Köşe Yazarları

Sizin de canınızı sıkmayım…






Hani “canım sıkılıyor”, “içimden hiçbir şey yapmak gelmiyor”, “içim daralıyor” dediğimiz anlar vardır ya, gerçekten de can sıkıntısı iyi bir şey değildir, çünkü kafanız karma karışıktır. Nedeni önemli değil. Çünkü şu an bu yazıyı okuyorsanız, sizin de gerçekten canınız sıkılmış demektir…

Köşe yazarlığında en zor olan, “bugün ne yazsam” dediğiniz andır. Bazen öyle günler olur ki, yazacak konu bulmakta zorlanırsınız. Eminim birçoğunuz, “bu memlekette yazacak konu mu yok?” diyeceksiniz. Doğru yazacak konu çok ama her gün temcit pilavı gibi aynı konuları yazmak, sadece sizi değil, bizi de sıkıyor. Halbuki CTP, DP-UG, UBP’yi, hatta TDP yaz gitsin. Malzeme bol nasıl olmasa… Bu tür yazılar en çok okunan yazılardır aslında. Çünkü milletin aklından geçenleri veya duymak istediklerini yazıyorsunuz. Nasıl mı?..

Mesela bugünlerde, CTP’de mumla aranan otorite boşluğunu, yeni seçilenlerin, eskilerle uyumsuzluğunu, bıyıksızların, bıyıklılara karşı kavgasını. Özkan Bey’in kabineyi atarken MYK ve Parti Meclisi’ne, “iş ola” fikir sorduğunu, ama sonuçta kendi bildiğini okuduğunu. Genel sekreter Akansoy’un şikayetlerini, partisinin içinde değil de, medya üzerinden paylaştığını…

Konu çok. Bir değil on yazı konusu çıkar. Hatta kurulan CTP-DP-UG koalisyonunun kaç ay süreceği konusunda tahminlerde bulunmayı yaz, olsun bitsin… Hatta KKTC’nin ilk kadın Başbakanı Sibel Siber hükümetinin ne kadar başarılı olduğunu donat gitsin. Hatta Özkan Yorgancıoğlu’nun Sibel Siber’i Meclis Başkanlığı’na aday göstererek, pasifize etmeyi düşünüp, düşünmediğini…

Bu ülkede bize konu mu yok? DP’yi yaz. UG kanadının isyanını… Bakanlık paylaşımında bazılarına verilen sözlerin yerine getirilmediğini… Yetmezse, İskele’de toplu istifaların her an yaşanabileceğini yaz. Serdar Denktaş’ın, kazanmak adına kendi arkadaşlarını nasıl kestiğini, seçim sürecinde, “birinci parti çıkmazsak, başkanlığı bırakırım” deyip topluma verdiği sözü, sonra nasıl kıvırdığını yazsam kim ne diyebilir ki?.. En önemlisi, “Başbakanlık dışında hiçbir makam kabul etmem” dedikten sonra, bırakın bir koltuğu, dört bakanlığı nasıl kendine bağladığını yazmaya kalksam köşe yazısı değil, roman olur roman…

Ya UBP’ye ne demeli?.. 4 yılda nasıl tepetaklak gittiklerini, yıllardır CTP’nin bile beceremediği, “UBP Tumba”yı bu kısa sürede nasıl gerçekleştirdiklerini, “İktidarda iken nasıl iktidarsız olunur?” başlıklı bir tefrika yayınlanabilir. Baştayken, daha yataktan kalkmadan, onu omuzlarına almak için nöbet tutanların, kaybetmesi için nasıl uğraştıklarını, telefonuna çıkmadı diye karalar bağlayanların, bugün telefonlarına cevap vermediklerini mi yazamayacağım. Düşenin dostu olmadığına güzel bir örnek teşkil eden İrsen Bey’in durumu ahvalini gördükten sonra, düşmemek için şeytanla bile iş birliği yapmak gerektiğini, kimlerin fırıldak gibi döndüğünü yazabilirim mesela… Hiç olmadı, Hüseyin Özgürgün’ün “ementeçi mi, yoksa gadimici başkan mı?” tartışmasını yazmaya kalksam, inanın en az bir hafta yırtarım…

TDP’yi de yazabilirdim. Seçimlerde beklediğini bulamayıp, ölüm sessizliğine büründüğünü. Başarısızlığın sorumluluğunu Çakıcı’ya yükleyip, koltuğuna göz koyanları mı yazayım. Adaylıklarıyla partiyi tekrardan ayağa kaldırabilecek Harmancı’nın ya da Hüdaoğlu’nun aday olmak için neyi beklediklerini, Cemal Özyiğit’in başkanlık koltuğu için ne gibi planları olduğunu yazsam olmaz mı? Peki tek başına TDP kadar oy alan “Barış Mamalı vakası” diye başlık atsam… TDP’de yaşanan kargaşayı uzaktan seyreden ve dönmek için uygun bir fırsat kollayan Çakıcı’nın, “Dönüşü muhteşem olacak” diye yazsam çok mu canınızı sıkardım?..

