Köşe Yazarları

SİYASİ PARTİLER FARKLILIKLARI

Eğri oturup doğru konuşalım. KKTC’deki siyasi partilerimiz “çözüme” neden ayrı gayrı ve kendi kafa yapılarını yansıtacak politik görüşleriyle baksınlar? Eğer söz konusu olması gereken “Kıbrıs Türk halkının çözümle birlikte sağlayacağı “ulusal çıkarları” ise!

YANİ: şöyle mi düşünmek gerekiyor: “Bazı siyasi partilerimiz Türklerle-Rumlar arasında oluşturulacak birleşik Kıbrıs’ı Rum ağırlıklı bir federal sistem içinde kabul ederlerken, bazı siyasi partilerimiz de Kuzey’de kesinlikle Türk yönetimi oluşumundan kaynaklı bir siyasi iradeye sahip federasyon gözlemektedirler? Daha Açık ifadeyle neden bazı partilerimiz “federalizmi” yeterli bulurken, bazı siyasi partilerimiz  konfederal sistemi savunmaktadırlar?

HATTA: Neden bazı siyasi partilerimiz iki bölgeye bile gerek duymadan AB müktesebatı çerçevesinde dolayısıyle “Türkiyesiz” bir Federasyonu yeterli bulurlarken; bazı partilerimiz de “Türkiyesizliği” ret ederek, kapsamında dört özgürlük gibi “Rumların Kuzey’i deleceği” bir federasyona karşı çıkmaktadırlar?

VE NEDEN? Önceleri “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin etkin garantörlüğünü içeren bir çözüm gözlenirken, gitgide bu ilkeden sapılarak çözümün odağına, “birleşik Kıbrıs” efkârından doğan “bütün Kıbrıs ve Kıbrıslılar” denen “Kıbrıs halkını” oturtmaya çalışıyorlar?

NEDEN AMA? KKTC’de neden bu kadar farklı siyasi görüşler vardır? Hâlâ bir “ulusal davaya” sahip olamadığımızdan mı? Yoksa “Rum halkı ile bu adada federasyon çatısı altında ve ortak çıkarlarda “Kıbrıslılar” olarak buluşabileceğimiz inancının kabul ettirilmeye çalışılmasından mı?

GÜNEY’İN KUŞKUSU: Rum tarafı UBP-DP koalisyonuna kuşku duyuyormuş! Tabi çözümü olumsuz etkiyeceklerine inandıkları için. (Hatta “krizin özellikle yaratıldığını” söyleyenler de var ancak bu söylentiler de bizim taraftan işitiliyor!)

NEDEN: Rum tarafı “CTP-UBP koalisyonundan kuşku duymuyordu da “UBP-DP koalisyonundan kuşku duyuyor? Sorunun yığınla cevabı yoktur çünkü “tektir!” Çünkü Rum tarafı için müzakere masasında istediklerini elde etmek CTP ağırlıklı Koalisyon hükümetinde tabi CTP’den dolayı daha olasıydı. Oysa Şimdilerde karşılarında “milliyetçi” olarak nitelendirdiklerinden (faşist” dedikleri,) “iki faşist sağ parti vardır!

UZATMADAN: Rum tarafında yarattığımız imajlardır bunlar! Ki buna göre Kuzey’de kendilerine kolay teslim olabilecek siyasi partiler de vardır, isteklerine boyun eğmeyecek faşist ve zor partiler de!” Gerçekten öyle miyiz?

 

YENİ HÜKÜMET: (VE ESKİ PROGRAMLA YOLA DEVAM MI?)

