Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Siyaset konuşmadan ekonomi konuşmak

Burak Karataş

Ülkemiz, ne deve ne kuş bir ülkedir. Elbette polemiklerimiz de benzer bir düzlemde gelişmektedir. Bu, bol bol parlak palavra ve düzgün ifade edilemeyen bir dolu düşünce demektir… Eh, ‘düşünce’ düşünce, geriye de bir şey kalmaz. (İlk başta, böylesi takır tukur basit bir dille polemik yapılmaz!)

Bunlardan son zamanlarda en çok karşılaştıklarımdan biri, ‘bırak siyaseti de ekonomiye dön’ yaklaşımıdır.

Bu, kabaca çok istenilen Amerikan etkisinin -nihayet- ülkemizde görülmesi şeklinde okunabilir. Ama eksik bakmış oluruz. Her meselede olduğu gibi, bunun da sınıfsal yönleri bulunur.

O da, hele ki ekonomik kriz ortamında bulunduğu için hiç şansı bulunmayan birtakım altsınıf mensubunun kendini ‘gayrı resmi’ yollar kullanarak üstsınıfa atmaya çalışması olarak izah edilebilir.

Ama yine yetersiz kalırız. Çünkü meselenin psikolojik yönü de vardır.

Zaten, bu ‘yöntem’ (aslında çapaçulluk) sadece geri kalmış, düzgün kapitalizmle yönetilmeyen, global sisteme entegre olamamış, bizim gibi ‘hususi muamele’ gören ülkelerde kabul edilir geniş halk kitlelerince…

Bunu bir sınıf değiştirme aracı olarak görenler yanılıyorlar çünkü temelde olan şey bir çalkantı, bir geçiş dönemi, bir fetret devridir.

Zamanı gelip sınıflar Avrupa’daki gibi yerli yerine oturunca, köylü köyüne geri döner.

Bu, ben istediğim için veya Marx anlattığı için değil, hakikatin ta kendisi olduğu için böyledir…

Ama anlattıklarımızdan bihaber olanlar, ‘siyaseti bırak da ekonomiyi konuş’ başıboşluğunun cazibeli rüzgarına çabuk kapılırlar.

Sanki bu bilimsel olarak mümkünmüş gibi…

Koskoca bir ‘ekonomipolitik’i yok saymak da ancak bize mahsustur. Büyük Önder’in dediği gibi, temelde, ‘biz bize benzeriz’ çünkü…