Köşe Yazarları

SİYASETTE ŞEHİT EDEBİYATI…






Şehitler, hepimizin şehitleri. Biz yaşta olanlar da birkaç nesil gazi…

Hayattayız, ölmedik daha. O insanlara minnetimiz, saygımız baki. Ama Kıbrıs Türkü genel anlamda ne şehitleri ne milliyetçiliği ne vatan sevgisini istismar eder. Onurdur, gururdur ama malzeme yapmaz…



Yapmadığı gibi, yapanı da sevmez. Hani mal mülk davasına ya da seçim zamanlarında şehit edebiyatı yapana sıcak bakmaz. Savaş gören bu topraklar, acısını içine gömmeyi seçmiştir. İstismar edene “bakayım ne çıkarı var” diye bakar hep…

Şimdi şu anda, savaştan neredeyse yarım asır sonra, üstelik de bunca sorun varken şehit edebiyatı yapana da sıcak bakmıyor.  Zaten yapan da kendi kamuoyuna söyleyemiyor bunları…

Oysa bunlar karın doyurmuyor…

Şehide saygı sözlerini günde birkaç defa dile getirenler, keşke şehitlerin verdiği mücadeleye layık olmak için de bir şeyler yapıyor olsa.

En azından kurulan devleti doğru dürüst yönetebilseler.

Olanı da berbat edenler, milletçilik bayrağına sarıldıkça bir o kadar da itici, can sıkıcı oluyor.

Toplum kimin ne olduğunu biliyor çünkü…

 

HERŞEY YAP BOZ…

Kendi de parça körce olan hükümetin alacağı karardan ne olacak; 24 saat içinde değiştiriyor.

Dün yazmıştık, İngiltere’den ‘sadece kendi vatandaşını karantinasız getirme, turiste de ihtiyacı var bu ülkenin; yap denetimini getir turisti’ diye.

Biz yazıyı yazıp gönderdik, aldıkları kararın üstünden bir gün bile geçmeden değiştirdiler. İngiltere’den gelen her kim olursa olsun, aşılıysa karantina yok.

Bir başka tornistan karar daha… Cafe, restoran gibi mekanların kapalı alanlarına aşısızlar, testsiz girebilecek…

Aslında çoktandır biliyorduk da bir kez daha gösterdiler; bu kararlar ala guduru alınıyor. Üstünde inceleme, düşünme, değerlendirme falan yok.

Eğer niyet dört başı mamur kararlar almak, hastalığı gerçekten önlemek ya da piyasaya zarar vermemek olsaydı, o kurulun içinde meslek gruplarının temsilcileri de olurdu.

Kuşku yaratan, adil olmayan, günü birlik değiştirilen kararlar alan bir Üst Komiteye de o Komite’nin kararlarını ülkenin şartlarına hiç bakmadan uygulamaya koyan, dakika başı bozan, değiştiren Bakanlar Kurulu’na kimse güvenmiyor.

Düşünsenize, ne kadar kaypak bir zeminde yaşıyoruz. Hakkınızda alınacak kararlara güvenmediğiniz, doğruluğuna inanmadığınız, her an değişmesini beklediğiniz bir ortam bu.

Bekle de istikrar olsun, yatırım olsun.

Olsa olsa bütün bunlardan çıkar sağlayan fırsatçıları doğurur. Bu dönemde kimlerin köşeleri döndüğünü gözünüzün önüne getirin, anlayacaksınız…

 

 

YERİN KULAĞI VAR

NE ELÇİLER GÖRDÜ O SARAY:

Pakistan’ın Türkiye Büyükelçiliği’nin konsolosluk memurları da gördükleri itibardan şaşkındırlar sanırım. Sekreter düzeyindeki memurlar, bilmem kaçıncı defa görev yapmaya gelmişler, bu defa sarayda kabul ediliyorlar, bir de üstüne kapıda fotoğraf çektiriyorlar. Ne komik ne iç acıtıcı  fotoğraflardı onlar. O saray ki, Cumhuriyet döneminden beri bütün dünyanın öyle sekreterlerini değil, büyükelçilerini ağırladı. Yalnızca Tatar şu 6 ayda kaç büyükelçi kabul etmiştir? Amerikası, İngilizi, AB elçileri… Nedir yani bu? Sekreterler KKTC’yi tanıyordu bir şey?