Elimin altında artık sakıt duruma düşmüş CTP-BG ile UBP’nin oluşturduğu “Hükümet Programı” var. Acıyla son bir kez daha göz attım. Ayına, gününe kadar takvimlenmiş. Meclis’te okunmasına ise şu girişle başlanmış: “Sn. Başkan değerli milletvekilleri. 2013’ün Eylül ayında kurulan CTPBG–DPUG hükümetinin, istifasını Cumhurbaşkanına sunmasının ardından oluşan yeni durumu değerlendiren CTP ve UBP ülkedeki köklü reform ihtiyacının ancak geniş tabanlı bir hükümet modeli ile karşılanabileceğini tespit etmiş ve bu tespitten hareketle bir Koalisyon hükümeti kurmaya karar vermiştir…”

Elimdeki bu programı “nasılsa kadük oldu” düşüncesinde yırtıp atmadım. (Zaten sonradan hiç dönüp bakmadığım halde hiçbir kupürü atmıyorum ki iki metre karelik inimde dönmeye bile yer kalmadı!)

Programa hüzünle baktım. Çünkü iddialıydı! Kararlıydı! KKTC’nin yeniden yapılanması inancını taşıyordu! Ve bunun için özellikle vurguluyordu: “Geniş tabanlı bir koalisyon hükümeti!” Tabi ki programı başarma umudunda.

NE OLDU? “Güçlü” dediğimiz hükümet 10 buçuk ay bile dayanamadı! Yok, “hükümeti UBP yıktı” gibilerinden söylemler de hiç geçerli değil, çünkü yıkılması için ortak CTP çok uğraştı!

Nitekim önce CTP-UBP hükümeti Türkiye’nin akıttığı suda boğuldu! Zaten daha o günden bu hükümetin dağılması gerekirdi çünkü Ankara ile başlatılan yersiz tartışmalar, TC ile öteden beri iyi ilişkiler sürdüren UBP’nin benimseyeceği siyasi tavırlar olamazdı! Nitekim Mali Protokol gündeme geldikte hükümet bozuldu.

YENİSİ: Eğer UBP ile DPUG başarır da hükümeti oluşturursa bir iki hafta sonra yine Meclis oturumunda Hükümetin Başbakanı; “Sn. Başkan Sn. Milletvekilleri” diye başlayacak bir Hükümet programı okuyacak ve yine reformlardan bahsedecek. Meğer “siyaset” de tekerrürmüş!

 

KISACA TAKILDIĞIM: (ESKİ HÜKÜMET PROGRAMI BİLE İDARE EDER!)

Yeni hükümete naçizane tavsiyemdir: Şu elinizin altındaki giden hükümetten kalma programı uygulayın yeter! İçinde istenilenden alâ reformlar da vardır, “Kıbrıslıları” tatmin edecek TC’den soyutlanmış “Kıbrıslılık” da vardır. Mesela: Enerji başlığı altında “Kıb-Tek’in AB normları çerçevesinde makul fiyatlarla elektrik dağıtımı gözetilerek 24 ay içinde yeniden yapılandıracağı” vardır.

Mesela: 2018-2022 dönemi hedef alınarak (pardon, on buçuk ayda yıkılan hükümetin bakın 2022’lere kadar uzanan ne büyük hayalleri vardı!) hem finansal hem de kurumsal daha güçlü belediyeler oluşturulacağı vaadi vardır…”

Mesela: “Kooperatifleşmeler her alanda teşvik edilecek ve yaygınlaştırılacaktır. Köylerde el tezgâhlarında, atölyelerde ve evlerde yapılan katma değeri yüksek ürünlerin izlenebilirliği sağlanacaktır” gibilerinden yeni atılımlar vardır…” Falan…

LAFIN KISASI. Her yeni hükümet bir yeni umuttur. Kıbrıs Türk halkının ise bitmeyen “umuda yolculuk” serüveni vardır! Her gelen hükümeti “daha iyisine daha güzeline sahip olmak” için gözledi. Ve bugüne kadar hep hüsrana uğradı! Eee, artık “uğratmayın!” Ki halk “bu basiret dolu değişim nasıl oldu” diyerek küçük dilini yutarken, şaşkınlığından şaşkın ördekler gibi vakvaklasın!

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı