Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyasi reklamlardan ne anladınız..?

Seçim bildirgelerini ve afişleri şöyle bir değerlendirdim.
Geleneksel anlayış, öyle çok da düşünülmemiş sloganlarla ve adayların vesikalık fotoğraflarıyla devam edip gidiyor. Belediye başkan adayı için de böyle, belediye meclis adayları için de, muhtarlar için de.
Belki zorlama bir adım ileri gittiklerinde de, birileriyle tokalaştıkları fotoğraflar…
Bunun temelinde, feodal yapımız yatıyor. Hani aile, eş-dost, tanıdık hikayesi. Orada fotoğrafları göreceksiniz, “Hah, ben bu adayı tanıyorum” diyeceksiniz ve oy vereceksiniz. Sayfalar dolusu vesikalık fotoğraf…
Yarıdan fazlasının, binlerce lira harcadıkları bu afişlerde, ilanlarda en ufak bir proje kalıntısı yok bile. 
En azından bir kaç temel proje belirleyip, onların üstüne yoğunlaşsalar, hem akılda kalıcılığı olacak, hem de insanlarda bir algı oluşacak…
Yapan yok mu, var tabii…
Güzel, çekici fotoğraflar, fotoğrafın içinde kendini anlatan hikayeler. O da var. Ve onlar bence insanda daha çok etki yapıyor. Ama ne yazık ki sayıları çok az…
Ha, bir de yine geleneksel “eski defterler” hikayesi var ki, tam anlamıyla miadı dolmuş bir propaganda. Eski gazeteler karıştırılmış ve rakip adaya suçlama yapılıyor. Oysa böyle bir tanıtım, aksine negatif bir algı yaratmaktan başka bir işe yaramaz…
Seçime bir ay kala, apar topar oluşturulan ekipler, ya da yine kısa bir süre önce bir ajansa ihale edilen işler böyle oluyor…
Oysa adaylığı çoktan kafasına koymuş olanların daha hazırlıklı olduğu belli oluyor. Teknolojiyi kullanan ve bu işin ilmini almış olan ekiplerin çalışmaları, kendiliğinden istenen etkiyi yaratıyor. 
Bir düşünün, hangi adayın, hangi sloganı, ya da projesi aklınızda. Gözünüze de aklınızda da hitap eden en fazla bir ya da iki görüntü hatırlayacaksınız…
Demokrasiyi eş-dost, ahbap çavuş olayının dışında görmeye başladığımızda, aslında her şey değişecek. Popülizme kıymet vermeyeceğiz, bencillikten vazgeçeceğiz, toplumsal düşüneceğiz.
Adayların kabiliyetleri, yeterlilikleri sorgulanacak…
Kimin bu toplumu bir yerlerden alıp, bir yerlere taşıyabileceğini ölçüp, tartacağız.
Cesarete bakacağız, birikime bakacağız…
Bugün için ufak tefek kıpırdanmalar görmek umut veriyor.
Ancak daha gidilecek çok yolumuz var…

 

YERİN KULAĞI VAR

DPUG ÖRGÜTLERİNDEN DESTEK:
UBP Lefkoşa Belediyesi başkan adayı Deniz Dana DPUG merkezinden değil ama, örgütlerinden destek almayı başardı. Lefkoşa’daki DPUG örgütleriyle akşamları örgüt binalarında bir araya gelen Dana, verilen destekten oldukça mutlu oldu. Resmi bir destek olmasa da, Mağusa örneğindeki gibi bir desteğin bile, Dana’nın oylarında bir artışa neden olacağı aşikar. Ha, bu oylar Dana’nın seçilmesine yetecek mi, orasını da sandıklar açıldıktan sonra birlikte göreceğiz…

SİYASİLER İÇİN ÖNCELİK, SEÇİM: Sendikalar, bugün Meclis’te ivedilik alınması beklenen, kamuda maaşların eşitlenmesi yasa değişikliğine tam destek vereceklerini belirttiler ve “Bugün Meclis tarihi bir sınav verecek… Buna oy vermeyene, biz de oy vermeyeceğiz” dediler. Söylediklerinin hepsi havada kaldı. Vekillerin seçim gezileri daha öncelikli olduğu için Meclis, toplanamadı… 

