Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyasetçinin “nadasa” yatanı makbul oldu

Demokrasilerde başarılı olamayan siyasetçinin siyasetten istifa ederek ayrılması büyük bir erdem göstergesi olmakla beraber normaldir.

Bizde bu istifa müessesi farklı niyetle başvurulan bir şekil aldı.
Başarısız olan siyasetçi istifa etmeyi siyasetten ayrılmak için değil bir üst göreve aday olmak için ön koşul olarak görmeye başladı.
İstifa ederek bir adım geriye perende alınıyor ki sonrasında daha kolay iki adım ileriye sıçrayabilsin.
İstifa ederken hedeflenen mantık ve beklenti bu hale gelmiş.
Sanırım bu taktiğin ilk başarılı uygulayıcısı da Eroğlu oldu.
Kaybedilen bir genel seçimden sonra UBP Genel Başkanlığı’ndan kendi isteği ile çekilmişti Eroğlu.
Sonra da şartlar elverişli olunca 70li yaşına rağmen taze siyasetçi gibi önce tekrar parti başkanlığına sonra da partisini tek başına iktidara taşıdı. Hemen bir yıl sonrasında da ilk turda Cumhurbaşkanı seçildi.
Bu yolla başarıya ulaşan en son örnek Akıncı oldu.
Akıncı, uzun bir süre siyasete ara vermişti. O da hiç siyasette yer almamış gibi geri gelip “değişimi” temsilen geçen ay Cumhurbaşkanı oldu.
Devam edelim mi sıralamaya?
Talat’ta 2010’da Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedince partisine geri dönmemişti.
Eroğlu ve Akıncı’nın siyasi kariyer yolundan gitme niyetinde geçen ay CTP Genel Başkanlığı’na taze kan olarak aday oldu Talat.
Neden olmasın?
Eroğlu ve Akıncı aktif siyasete ara vererek tekrar seçim kazanmayı başardıysa ben de ayni yolu izleyerek başarabilirim diyordur Talat.
Bu taktiği düşünerek adım attığını düşündüğüm en son örnek Serdar Denktaş oldu. Geçen hafta hükümetteki görevinden söylediklerinin ötesinde başka bir hesapla istifa etti Denktaş.
Beş sene önce elini öptüğü Eroğlu’nun siyasetten çekilmesiyle sağ tabana sahip çıkmak için Başbakan Yardımcılığından ayrılma kararı aldı. Sağın liderliğine hükümetteki görevine devam ederek üretken olarak yapmayı kendi siyasi geleceği açısından riskli gördü. Bir sonraki seçimlerde Cumhurbaşkanı olma şansını artıma hesabıyla bu kararı aldı diye düşünüyorum.
Benim takıldığım nokta, bulunduğu görevde elindeki yetkiyi kullanarak politika üretip başarılı işlere imza atıp Cumhurbaşkanlığı’na aday olmak yerine görevi bırakmayı tercih etmesi.
Serdar Denktaş parti başkanlığından da çekilirse ben şaşırmam. Milletvekilliğinden, hatta partiler üstü aday olmak için DP Başkanlığı’ndan da çekilirse de şaşmam. Tüm bunları Cumhurbaşkanlığı’na aday olmak ve kendince seçilme şansını artırmak için yapmasını doğru bulmam ama.
Nasıl bir psikolojidir bu?
Siyasette iş yaparak değil de iş yapma sorumluluğu olmayacak pozisyondan eleştiri getirerek daha üst siyasi bir göreve aday olmak genel kabul gören bir yol olmuş. Sen seçimle bir göreve gel. Ortaya başarılı performans koyma. İstifa et, sonra da bir üst göreve aday olmak için tekrar aday ol.
Tarımda ekili alanları belli sürelerle aynı verimi tekrar alabilmek için belli sürelerle nadasa yatırma vardır.
Ama uzun bir süre üretken olmuş topraklara nefes aldırmak için bu yapılır.
Tarım arazileri için var olan bu nadasa yatırma hadisesini bizim siyasetçimiz farklı algılamaya başladı.
Halk da buna bir şekilde rağbet ediyor.
Garip bir demokrasi ritüeli yaratmış durumdayız.
Başarılı olamayanın bir üst göreve umut ve değişimi temsilen seçilebilmek için istifa ettiği bir demokrasi ritüeli yarattık.
Politika üreterek siyaset yapmaktan ümidini kesmiş siyasetçi, bir üst siyasi göreve gelebilmek için istifa ederek siyasete geri dönmek istiyor.
Normal mi bu?