Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siz Ne İş Yaparsınız..?

İşte su anlaşmasında bize düşen işlerden birini, sulama işini de Türkiye başlatıyor…

Geçen yıl Türkiye Orman ve Su işleri Bakanı Veysel Eroğlu’ndan dinlemiştik.

Diyordu ki, “Bizim vazifemiz, suyu KKTC’ye ulaştırmaktı”… İşin gerçeği buydu. Sonrasını biz yapacaktık.

Anlaşılan yalvar yakar olduk, Cumhurbaşkanı Erdoğan talimat verdi; DSİ, iletim hatlarını, arıtma tesislerini de yaptı.

Sonra Başbakan Binali Yıldırım adaya geldiğinde, yine “biçare, mazlum” ayaklarına yattık, ana hatlardan içme suyu depolarına bağlantıları da yaptırdık.

Ardından, işletmeyi üstlenmemiz gerekiyordu. Öyle ya, DSİ işletmeci değildi ki. Kendisi bile yatırımlarının işletmesini özele veriyordu.

Baktılar olacak gibi değil, onu da üstlendiler. Önce bir yıllığına dendi, o süre de aşıldı gidiyor… Hala bir yap-işlet-devret ihalesine bile çıkamadık.

Su buraya çeşmeden akıtıp, köpürtelim diye gelmemişti… Esas nedeni ekonomikti, yani sulamaydı… O da bize düşen bir görevdi. Ama onu da yapamadık. Sonuçta Türkiye, onun da projesini çıkarttı, ihalesini yaptı.

İşte DSİ’de imzalanan ve dün gazetelerde yeralan ihale bu…

İlk etap,  Güzelyurt ve Meserya Ovası Sulama projesi…

5,7 km’lik tünel  yapılacak. Tabii bunun için havuzlar, galeriler, yollar, pompa istasyonları, elektrik işleri de yapılması gerekecek. Miktar belirtilmemiş ama, ciddi bir rakam olduğu belli.

Türkiye’de imzalanan ihale haberine baktım, bizden kimse yok gibi…

Ha, o güne dönelim. Hani Veysel Eroğlu’nun o konuşmaları yaptığı güne.

Ben o gün dinlediğimde de utanmıştım, bugün yeniden okuduğumda da utanıyorum.

Ama biliyor musunuz, o gün Bakan Eroğlu bu sözleri nerede söylemişti…

Nazım Çavuşoğlu’nun yüzüne…

Peki, Çavuşoğlu ne yapmıştı derseniz söyleyim; bakın şöyle demişti;

“Bazı(!) eksikliklerimiz var, onlara çalışacağız…”

“Üstümüze düşen neyse yapacağız…”

“Suyun kıymetini en iyi bilen halk durumuna geldik”…

Onun için o koskoca projeyi idame ettirmeyi bile başaramadık.

Onun için hala su denize ve toprak altına akıp gidiyor.

Atık sular değerlendirilmiyor ve…

Onun için hala her adımda Türkiye’ye, “gel bunu da yap” diyoruz…

Eminim sorun para falan da değildi. Projelendirmekti. Çalışmaktı…

Şimdi sormak lazım değil mi?

Siz ne iş yaparsınız?

Aslında ben biliyorum…

Hepiniz de beliyorsunuz.

Türkiye’nin verdiği paraları dağıtıp, yaptığı yatırımlarla caka satıyorsunuz, hepsi bu.

Ama ne yapayım ki bu ülkede bundan hoşnut olan insanlar var hala….

Biz de bunları kader gibi yaşamaya devam ediyoruz…

Ne ayıp…!

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

 MOBESE’LERİ DE TÜRKİYE’YE YAPTIRDIK:

Kent Güvenlik Sistemi için de Türkiye ile anlaşma imzalandı. Bunun en pratik sonucu MOBESE denilen kamera sistemi olacak ve onu da Türkiye yapacak. Oysa, bundan bir buçuk yıl kadar önce, KKTC’de bir makam, bunun parasının burada ve hazır olduğunu, sadece çalışma yapılmadığını, proje ortaya çıkarılmadığını söylemişti bana. Yine yapmadık, yapamadık. Bir kez daha tekrar edelim, konu para değil, beceriksizlik, işbilmezlik, atalet, hazırcılık. Ama bakın göresiniz, ne övünmeler duyacaksınız. Hele de seçimlere yetişirse, bununla oy bile alacaklar…

İNANALIM MI?:

