlemek ve ilgili maddeleri hayata geçirmek adına süre konusunda bir sıkıntı yaşıyormuş. İşte hükümetin revize talepleri, söz konusu tarihlerin ileriye alınması konusunda olacakmış…

TELEFON VE LİMANLAR ÖZELLEŞECEK:
Hükümetin ekonomik protokolde yer alan özelleştirmelerle ilgili başı hayli ağrıyacağa benziyor. Ankara’nın Kıb-Tek, Limanlar ve Telefon Dairesi’ndeki özelleştirme kararı biri hariç, yakında yürürlüğe giriyor. Edindiğimiz bilgilere göre Telefon Dairesi ile Limanlar konusunda Ankara’nın taviz vermeyeceği, Kıb-Tek’in ise özelleştirilmesi yerine özerkleştirilmesine bir müddet sıcak bakabileceği iddia ediliyor.

BİRTÜRLÜ BEĞENDİREMEDİK:
Toparlanıyoruz Hareketi lideri Kudret Özersay, eleştirileri sürdürüyor. Seçimlerde seçmeni karma oya yönlendiren ve bugünkü Meclis’in oluşmasında payı bulunan Özersay, CTP’yi de aynen UBP gibi eleştiriyor. Herkes hükümete makul bir süre vermekten söz ederken, Özersay sanki siyasi bir oluşuma temel hazırlıyor gibi. O zaman çıksın ve “en iyi ben yönetirim” deyip ilk seçimlerde göreve talip olsun. Yoksa sürekli eleştirmek işin kolay tarafı…

GÜN ÇİFTÇİLERİN:
Bugün Lefkoşa çiftçilere teslim olacak. Yıllardır yaptıkları eylemlerle gündem olan çiftçiler, bugün yine kombaylarıyla Lefkoşa sokaklarını kilitleyecek. Neden mi? “Üretici ile çiftçinin kim olduğunu göstermek” için. Devletten bu kadar fazla beklentisi olan başka bir üretim sektörü yok. İnşallah bugün, üretici ve çiftçinin kim olduğunu biz de görme fırsatı yakalarız…

 

ZİRVEDEKİLER
Kemal Öztürk: “Çetin geçen muhalefet yıllarından sonra, hükümet ortağı olduğumuz bu aşamada, “Biz” olamadığımızı, savunduğumuz ideallerden uzaklaştığımızı üzülerek gördüm. Bu ortamda, DP Lefkoşa İlçe Başkanı olarak mücadele etme imkanının ortadan kalktığına inandığımdan, 23 Eylül 2013 tarihinden itibaren görevimden istifa ettiğimi kamuoyuna bildiririm…”. 

 

DİPTEKİLER
Asım Akansoy: CTP Genel Sekreteri Akansoy, Başbakan Yorgancıoğlu’nun, İlahiyet Koleji’nin açılışına katılmasının, “protokol gereği” olduğunu söyledi. Akansoy, bundan sonraki süreçte, modern ve çağdaş eğitim anlayışını zedeleyecek hiçbir adıma geçit vermeyeceklerini, bu açılışla her şeyin bitmiş olmayacağını belirtmiş. Yarın ekonomik protokolü de hayat geçirecek, sonra da “Biz istemiyoruz ama, ne yapalım önümüzde bulduk” diyeceksiniz. Vazgeçin bu popülist söylemlerden… Yaptıklarınıza bahane bulacağınıza, bari adam gibi arkasında durunuz…

1974 yılında Güney’den Kuzey’e göç eden “Susuzlular” düzenledikleri piknikte dün Alevkayası’nda 40 yıllık özlem giderdiler

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar