Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SİZE RAĞMEN CTP VE MEMLEKET…

Aslında böylesi bir yazıyı hiç düşünmüyordum.

Belki tersini yapmam gerekirdi.
Başarıları sabit ve onaylanmışken, ikinci cumhurbaşkanı olarak da ömrünün sonuna kadar hak ettiği ilgi ve sevgiyi garantilemişken elini taşın altına sokan ve cadı kazanına çevirdiğiniz CTP’ye geri dönen Mehmet Ali Talat’ı yazmalıydım.
O’nunla birlikte CTP’nin yeniden umut yüklenmesini, CTP’lilerin gözlerinin içinin gülmesini.
Ama bu yazıyı sen istedin ve hak ettin.
Yok öyle kişisel yıldızlarımızın barışmamasıyla ilgili falan da değil.
Yıllar önce Yenidüzen’de birlikte çalışmıştık ve senin CTP Genel Başkanı, Başbakan olacağını ilk duyduğumda “Allah acısın hem CTP’yi hem de memleketi” dedim.
Evet dedim ama ileri de götürmedim.
Bu hayatta herkese bir şans verilmesi gerektiğini düşünürüm hep.
Sana ilk şansı Talat vermişti. Önce bakan sonra da milletvekili olmuştun.
Ardından parti içinde kurduğunuz “şirket” seni genel başkanlığa düşündüğünde “şirket” üyelerinden bazılarına “yapamayacak” demiştim.
Keşke dediğim olmasaydı ve keşke sana verilen şansı önce CTP’nin sonra da bu ülkenin hayrına olacak şekilde kullanabilseydin.
Fakat yapamadın.
Ve usulüne uygun bir şekilde bırakmayı da bilmiyorsun.
Kasaba politikacılarının yaptığı sığ taktiklerdeki gibi kendince taktikler yaparak “eve gitmeye niyetim yok” diyorsun.
“Bir sonraki kurultaya kadar başbakanlığa devam, ondan sonrası Allah kerim modunda” her şeyi yapabileceğini de her gün ama her gün ispatlıyorsun.

***

Özür dilerim bir de senin için “İrsen Küçük’e benzemeye başlıyor” diye yazmıştım.
Yazmıştım ve ben de dehşete kapılmıştım.
Bir CTP’linin bir UBP’liye benzeyebileceğini rüyamda görsem inanmazdım.
Ama ne yazık ki gerçek oldu.
Hatta kurultay döneminde eminim İrsen Küçük bile şapka çıkarmıştır yaptıklarınız karşısında.
CTP’nin tarihine “kurultay öncesi istihdam oyunları yapanlar” olarak geçtiniz ya kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır.
Tarih sizi kaydetti bile, bundan sonra ne yapsanız nafile.

***

Uzatılan eli yarım-yamalak sıkıp, “nasılsınız” diye sorulan nezaket sorusuna “size rağmen çok iyiyim” yanıtı vermene sevindim.
Hep iyilik içinde olmanızı isteriz elbette.
Hatta bize rağmen hep iyi olunuz.
Fakat sizinle ne CTP ne de memleket iyi olabildi.
Umarım bunu anlarsınız.
Hem de en erken zamanda…