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman; “17 ayda yapılmaması gereken ne varsa yaptılar, yapılması gereken ne varsa yapmadılar. Artık bardağı taşırdılar ve yargıya başvurmak zorunda kaldık. Bunların hepsi yargıya taşınacak, hesabı sorulacak. Sizi temin ederim, yapanın yanına kar kalmayacak” dedi. Ne acıdır ki,  geçmişte de CTP’den bu topluma benzeri sözler verilmiş ama sonuçta hesap sorulur hale gelinmişti. İnşallah bu kez öyle olmaz…

İSİMLER ÖNEMLİ:

Ülke yavaş yavaş, 2018’de yapılacak yerel ve genel seçimlerin havasına girmeye başladı. Özellikle de ilk kez seçimlere katılacak olan HP ve YDP’nin çıkaracağı adaylar merak konusu. Yerel seçimlerde her bölgede aday çıkaracaklar mı, yoksa aday göstermeyip başka adaylara mı destek verecekler göreceğiz. UBP ve CTP ise, son seçimlerde TDP’ye kaptırdıkları Lefkoşa’yı geri almak için şimdiden çalışmalara başladı. Bunun için de bazı isimler üzerinde ince eleyip sık dokuyorlar…

ZAM OLARAK GELECEK:

Toprak Ürünleri Kurumu’nun yemlik arpaya yaptığı zam, süt ve süt ürünlerine zam olarak yansıyacak. Bunun anlamı bundan sonra, peynirdi, hellimdi hepsini de %10 daha pahalı yiyeceğiz. Öyle görünüyor ki Bakan Çavuşoğlu’nun “TÜK’ü kurtarma operasyonu” hedefine ulaşamamış, faturayı hayvan üreticilerine kesiyor…

HABERLERİ YOK: 

Girne Karaoğlanoğlu’nda dere yatağına yapılacak inşaat için, sosyal medyadan gelen ihbarlar yetkilileri harekete geçirdi. Bazen kızarız ama, sosyal medyadaki duyarlı vatandaşlar olmasa, yetkililerin dünyadan haberi olmaycak. Son olayda da konuşan Kaymakam ve Belediye Başkanı, “bakacağız, edeceğiz” gibi o bildik açıklamaların dışında bişey söylemediler. Aslında yapılanlardan haberleri olmadığı kesin. Dere yataklarına inşaat yıllardır her bölgede yapılıyor ve kışın sel baskınlarına neden oluyor ama, belli ki hala akıl koymadık…

 DÖVİZ DEĞİL, TL OLMALI: 

Dövizdeki iniş ve çıkışlar günlük hayatımızı etkiler oldu. Dövizin yükselmesiyle birlikte, insanlar haklı olarak feryat edip, sabitlenmesini talep ediyorlar. Bunların başında ise taksitleri döviz olan vatandaşlarla, okul harçlarını döviz üzerinden ödeyen öğrenciler geliyor. Aslında bunu talep etmek yerine, ev fiyatları, kiralar ve harçlar gibi ödemelerin döviz değil, KKTC’de geçerli para birimi olan, TL üzerinden yapılmasını istemek gerek…  Tabii bu yazdıklarımın boş olduğunu da biliyorum. Bugüne kadar onca kriz yaşadık, kimse parmağını oynatmadı ki…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Tolga Özsağlam (Uluslararası İlişkiler Uzmanı): “Son dönemde yaşanan gelişmelerin bizlere gösterdiği şudur ki, her iki kesimde de çözüm müzakereleri bittiği zaman bazı çevreler temel sorunları ve değerleri görmezden gelerek davranmaktadırlar. Güney Kıbrıs Rum liderliğinin yaklaşımı seçim öncesi ve sonrasına ilişkin çizgisini göstermektedir. Bu çizgide de Kıbrıslı Türkleri ekonomik ve sosyal olarak ‘köşeye sıkıştırma’ projesidir. Bu yaklaşım Kıbrıs Türk toplumunun direncini kırmaz, tam tersine çözüm perspektifine negatif yaklaştırır”…

_______________________________________________________________________________

DİPTEKİLER

Mustafa Kaymak: “Kendi ülkelerinde ayda 50 dolar alan bu insanlar, KKTC’de ayda 500-600 dolar talep ediyorlar” diyen Sanayi Odası Başkanı Mustafa Kaymak, üçüncü ülkelerden çalışmak için gelen işgücünün maaşları konusunda, oda üyelerinin rahatsız olduğunu söyleyerek, bunu ülkedeki pahalılığın nedenlerinden biri olarak gösteriyor…