Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Siyaset sorunların önüne geçiyor

UBP ve DP-UG’den gelen “Yok olmaz… Yapabiliriz… Yapmayacağız… Ben öyle demedim” gevelemelerinin arkasından, iki partinin başkan ve genel sekreterlerinin yaptığı toplantıdan, yerel seçimler konusunda iş birliği arayışlarının sürdürülmesi kararı çıktı.  Dedikleri; “İyi niyet var… Zemin oluştu”.
İki parti, kamuoyuna açıkça deklare etmemiş olsalar da, 2006’da bu işbirliğini yine yapmışlardı. Yine DP, CTP ile hükümetteydi. Herhalde o günlerde bunu açıklamanın etik olmayacağını düşündüler, ama bugün açık açık, göstere göstere yapıyorlar.
Dün de yazdım, bu işbirliğine en çok ihtiyacı olan UBP’dir. Bir seçime girecek ne parası var, ne de idari yapısı uygun. Karmaşa devam etmekte. Bir Başkan var mı yok mu belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor. 
DP-UG’de ise, taban karşı. Ama öte yandan, işbirliği lobisinin elemanları, 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir güç birliği sergilenmesinin şart olduğunu bilerek, partiyi buna sürüklemekteler. Onların aklındaki sadece seçimde işbirliği değil tabii. Bu lobinin elemanları, İrsen Küçük-Eroğlu kavgasında taraf olup,  Bakanlık koltuğunu kaybedenler. Bu durumda mevcut hükümetin yıkılıp, yerine UBP-DP-UG koalisyonu kurulmasının da derdindeler. Hatta bir birleşmenin de… Hatırlayacaksınız, bu listedekilerden bazıları, 2006 seçimlerinde de, Lefkoşa’dan UBP’nin adayı Şemi Bora yerine, DP adayı Cemal Bulutoğluları’nı açıktan desteklemişlerdi. Nitekim bundan kısa bir süre sonra da CTP başka ortak arayışına gitmiş, ÖRP ucubesi ortaya çıkmıştı.
O cephede durum bu da, CTP ne diyor? Başkan Özkan Yorgancıoğlu bunu “Kabul edilmez ve etik olmayan bir yaklaşım” olarak değerlendirdi. İkinci olarak da bu akşam yapılacak CTP, MYK ve Parti Meclisi’nde konuyla ilgili bir durum değerlendirmesi  yapılacağı haberleri geldi.
Dün radyo Havadis’te Birikim Özgür’le birlikteydik. Özgür, tabanın rahatsızlığını açıkça söyledi ve “Yüzde bin bu işin müsebbibi Derviş beydir. Yerel seçimleri kullanarak Cumhurbaşkanlığı seçiminin antrenmanı yapılıyor” dedi. Bence de öyle, Derviş bey şu anda en iyi bildiği işi yapıyor…
Özgür, Eroğlu’nun “hükümeti kurcalaması”nın ardında aynı zamanda Kıbrıs konusu olduğunu da düşünüyor. Yani, olası gelişmelere karşı, “hazır” bir sağ ittifak…
“Peki CTP bu durumda ne yapacak” dediğimizde, partisinin de olaya Kıbrıs konusu bağlamında bakacağını açıkladı ve “Çözümün sekteye uğramayacağı bir formül bulmamız gerekiyor” dedi. Benim bundan anladığım, CTP, hükümette olmanın mı, yoksa dışta kalmanın mı daha iyi olacağına, Kıbrıs konusu penceresinden bakacak ve diğer sorunları sineye çekecek.
O diğer sorunlar konusunda da Özgür, hükümetin “değişim yapacağız” diyerek kurulduğunu, ancak bugün hem hükümetin, hem de Meclis’in çalışma ortamından rahatsız olduklarını dile getirdi. Vaatleri yerine getiremediklerini, bunun da nedeninin DP-UG’nin günübirlik politikalarla işi götürmeye çalışması olduğu yorumunu yaptı. Örnek olarak da fonların bütçeye devrini örnek gösterdi. Serdar Denktaş’ın Turizm Fonu’nu bunun dışında tutmakta ısrar ettiğini, Türkiye ile imzalan ekonomik protokole rağmen, Turizm Fonu’nun aynen kaldığını belirtti.  DP-UG’nin sadece bugünü düşünmesinden dolayı, Meclis’te komitelerin de  istendiği gibi verimli çalışmadığını söyledi.
Kısacası, UBP-DP-UG çalışmaları sürerken, CTP de ne yapacağı konusunda çalışma yürütecek. Ve bu akşam belki de CTP’nin kesin kararını öğrenmiş olacağız. Ama eğer CTP, bu durumda da hükümete devam kararı verir ve bir süre sonra bu hükümet yine bozulursa, işte o zaman Özkan Yorgancıoğlu sorgulanmaya başlayacak.
Şimdi Allah için bakın; memleketin sorunu yerel seçim ittifakı mıdır?  Dağ gibi sorunlar çözülmeyi beklerken, önce parti kurultayları, ardından da bu çiftleşme, haksız ve adaletsiz bir şekilde ülkenin sorunlarının önüne geçiyor.
Bu noktada ben şahsen siyaset arenasını yap-boz oyununa çevirenlere soruyorum;
-Siz siyaseti halk için mi, kendiniz için mi yapıyorsunuz?