DEĞİŞTİREBİLECEĞİMİZİ GÖSTERELİM:
Tüm dertlerimiz bitmiş gibi, şimdi de Anayasa değişikliklerine “evet mi”, yoksa “hayır mı” diyelim derdine düştük. Anayasa’da yapılan ve 29 Haziran’da referanduma götürülecek değişiklik önerilerinin yetersizliği konusunda hemfikiriz. Ancak bir şeyleri değiştirme gücünün bizlerin elinde olduğunu ispatlamak ve istediğimiz zaman birçok şeyi değiştirebileceğimizi göstermek için desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Hele bir başlayalım, inanıyorum ki gerisi de gelir…

GENÇLER GELECEĞİMİZ:
29 Haziran yerel seçimlerinde eskilerle birlikte yarışa giren çok sayıda genç aday dikkat çekiyor. Girne’de değişim ve dönüşümü sağlamak için TDP’den aday çıkan avukat Mustafa Şener onlardan sadece birisi. Vizyonu olan ve Girne’yi hak ettiği yerlere taşıyabilecek bilgi ve projelerle yola çıkan Şener, genç neslin yeni temsilcisi olarak öne çıkıyor. Kazanır veya kaybeder, orası önemli değil. Önemli olan böylesi gençlerin, bilgi ve vizyonlarıyla ülkenin geleceği için önemli bir kazanç olduğudur…
 
TRAMVAYLA LEFKOŞA TURU:
CTP Lefkoşa Belediye Başkanı Kadri Fellahoğlu’nun dünkü basın toplantısında açıkladığı 2 proje beni oldukça heyecanlandırdı. Bir tanesi, Şemi Bora döneminde hazırlanan “Dereboyu”na alternatif paralel yol projesi. Fellahoğlu her türlü hazırlığın tamam olduğunu söylüyor. Bir diğeri, Kumsal-Arasta güzergahında çalışacak tramvay projesi. Yol ve çöp sorunu ortada dururken, “tek eksiğimiz tramvay mı?” diyebilirsiniz ama, çağdaş ve modern bir başkent olmak istiyorsak, büyük düşünmemiz gerekir…

SON KURŞUN:
Propaganda döneminin başlamasıyla birlikte kitapçığı ile yollara düşen Mehmet Harmancı ve ekibi, kurşunu erken tüketti anlaşılan. Önümüzde kritik bir hafta var ve diğer adaylar atak üstüne atak yapıyorlar. Harmancı’ya tavsiyemiz, son haftaya girilirken seçmeni heyecanlandıracak bir şeyler yapması, tanıtım kitapçığındaki güzel projelerini daha sık anlatması. Mustafa Akıncı’nın desteği iyi oldu ama, bu son hafta için de değişik ve ilginç bir şeyler bulmak ve seçmeni ayağa kaldırmak zorunda…

ZİRVEDEKİLER
Sibel Siber: Lefkoşa’ya bir müze kazandırma hayalini adım adım gerçeğe dönüştüren Sibel Siber, Lokmacı kapısı bölgesinde, 40 odalı metruk bir yapının restore edilerek, “Çağdaş Sanat Müzesi ve Çok Amaçlı Kültür ve Sanat Etkinlikleri”  merkezine dönüştürülmesi konusunda Vakıflar İdaresi ile işbirliği protokolü imzaladı. İçine girilmez durumda olan o sokağın ne hale geleceğini ben de hayal edebiliyorum. Aynı zamanda turizm açısından da çok büyük bir eksik giderilmiş olacak…

DİPTEKİLER 
Soma Kesintisine Karşı Çıkanlar: Sendikalardan bazıları yüzde 1’lik kesintiye karşı çıkıyor ve olayı mahkemeye taşıyacaklarını söylüyor. Bir kere olay gönüllü. İstemeyenden, kesinti yapılmayacak. Bir de “Soma olayı özelleştirme politikalarının sonucudur” gibi bir gerekçe var ki, onu hiç anlamadım. Niyet  zaten mağdurların yanında olmak değil mi?  Biraz vicdan lütfen…