Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyasetçiler Ercan’daki rantın parçası mı?

Ercan Devlet Havaalanı’nda devlet sözünü tutmadı.

Ciddi bir belirsizlik içerisinde, Ercan’ın yeniden inşa edilip edilmeyeceği tartışma konusu…
Bir taraftan Ercan Devlet Havaalanı’na yeni terminal binası yapılması beklenirken, diğer taraftan, mevcut terminal içerisinde hummalı bir çalışma var.
İlgili şirket, Ercan Devlet Havaalanı’nın mevcut halini devraldı, devlete de 100 milyon Euro ödedi. Devlet bu 100 milyon Euro ile “sadece maaş” ödedi, öylece kaldı.
Ercan’da, “yer teslimi” yapılamadığı için de yeni terminal binası inşaatı başlamadı, başlayamadı.
“Bu ülkede bir canlılık yaratır” düşüncesi ile ciddi kesimler, yatırımın başlamasını bekliyor.
Bahsedilen rakamlar 300-400 milyon Euro civarında.
Ama tık yok…
Maalesef, hükümetin Ercan’da seyrettiği olaylardan biri budur.
Mevcut durumu kabullenen hükümet, tüm bu yaşananları yok saymaktadır.
“Gelirsem Ercan ihalesini iptal edeceğim” diyen hükümetin DP kanadı, şimdi yeni durumda pozisyon almaya çalışmaktadır.

Bir de CAS işi var…
Olayın bu yönünü hiç sormayın.
Nasıl kurulmuştu CAS…
Türkiye’nin dev havaalanı işletme şirketi HAVAŞ ile KTHY ortaklığında.
KTHY batınca, hisseleri devlete kaldı ve “Devlet-HAVAŞ” ortaklı bir işletme oldu.
Ama devlet oralara hiç uğramadı.
Bağıra bağıra kapandı CAS…
Çalışan sokağa indi…
Çalışana dendi ki, “Merak etmeyin ya biz işleteceğiz, ya da yenisini kuracağız…”
Peki ne oldu?
Ne kurma girişimi var, ne işletme…
Yer hizmetleri, Ercan’da “tek şirket” üzerinden yürütülüyor.
İstanbul Handling, 24 saat, uçuşların aksamaması için çalışıyor.
Çalışıyor ama şikayetler de bitmiyor.

Şimdi sıkı durun
Hava-Sen Başkanı Buran Atakan, dün bir ihbarda bulundu.
“DP içerisinden CAS’ta görevlendirilen isimler, odaların boşaltılmasını istedi…”
Bu ne demektir?
“Ercan’dan çekiliyoruz…”
Hani yeni şirket kurulacaktı?
Hani siz işletecektiniz?

Hani HAVAŞ’ın hisselerini alarak yola devam edecektiniz?
Daha 48 saat geçmedi, işçiye verilen sözün üzerinden.
Peki neden, “Odaları boşaltalım” talimatları veriliyor…
Çünkü, kafaların arkasında “başka bir şey var…”
Ercan’da “faaliyet” planları belli ki rafa kalktı… Ya da “çöpe” gitti…
Şimdi yeni bir pozisyon alınıyor…

İddialar, siyaseten üzücü
Düşünün…
Birçok sorun var…
Oralarda ciddi paralar dönüyor…
Ne denetim adına, ne yatırımın önünü açmak adına “devlet” yok…
Hükümet politikası yok.
“Mongol” bir adama benzetiyorum hükümeti…
Hiçbir soruna “anında ve çözüm üretici” müdahale edemediği gibi…
Ercan’a da edemiyor.
Edemediği için de bunlar yaşanıyor.
Yeni işsizler ordusu CAS üzerinden yaratıldı.
Hükümet seyretti.
“Demeç üstüne demeç” verenler…
“Tası- tarağı toplayıp” kaçma modunda…
“Mongol adam” modundaki hükümet, hiçbir soruna müdahale edemediği gibi, Ercan’da da seyrediyor.
Bazı uygulamaları benimseyemediği, bazı uygulamalara alışamadığı gerekçesiyle vatandaş da Ercan ile ilgili gel-gitler yaşıyor.
Acilen, “Ercan” odaklı bir formüle ve efora ihtiyaç var.
CAS çalışanları ne olacak?
Ekonominin çarklarının dönmesi için ciddi katkı sağlayacak yeni terminal binasının inşaatı ne zaman başlayacak?
Aksi durumda, “siyasetçiler bilinçli rant alanı yaratıyor ve bundan nemalanıyor” yaklaşımı ağırlık kazanacak.
Yatırım yapana da yazık, siyasetçiye de yazık.
Aksi için bir çalışma kaçınılmazdır.