 

TEHLİKELİ FEDERASYON BİTMİŞ:

Ersin Tatar Anadolu turlarına devam ediyor. Daha çok ziyaret edip, kaynaşma sağlayacakmış. Tarsus’ta “Tehlikeli federasyon görüşmeleri bitti” demiş. Şimdi bu konuşmaları dinleyen o insanlar, bu ülke halkının hala daha yüzde 70’lerde federasyon istediğini duyduklarında, kaynaşırlar mı, yoksa “vay nankörler” mi derler?  Tabii ki ikincisi. Sosyal medyaya bakın, görürsünüz…

 

BU HÜKÜMET GİTMEZ:

Zorlamayla, yalvar yakarla yaklaşık 7 aydır görevde olan Saner’in yamalı bohça hükümetinin artık daha fazla gidecek yolu kalmadı. Saner, “azınlık hükümeti” sözüne kızıyor ama, şu anki durumu “azınlığın da azınlığı” bir hükümet durumunda. 19 UBP, 1 YDP, DP ise 1 garanti ama diğer 2’si rüzgara göre değişiyor. Bu hesaba göre Saner’in şu an elinde sadece 21 garantisi var. 3’de bağımsızı koysan eder 24… Siz bakmayın, seçim UBP kurultayından sonra” dediklerine. Hele bir 20 Temmuz geçsin, siyaseten önemli değişikliklere hazır olun…

 

AT DA KORKMA:

“Akaryakıta zam gelmesinin önüne geçtik”… “Piyasayı ucuzlatacağız”… Bunları söyleyen, “ucuzcu bakan” Erhan Arıklı. Zam kararını aldıran da o. Mayıs’ta 2 kez, Haziran’da ve Temmuz’da birer kez zam. Akaryakıt fiyatlarıyla, doğal olarak, iğneden ipliğe her şeye zam. Ne dedilerse tersini yaptılar. Hiçbir bahane duyulan öfkenin önüne geçemez artık. Neyseler o… At da korkma, altta kalanın boynu kopsun. “Geleceğe birlikte yürüme” hayalinde olanlar, zamlardan da memnundurlar herhalde.

 

ERSAN TATAR KİM, İBRAHİM SATEN KİM:

Erdoğan’ın KKTC ziyaret programıyla ilgili yayınlanan broşürde yer alan 2 ismin kim olduğu merak uyandırdı. Mesela Ersan Tatar kim, İbrahim Saten kim? Bu isimlerin kim olduğunu bilen var mı? Sizin yapacağınız işten ne beklenirdi ki. Kendi adınızı bile doğru dürüst yazdırmaktan acizsiniz…

 

VAH AFET HANIM VAH:

Afet hanımın bakanlık hayli Saner tarafından söndürülüyor. 3-5 aylığına olsa bile o koltukta oturmayı hayal eden Afet Özcafer, belli ki Saner’in hışmına uğradı. Onayını, yok “Tatar gelsin de vereyim” dedi, Tatar geldi, gitti ama, Afet hanımın atanma yazısı bir türlü Tatar’a ulaşamadı. Her ne kadar “3-5 aylığına bakan olsanız ne olur” dese de içinin öyle söylemediğini hepimiz biliyoruz. Hele de seçim öncesi o koltukta oturmak çok önemli. Ama muhtıra da verseler, tehdit de etseler Saner’i ikna edemiyorlar. Olan da Afet hanıma oluyor…

 

KİMİN UMURU:

Sevgili Rasıh Reşat fareyle mücadele konusundaki ihale rezilliğini yazdı. Yapılmış, bozulmuş, yapılmış, bozulmuş. Bugünün meselesi değil. Geçen sonbaharda Karpaz’ı ziyaretimizde, harnıp ağaçlarının neredeyse tümünün kuruduğunu görüp, kahrolmuştuk. Adana kökenli 75 göçmeni bir hanım; “Geldiğimiz günden bu yana her yıl düzenli olarak ilaçlama yapılırdı. 2018’den beri tek bir ilaçlama yapılmadı” demişti. Ardından Tarım Dairesi “elde ilaç yok” falan diye bir açıklama yapmıştı. Demek kalan ağaçlar da bu yıl kurumuş.  İlaçsızlık değil aslında başarısızlık, beceriksizlik, vurdumduymazlık…







Başa dön tuşu