UBP, Ahmet Kaşif ile ilgili yine aynı hatayı yapar mı bilemem ama görünen o ki Kaşif için pek fazla da bir alternatif yok gibi. Yeni parti dışında, o ve 2 arkadaşı için şimdilik tek adres UBP gibi görünüyor…
Yeni bir parti içinse, merkez dahil, diğer ilçelerde tutulacak parti binaları, kurulacak yeni örgütler derken, inanılmaz bir maddi kaynağa ihtiyaç var. Yani 3 milletvekilinin getireceği aylık ortalama 15-20 bin lira ile bu işlerin dönmesi hiç de kolay değil. Hoş, kaynağı bulduğunuzu varsayalım. Geleceği olmayan, tabana hiçbir menfaat sunmayan bir partiye kim, niye gelsin. Hele de bu arkadaşlarla yola çıkması muhtemel tabanın tamamen menfaat ve çıkar beklentileri olduğu düşünülürse…
Parti kurma işi zaten Sayın Kaşif’in daha önce denediği bir yol. Ancak onları da sıçrama tahtası olarak kullandığını biliyoruz.
Önceki gün bağımsız kalacaklarını açıklamışlar.
Beklentileri UBP’ye dönmek.
UBP için bu 3 arkadaşın, özellikle de Ahmet Kaşif’in UBP’ye geri dönüşü, Zorlu Töre’ninki kadar kolay olmayacak. O, zaten baştan beri DP ile uyum sağlayamamıştı. Siyasi geçmişi, Kaşif kadar dolambaçlı da olmamıştı.
Partiyi yıllar sonra elde ettiği, “tek başına iktidar” gücünden bir anda tepetaklak alaşağı edenlerin başını çeken birisini, parti tabanı nasıl karşılayacak? Kolay değil, parti tek başına iktidar olmanın keyfini sürerken, herkesin işleri tıkırında giderken bir anda beklentileri sonlandıran bu arkadaşlar, tabanın yüzüne nasıl bakacaklar… Hoş, gittikleri DP’deki taban ile UBP tabanı yapışık ikizler gibi. Menfaat nerdeyse, civa gibi o yöne akarlar ama bu kez öyle değil galiba…
Bu arkadaşlar UBP’ye geri dönerler mi sorusundan çok, UBP yetkili kurulları bunları geri alır mı sorusu tartışılıyor. Benim konuştuğum kişilerin büyük bir çoğunluğunun görüşü UBP’nin, geçmişte yaşananları hazmedip, onlara kucak açacağı yönünde oldu. Söz konusu vekillerin geleceği ile ilgili bir diğer önemli faktör ise, UBP’nin “onursal Başkanı” pozisyonundaki Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun takınacağı tavır. Bilyoruz ki, bugünkü UBP yönetimi Eroğlu’ndan gelecek görüşe göre hareket eden bir yapıya sahip.
Şimdi seçim arefesinde Eroğlu bu 3 kişinin kontrolündeki partilerin dışında kalmasını, daha doğrusu desteklerini kaybetmeyi ister mi?
Her şey olumlu gitti ve “bazı itirazlara” rağmen bu 3 arkadaşın UBP’ye geri döndüğünü varsayalım. Diğer ikisi ile ilgili değil ama, Ahmet Kaşif’in partiyi rahat bırakacağını, yeniden Genel Başkanlık, Başbakanlık hayallerinin depreşmeyeceğini kim garanti edebilir ki?.. Belki ilk 2-3 ay “uslu çocuk” rolünü oynar ama günün sonunda ilk kurultaya yönelik hesap yapmaya başlar gibi geliyor bana.
Peki ama, yıllardır bu hayali kuran ve partilerine bağlı, yaklaşık 7-8 tane milletvekili bu işe ne der acaba..? Kaşif’in gidişiyle de önlerinin açıldığını düşünen bu muhtemel adaylar, sizce Kaşif’in eskisi gibi rahat hareket etmesine, kendi ikbali için faaliyet yapmasına ne kadar izin verirler..?
Netice olarak Ahmet Kaşif, gerçekleştirdiği bu son hamlesi ile aslında sadece kendine zarar vermiştir. Bundan sonra kitleleri peşinden sürükleyecek ne gücü, ne de ona destek verecek tabanı biraz zor bulur. Bence yapacağı en doğru hareket, yapılacak ilk seçimlere kadar vekilliğin keyfini sürüp, ardından da siyaset sahnesinden çekilmek olmalıdır…
Yani siyaset onu silmeden…
YERİN KULAĞI VAR
SON BİR FIRSAT: DP-UG Genel Başkanı Serdar Denktaş partiden istifa edenlerle ilgili olarak, “Ben perşembe gününe kadar kendilerine fırsat vermek istiyorum, yanlış bir karar, yanlış bir adım atıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Yani bu arkadaşlar Perşembe’ye kadar, “Biz yanlış yaptık, istifalarımızı geri alıyoruz” derlerse, hiçbir şey olmamış gibi kabul mü görecekler..? İşte zaten bizde siyaset, siyasi ahlaksızlığa prim vere vere bu hale geldi.
