Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siz de Dövünün, Niye Kanser Oluyoruz Diye…

Gıda güvenliği çalıştayını yaptılar…

Ben denetim eksikliğini, laboratuvar yandıktan sonra analiz bile yapılamıyor oluşunu dert edip, “o insanlardan utanmayacak mısınız” demiştim.

Sonuçlar çıktı.

Aman aman…

Ölmüşüz de üstümüzü örten yokmuş…

Envanter yok, planlama yok, mevzuat işe yaramaz, çiftçinin kullandığı zehirle ilgili eğitimi yok, hal yasası yok, denetim yok, altyapı, personel yetersizliği, ilaçlar satıcısının tavsiyesiyle kullanılıyor ve sonuçta hedef dışı canlıları yok ediyor, son olarak da Tarım Dairesi işini gereği gibi yapmıyor, Tarım Bakanlığı kurumsal yapı olarak yetersiz…

Ben burada sadece özetledim. Merak edenler detaylarını mutlaka açıp okusun. Koca bir şamar…

Yahu ne yapmışız biz 40 yıldır…

Benzeri dünya kadar çalıştay yapıldı daha önce…

Hele o gıda güvenliği yasası çıkana kadar…

Demek ki ders alınmamış, gayret gösterilmemiş. Afrika ülkelerinden beter bir durum çıkmış ortaya.

Yasa çıktı da ne oldu. Bunun da tüzükleri tamam değil. O tamam olsa, gerekçe hazır, “denetim konusunda yetersiziz”…

Burada da yine, kafamıza topuzla vurulmasını konuşuyoruz. Oysa üretici kendisi bizzat o bilince sahip olacak ki, cezaya, denetime gerek kalmasın…

Hani biri gelir, ilk defa Tarım Bakanı olur da, ‘eksikleri görelim, yeni teknolojiyle, yeni uygulamalarla tanışalım’ falan der. Öyle bir durum da yok… Sağolsun Bakan’ın kaçıncı Tarım Bakanlığı… Kimbilir kaçıncı “gıda güvenliği” açıklaması… Ama çok olan laf. İcraat derseniz, durum ortada işte….

Siz de dövünün durun, niye kanser oluyoruz diye…

Bu kadar basit…

Niye böyleyiz..?

Bir kere, dünya hukukunun, uluslararası denetimin, standartların dışındayız.

Ürettiğimizi bir yerlere satma derdimiz de yok.

Eğer dünya ticaretinin içinde olsak, o denetimi en iyi şekilde yaptırırlar adama. Yapmazsan, mal elinde kalır. Nitekim, arada bir satmaya kalktığımızda da üstündeki zehir hemen tespit edilip, geri geliyor zaten ürünler…

Ama şu an böyle bir zorunluluğumuz yok. Kapalı mandıra burası…

O zaman, ne uğraşacaksın denetimle falan… Hele vizyon, mizyon, boş ver… Ölen ölsün, kalan sağlar bizimdir…

Tek bir konuda iyileştirme yapmayan, gün geçirme, yeniden seçilme hedefli siyaset anlayışı, bizi tümden yok ediyor…

 


YERİN KULAĞI VAR

TATAR SESİNİ DUYURAMIYOR MU:

UBP milletvekili Ersin Tatar eleştirilerini yüksek sesle yapmaya başladığına göre, işler iyi gitmiyor demektir. AKSA sözleşmesini, Güzelyurt hastane ihalesini, Ercan’ın durumunu eleştirmiş. Acaba diyorum, bunları partinin organlarında da dile getiriyor mu? Benim tanıdığım Ersin Tatar bunu yapar. Ama anlaşılan, duymazdan geliniyor…

AJDA OLAYI VE BİR PROFESÖR:

Ajda Pekkan’ın bir Bakan eşliğinde Başbakan’ı ziyareti, yakasına boncuk takıp, vatandaşlık istemesi, her ne kadar da şark işi, seviyesiz bir durumsa da, bakmayın siz, iyi oldu. Kamuoyu derin uykusundan biraz olsun uyandı. Yahu arkadaşlar, bu Bakanlar Kurulu haftada 40’ya yakın vatandaşlık dağıtıyor çoktandır. Niye sesiniz çıkmadı hiç? Bu hassasiyeti böyle bir rezillik olmadan göstereceksiniz ki, demokrasi olsun… Bu ülkede yaşayan, yüzlerce can kurtaran bir profesör dün “Ajda Pekkan dururken bana mı vereceklerdi” diye yazdı da, resmen utandım.