Dediğim gibi, yazmak istedikten sonra konu çok… İşte bu can sıkıntısı, ben de sıkıntıdan yazıyorum zaten bu yazıyı. Ama iyisi mi, daha fazla yazıp da sizlerin de canını sıkmayayım…

 

YERİN KULAĞI VAR

RUTİN İSTEMİYORUZ: İlk Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Görünen o ki, ilk karar da Ahmet Kaşif’in Türkiye seyahati oldu. Bizler artık, Bakanlar Kurulu toplantılarından, o bakanın seyahati, buna ödenek, şuna istihdam, öbürüne arsa tahsisi gibi sözde “rutin” kararlar değil, icraata ve özellikle de tasarrufa dönük toplantılar bekliyoruz. Ne yapalım, Siber hükümeti kısa sürede bizi böyle alıştırdı… Üstelik bu hükümet geçici de değil, onun için mesela her toplantıdan eksikliği hissedilen bir yasa önerisi ya da bir çarpıklığı düzelten yeni bir uygulama çıkabilmeli…
MÜŞAVİR ORDUSUNA YENİ KAN: Bir yandan müdürler, müsteşarlar, diğer yandan o mevkileri kendine hak görenler nefeslerini tutmuş, yeni atamalar bekliyorlar. Gelen duyumlara göre, CTP’nin aklındaki, üçlü kararname sistemini değiştirip, tüm üst düzey yöneticileri sıfırlamak ve atamaların, yine yapısı değiştirilecek olan Kamu Hizmeti eliyle yapılmasını sağlamak. Ancak bunların gerçekleşmesi için uzunca bir süreye gereksinim var. Bu süreyi eldeki mevcutlarla geçireceklerini pek tahmin etmiyorum. Yani sizin anlayacağınız, önümüzdeki günlerde müşavirler ordusu 100 civarında yeni kadro kazanacak…
TELEFON, SON TELKİNMİŞ: Özkan Yorgancıoğlu’nun net bir açıklama getiremediği “Alo ben Beşir” konusunu, partisinin genel sekreteri doğruladı. Hem de telefonun ilk değil, son telkin olduğunu da vurgulayarak. Anlaşılan, önce aracılar konmuş, ardından hükümetin kurulmasına saatler kala son konuşmayı da Beşir Bey yapmış. Benim merakım acaba bu telkinlere ne cevap verilmiş?.. “Biz DP ile de ekonomik programı gayet iyi yürütürüz” mü denmiş, yoksa “Hayır biz bu programı ne pahasına olursa olsun değiştiririz” mi?
GERİYE DÖNÜŞ HAZIRLIKLARI: 28 Temmuz seçimlerine DP listesinden giren UG’lilerde, geri dönüş hazırlığı başladı. Kabine atamasının ardından parti içi rahatsızlığın daha da dillendirildiği UG kanadının, özellikle yeni başkan Özgürgün’ün “kapımız herkese açık” açıklamasının ardından UBP’ye geri dönüş için nabız yoklamaya başladıkları iddia ediliyor…
HADİ CANIM SEN DE: Kusura bakmasın ama tuttuğu bakanlıklar o kadar çok ki, uzun uzun yazmak yerine sadece Serdar Denktaş diyeceğim. Denktaş, ilk defa üzülerek bakanlık görevi devraldığını ifade etmiş ve “Devraldığım iki bakan da layıkıyla görevini yerine getiren arkadaşlardır” demiş. Üzüntüden ne yapacağını bilemediğindendir herhalde ki, bir, iki, üç değil tam 4 bakanlığı uhdesine aldı. Farkında değil herhalde, marazından ne yapacağını şaşırmış…
HAZIR GİTMİŞKEN: Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, TC Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın davetlisi olarak bugün İstanbul’a gidiyor. Kaşif, 2’nci Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şurası’na katılacak. Hazır gitmişken Serdar Bey’in, Ercan Havaalanı ihalesiyle ilgili düşüncelerini de konuşur halleder herhalde. Serdar Bey’in iptal konusunda ne kadar kararlı olduğunu hatırlatmayı da unutmaz…
TOPLU KATLİAM: Gazetelerde sürekli olarak ilklerin üniversitesi olarak yer alan YDÜ, bir kez daha bir ilke imza attı. İddiaya göre YDÜ çevresinde yaşayan yaklaşık 35 sokak köpeği güvenlik sorumluları tarafından zehirlenerek öldürülmüşler… Tam bir vahşet. “Habercim Kıbrıs” internet sitesinin ortaya attığı bu iddia, ilim ve irfan yuvası olarak lanse edilen YDÜ’nün, doğaya saygı konusundaki duruşunu sergileme açısından oldukça düşündürücüdür…

ZİRVEDEKİLER
Akine, Ormancık, Sarıağaç ve Çaltıbükü Köylüleri: Bunlar, KKTC’ye su getirilmesi projesinin kurbanları. Alaköprü Barajı ile köyleri su altında kalacak. Evleri de, ekmek yedikleri toprakları da, camileri de. Şimdi devlet tam 326 konut, 3 köy konağı, 300 kişilik 3 cami, 16 derslikli okul, arıtma tesisi, altyapı ve sosyal donatı alanı oluşturuyor. Bizler suya kavuşalım diye… Ben bu köyleri aklıma yazacağım. Çünkü onların fedakarlığına karşı, hepimiz borçlanmış olacağız…

DİPTEKİLER
Asım Akansoy: Allah Allah, ben de Asım Akansoy’u anlayamıyorum. Kabinede kadın bakan olmamasını eleştiriyor sürekli olarak. Üstelik de, bunu “zihniyet değişimi”nin gerçekleştirilememesi olarak yorumluyor. Anlamadığım şu, Asım Akansoy bir Doğuş Derya değil ki. İktidar partisinin genel sekreteri. Bakanlar Kurulu’nun oluşumu bu partide hiç tartışılmadan mı gerçekleşti? Kendisi itirazını orada yapmadı mı? Diyelim ki, yapılmadı. Bakanları tek başına başkan belirledi. Öyle bile olsa, şimdi kamuoyuna “ben isterdim ama yapılmadı” demeye getirerek, ne elde etmeye çalışıyor?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, başkanlığındaki kabine ilk bakanlar kurulu toplantısını dün gerçekleştirdi







Başa dön tuşu