FIRSAT:
Kutlay Erk, “Ortağımız kendi içinde sorunlarını çözemezse, erken seçim gündeme gelebilir” derken, bunu pek de isteyerek söylemediğinden eminim. Ancak bilsin ki şimdi bu sözler, perde gerisinde projeler yapıp bozan mühendislere ışık tutacak. “E, artık CTP de dile getirdiğine göre…” diyecekler ve yürüyecekler. Bana öyle geliyor. Öyle olmasa, Kutlay Erk Güneş Gazetesi’nin ön sayfasına çıkamazdı…
SİYASET TEMİZLENMELİ: Ülkede siyasetin temizlenmesi konusunda herkes hemfikir. Özellikle son yaşanan istifa olaylarıyla ilgili olarak vatandaşın ortak değerlendirmesi, bunun “siyasi ahlaksızlık” olduğu yönünde. Milletvekili olduğu ilk yılda bakanlık koltuğuna oturan, görevden alınınca da istifa eden siyasilerin de, kök salmadan bu sahneden silinmesi gerekir. Son bir kaç dönemdir vatandaş sandıkta hesabı kesmeye başladığına göre, bunlara da gereken dersi ilk seçimde mutlaka verecektir…
KİM DENETLEYECEK:
Özellikle minibüs sürücülerinden gelen şikayetleri sürekli olarak buraya aktarıyorum. O nedenle, çalışma izniyle minibüs ve taksi sürücülüğü yapılmasını önleyen yeni düzenlemeyi yürekten desteklerim. Düzenleme güzel de, uygulanabilecek mi ona bakmak lazım. Rutin trafik kontrollerinin bile tam olarak yapılmadığı bu ülkede bunları kim denetleyecek? İşletmecilerin vicdanına mı bırakılacak..?
HER ŞEYİMİZ TAMAM YA:
Memleket resmen yangın yerine dönmüş. Vatandaş perişanları oynuyor. Partiler darmadağın ve de vesayet altında. İşçiler açlık grevinde direniyor, sendikalar her gün sokakta ama hiçbiri bizim vekillerin umurunda bile değil. Onlarca yasa Meclis’te beklerken onlar, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi kurulmasına karar vermişler. Hem de oy birliğiyle. Hani memleketin her şeyi düzgün gidiyor anlarım da, bu durumda toplumsal öncelik bu yasalar mı bilemiyorum…
HAKIZ REKABET: BRTK’nın HD yayınına geçmesi, diğer özel TV’lerin oldukça canını sıkmış anlaşılan. Bunu, “haksız rekabet” olarak değerlendiren özel TV sahipleri, “HD yayına geçişi hayal bile edemeyiz” diyerek tepkilerini dile getirmişler. Marifet, HD yayına geçmek değil, kaliteli program üretmek. BRT’nin HD yayınını eleştirmek yerine, oturun adam gibi kaliteli, izlenebilir programlar yapın, o zaman kimse yayınınızın HD olup olmadığına bakmaz…
ZİRVEDEKİLER
Genç İş Adamları Derneği: “Bu topraklarda yaşam mücadelesi veren bireylerin gözlerinin içine bakarak vaatlerde bulunan yöneticilerin, toplumla dalga geçercesine attığı adımlar, gündem olup tartışılan konular, toplumun psikolojisini her geçen gün daha da bozmakta ve yönetenlere olan güveni her geçen gün daha da azaltmaktadır”…
DİPTEKİLER
Kaçağa Davetiye: Kaçak işçilere 3 yılda ikinci af yolda. Şerife Ünverdi’nin bakanlığı döneminde, “ailelerin bölünmemesi” diye bir gerekçe gösterilmiş, CTP de buna karşı çıkmıştı. Şimdi “öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri” öne çıkarılıyor. Siz kaçak olsanız, ya da yanınızda kaçak çalıştırıyor olsanız, kayıt altına girmek için çaba mı gösterirsiniz; yoksa “Nasıl olsa af çıkacak” diye umursamaz mısınız. Nitekim çıkıyor işte. Devlet kendi eliyle kaçağa davetiye çıkarıyor…
