“ZAFER KAZANMIYORLAR”:

Cumhurbaşkanı Akıncı, veto edip Meclise geri gönderdiği yasaların, aynen kabul edilmesini eleştirerek, “Veto ettiğim yasaları geçirmekle zafer kazanmıyor, halka kötülük yapıyorlar, halk bunu değerlendirir” yorumunda bulundu. Akıncı’nın bahsettiği “değerlendirme” sandıkta yapılır ama, bizim milletin de çoğu sakatlık umurunda değil. Onun için zafer kazandırıyorlar ne yazık ki…

 

SANKİ BABA MİRASINI DAĞITIYORLAR:

Kamu menfaati gözetilmeksizin el yordamıyla ve alelacele özelleştirmelerin gündeme getirildiğini söyleyen CTP milletvekili Birikim Özgür, 2016 yılının Kasım ayında turizm amaçlı arazi tahsislerinin ihale yolu ile gerçekleşmesi için yeni bir hukuki zemin oluşturulması gerektiğini ancak, UBP-DP hükümetinin bu hukuki zemini oluşturmadığı gibi ihalesiz arazi tahsislerine de devam etmekte olduğunu iddia etti. Çıkmaz tabii, hele bugünlerde verilecek onca arazi, bir o kadar da talipli varken, şimdi ihale mihale, yok canım ne gerek var… Sanki dağıttıkları babalarından miras…

 

SEÇİMİ KİM İSTER:

Gündemden düşen “erken seçim” tartışmaları, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın, “seçimden korkmuyoruz” açıklamasıyla yeniden hız kazanabilir. Yaklaşık bir ay önce siyaset gündemini oldukça meşgul eden, karşılıklı “hodri meydan” çekilen seçim lafını bugünlerde kimse ağzına almıyor. Zaten o karşılıklı efelenmelerin boşuna olduğu ilk günden belliydi. Ama “seçim istemez” denilen Denktaş’ın konuyu yeniden gündeme getirmesi, birilerini harekete geçririr mi göreceğiz…

 

İŞLERİNE GELDİĞİ GİBİ:

KKTC’de bulunan Galatasaray Spor Klübü Başkanı Dursun Özbek Başbakan Özgürgün’ü ziyaret etmiş. Aynı zamanda otelleri de olan iş insanı Özbek’in, KKTC ziyaretinin şahsi olduğu iddia ediliyor. Sahillerimiz  “yatırımcı” adı altındakilere golifa gibi dağıtılırken, bundan faydalanmamak olmaz. Arazi bedava olunca, elektrik borcu affa girince kim gelmez ki. Sadece GS değil, diğer büyük takımlarımıza, tamam gelin yatırım yapın ama, burada kamp da, maç da yapın deseniz, önünüze türlü bahaneler sürerler…


ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Şimdilerde de Mağusa’da inşaat patlaması vardır! Dileyen dilediği gibi kat da çıkıyor, istediği sahile villa da konduruyor. İki katlı evlerin başucuna on kat apartman çıkıyor! Ve öteden beri sahipsizlikten dolayı “malül” olan Gazimağusa artık ekilebilir tarlalara da dikilen apartmanlarla genişleyip şişinirken, Girne’yi Lefkoşa’yı aratmayacak çarpık yapılaşmanın rekortmeni olmak için çirkin ve sapık apartmanları dikmedik tek karış toprak bırakmamak için var hızı ile çalışıyor!…”

 

DİPTEKİLER

Alın Eksik Bir Tüzük Daha… Çevre Mühendisleri Odası açıklıyor, Atık Yönetimi Tüzüğü hazırlanmış, ancak onaylanıp hayata geçirilmemiş… O nedenle çevre koruma adına, dünyanın yüzyıldan fazladır uyguladığı atıkların ayrıştırılması yapılamıyor. Yakıyoruz, yokediyoruz ne güzel, hem çöpleri, hem de doğayı, atmosferi…