***

LTB Meclis tutanakları inceleniyor
Lefkoşa Türk Belediye Başkanlığı görevini devralan Mehmet Harmancı, bir taraftan mali konularda çıkış yolu arıyor, diğer taraftan da “hukuksuz icraatların” peşine düştü.
Harmancı, geçmiş sekiz yılı kapsayan “belediye meclisi toplantılarını” mercek altına aldı.
Çok sayıda hukukçunun incelediği tutanaklarda, başta “usulsüz istihdamlar” olmak üzere, birçok konu mercek altına alınacak.
Hukukçuların tespitine göre de yol haritası belirlenecek.
“Ala keyfi” yapılan istihdamların tespiti halinde uygulanacak yöntem için tartışmalar sürüyor.
LTB’nin en büyük sorunu olan personel yapısı ile ilgili Harmancı “cesur adım” atabilecek mi? Göreceğiz…
Ancak, yıllardır, “meclis üyeliğine seçilenler istediği ismi bildirsin de işe alalım” yaklaşımı hala hafızalarda…

***

Özgür: Kimse istifa etme lüksüne sahip değil

Önceki gün köşeme taşıdığım CTP Girne Milletvekili Ömer Kalyoncu’nun “Milletvekilliğinden istifa edebilirim” sözlerine CTP Milletvekili Birikim Özgür’den yanıt geldi. İşte Özgür’ün verdiği yanıt:
“Sevgili Hüseyin Ekmekçi,
CTP’de seçim sonrası değerlendirmeler devam ediyor. Yaşadığımız hassas dönem CTP’nin yaşayan bir organizma olduğunun göstergesidir. Kaybettiğimiz belediyelerle ilgili bazı partililerimizin duygu yüklü yaklaşımlar sergileyebileceğini göz önünde bulunduruyoruz ama aynı zamanda seçim sürecine ilişkin iddiaları hassasiyetle değerlendirme ve en geç bir ay içinde gereğini yapma konusunda da kararlıyız. CTP “kol kırılır yen içinde kalır” yanlışına düşmeden sıkıntılarını aşacaktır.
Toplumsal değişime ve dönüşüme inananların üretken, uyarıcı ve kucaklayıcı olabilmesi halinde bu devinimin partimiz ve toplumumuz açısından güzel sonuçlar doğuracağından kuşkum yoktur.
Partimizin dünü, bugünü ve geleceği arasında doğru köprüleri kurabilmeliyiz. Bu da birbirimize sahip çıkmaktan geçer.
Partimizde belli tartışmaların tarafı olanların unutmaması gereken bir şey vardır o da geleceğe karşı sorumluluklarıdır. Henüz seçim süreciyle ilgili parti yönetiminin araştırmaları sürerken kimsenin birilerini partiden uzaklaştırmayı bir yöntem olarak önerme hakkı olamayacağı gibi kimse de gözlemlediği sorunlardan ötürü istifadan söz etme lüksüne sahip değildir. Herkesin ise parti organlarınca alınacak kararlara uygun şekilde geleceğe katkısını sürdürmek gibi bir sorumluluğu vardır. CTP kültürü bunu gerektirir.
Partimizdeki geçmiş değişim evrelerinde yaşanan acı tecrübelerden dersler çıkarmalıyız. 1990’lı yıllarda yaşanan sorunlara zorla ideolojik kılıf uydurma çabasıyla gelişen ‘partiyi liberaller ele geçiriyor’ tarzı söylemlerin partimize bir faydası olmamıştı. Bugün de somut toplumsal sorunlara partimizin ilke ve değerlerine bağlı kalarak somut çözüm önerileri sunmak yerine benzer yöntemlere yönelmenin hiçbir toplumsal kazanıma yol açmayacağı çok açıktır.
Tüzüğümüzü en kısa zamanda gözden geçirmeli ve belli başlı görevlere ilişkin süre kısıtlamasına gitmeliyiz. CTP’nin geleceğini kurgularken herkesin tecrübesine ihtiyacımız vardır. Parti yönetiminin seçim sürecine ilişkin yürütmekte olduğu araştırma tarafsız bir biçimde sonuçlandırılacaktır. Ancak bilinmelidir ki partimizin bugünlere gelmesine katkı yapmış olan herkes bizim için bir değerdir ve onlardan öğrenecek daha çok şeyimiz vardır.
‘Kalyoncu istifanın eşiğinde’ başlıklı yazın üzerine bu düşüncelerimi paylaşma ihtiyacı hissettim.
Bizim, CTP ailesinin yaşça daha genç bireylerinin, ülkenin geleceğine katkı yapmak kadar birikimlerimize sahip çıkmak, son nefesine kadar her bir CTP’linin CTP’liliğini gururla, onurla duyumsamasını sağlamak gibi de bir görevimiz vardır.
Doktora çalışmalarımı tamamladıktan sonra 2008’de ülkeye kesin dönüş yaptığımda Ferdi Sabit Soyer’i ziyaret etmiştim. Bana o gün değerli bir anısını aktarmıştı. Naci Talat, “bir gün gelecek biz bastonumuzla CTP’yi yönetenlerin yanında gururla yürüyeceğiz” demiş bir sohbetlerinde kendisine. Naci Talat’ı erken denilebilecek bir yaşta kaybettik maalesef. Özker Hoca’ya da bu gururu yaşatamadık. CTP’yi gelecekte kimlerin yöneteceğini bilemeyebiliriz ama benim kendi adıma bildiğim bir şey vardır o da partimize karşı sorumluluklarını bilen her CTP’linin bu gururu yaşayabilmesi için bir parti üyesi olarak elimden gelen tüm çabayı sergileyeceğimdir.
Bu duygu ve düşüncelerime köşende yer verirsen memnun olurum.
Sevgilerimle.”