 

YERİN KULAĞI VAR

CTP MASADA OLMAKTA ISRARLI: CTP’nin hükümetin devamı halinde, Dışişleri Bakanı’nın müzakere heyetinde olması konusunda ısrar edeceği yönünde bilgiler geliyor. Hükümet, masada hükümeti ilgilendiren konuların da görüşülecek olmasını gerekçe gösteriyor. Yani deniyor ki, “Görüşmeci zaten Eroğlu’dur. Ama mesela Merkez Bankası gibi konularda hükümetin de söyleyecek sözü vardır. Bu bizim işimiz”. Ortak Metnin hazırlanmasında Özdil Nami’nin Türkiye ile yaptığı temasların rolü ortada. Bu durumda Eroğlu’nun  nereye kadar direnebileceği merak ediliyor.

OYUN: Serdar Denktaş Kıbrıs konusunda konuşuyor ve “Büyük bir oyunun parçasıyız… Dik durmalıyız” diyor. Ben de bu noktada kendisine soruyorum: “Ya iç politikada Sayın Denktaş, yine büyük bir ‘oyun’un içinde değil misiniz? Hani dik duruşunuz?

SUÇU KENDİNDE ARAMALI: Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, iki partinin görüşmesini “kabul edilemez ve etik bulmadığını” açıklamış. Kusura bakmayın Sayın Başbakan ama, her konuda sürekli ayak sürüyen, reformlar konusunda destek değil, köstek olan ortağa bu kadar tolerans gösterirseniz, sonunda olacağı buydu. Onun için Özkan Bey suçu başkalarında değil, biraz da kendinde aramalıdır…  

KARAR BU AKŞAM: Sanırsınız ki, derd üstü murad üstü bir memleketiz de, bir yılın içinde bir kaç hükümet kurar bozarız. Yani hükümetin bozulduğunu düşünün siz, ya da yenisi kurulduğunda olacakları. Halen 200 müşavir mi var, bir o kadar daha eklenecek… İşler yine duracak. Meclis’teki yasa tasarıları kadük olacak… Bunca insan, bunca düşünen kafa, şu köhnemiş siyaset anlayışını,  sahipleriyle birlikte tarihin çöplüğüne gönderemeyecek mi? Bu kadar mı beceriksiz insanlarız.

BEN HALA İNANMIYORUM: Siyasette hafta sonu yaşanan ve UBP ile DP-UG arasındaki hızlı görüşme trafiğini ardından herkes, hükümetin geleceğiyle ilgili ömür biçmeye başladı bile. Koalisyonun bittiği konusunda hemfikir olan vatandaşın aksine, ben bu iş birliğinin mutlu sona ulaşacağına inanmıyorum. Çünkü bu iki partinin etleri aynı kazanda kaynamaz… Bakın görün, günün sonunda, olmadık bir nedenden bu ortak adaylık konusu hayata geçmeyecek…

ANLAM VEREMİYORLAR: Ana muhalefet UBP’nin Meclis’te hükümetin ekonomi programını eleştirirken Ekonomi Bakanlığı’nı da uhdesinde bulunduran Serdar Denktaş’ı eleştirmek yerine, CTP’li bakanları eleştirmeleri CTP’lileri oldukça tedirgin ediyor. Bazı CTP’liler, “ekonomiden sorumlu Serdar bey dururken, UBP’lilerin Serdar Bey’i değil de bizi eleştirmelerine bir anlam veremiyoruz” diyerek tepkilerini dile getiriyorlarmış…

ZİRVEDEKİLER
Suleyman İrvan: ‏(Medya Etik Kurulu Başkanı) “Milletvekillerine sosyal medya dersi vermek lazım. Elinde tuttuğu Facebook sayfasını Youtube sayfası diye sallayan vekil var”.

DİPTEKİLER
UBP: UBP hem hükümetin bozulması için faaliyet yürütüyor, hem de Meclis’i kilitlemeye çalışıyor. Yani sırf kendi başkanları kurultayda yeniden seçilsin diye devlete istihdam edilenler, kamu yeterlilik sınavını dahi geçmemiş olsalar, çalışmaya devam etmeliymişler. Peki o zaman, Kamu Hizmeti Komisyonu’nu da, ilgili yasaları da çöpe atalım, her gelen keyfine göre adam alsın. Nasıl? İstediğiniz bu mudur?