Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sistemimiz ne? Kapitalizm mi? Ahbap çavuş sistemi mi?

 

Başlığın  cevabını makaleyi okuyunca verebileceğiz. Ekonomik olarak baktığımızda kapitalizm üç üretim faktöründen biçim alan bir ekonomik sistem. Nedir üç üretim faktörü?

  1. Sermaye
  2. Doğal Kaynaklar
  3. Girişim gücü

Bunlar üretimden pay alır. Nedir alınan paylar ?

  1. Ücret
  2. Faiz
  3. Rant

Kapitalizm üretim araçlarının sahiplerine ve alanına göre isim alabilir. Ör: Tarım kapitalizmi, Ticari Kapitalizm gibi. Kapitalizm 19. Yüz yılda sanayi kapitalizme dönüştü. 20. Yüzyılda ise Finans kapitalizmi ortaya çıktı. Bugün ki kapitalizm büyük ölçüde Sanayi ve Finans kapitalizminin ortak işbirliğini yansıtıyor. Bugün ki yapı bu.

Bir ekonomik sistem olarak kapitalizm bu günkü yapısıyla üretim araçlarının sahipliği ve denetiminin özel kesim elinde olduğu bir sistemdir. Özel kesim bu araçları kendi kurallarına ve kendi menfaatlerine göre yönlendirir ve kullanır.  Bu yönlendirme piyasa kurallarına göre yapılır. Bunun sebebi ise en yüksek çıkarın özel kesim tarafından elde edilmeye çalışılmasıdır. Bu çerçevede üretici düşük maliyetle yüksek kar tüketici ise en az harcamayla en çok tüketimi almayı amaç edinir. Fakat tüketicinin amacı çoğu zaman yerine gelmez fakat üretici her zaman amacına ulaşır.

Birçok iktisatçı ve siyasetçiler üretici ve tüketiciden yana dengelerinin korunduğunu iddia ederler. Fakat bu böyle olmaz.

Kapitalizm bir çok krizler yaşadı, yaşamaya da devam ediyor. İlki 1873 yılında başladı ve yaklaşık 50 yıl sürdü. Diğeri 1929 yılında başladı yaklaşık 15 yıl sürdü. Yakın geçmişte yaşanan 2008 küresel krizi halen devam ediyor.

Keynes’i çok benimsemesem de şu cümleleri doğru! “Kapitalizm kendi kendini dengeye getirecek güçlere sahip olduğu iddiası boş, ekonomi kendi haline bırakıldığı taktirde işsizlik artmaya devam eder, durgunluk devam eder, büyüme olmaz.”

Gerçekten de kapitalizm bireysel çıkarları maksimize eder. Fakat toplumun genel refahını sağlayamıyor. Hatta bazen toplumu krizlere sürüklüyor.

Bugün Sanayi ve Finans ağırlıklı kapitalizmin tek tanımını yapmak doğru değil. Klasik tanımıyla üretim araçlarının mülkiyetlerinden ya da diğer klasik tanımlardan yapmak yerine dünyada ki uygulamalara bakıp yapmak daha doğru olur.

Gelişmiş Batı Ekonomilerine baktığımızda “büyük sermaye kapitalizmi” olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerde artık serbest piyasa sistemi ve serbest rekabet herkesin her istediğini yapması değil. Sınırlı rekabet ve oligopolitik piyasa sistemi söz konusu.

Rusya’ya baktığımızda öyle bir sistem oluşturulmuş ki adını dahi koymakta zorlanıyorum. Eskisinin sosyalist ekonomisi küçük bir zümrenin faydalandığı bir sisteme dönüşmüş buna kapitalizm bile denmez. Oligarşik bir yapı. Diğer bazı ülkelerde ve bizde ise durum çok farklı. Kuralları iyi belirlenmeyen, demokrasisi tam oturmayan, yolsuzluklara açık düzenlemeler ile sürekli siyasal ve ekonomik krizler yaşanmasına sebep olan yapı. Bu sistem “ahbap çavuş” sistemi.

Bakın Kuzey Avrupa ülkelerine (Norveç, Danimarka, Finlandiya) sosyalizm ve kapitalizmin harmanlanmasından oluşan bir sistem yaratılmış ve bugün tüm dünyanın gıpta ettiği zenginlik, demokrasi ve düzene sahipler.

Yine taraftarı olmadığım Keynes Kapitalizmin kendi haline bırakılması durumunda kriz yaratacağını söyler. Bu söylemi halen içinden çıkmaya çalıştığımız küresel kriz bize açıkça bir kez daha gösterdi. 2009 yılında yazmış olduğum bir makalede bu konuyu işlemiş ve 2008 krizinin kapitalizmin aç gözlülüğünden çıktığını belirterek argumanlar ortaya koymuştum.

Yazmış olduğum bu gerçeklere karşılık kapitalizm aç gözlülüğe odaklanmış sürekli – büyüme isteyen bir ekonomik sistem. Büyüme yoksa sistem çöker. Bu nedenledir ki 20. Yüzyıldan başlayıp devam eden ekonomik yolsuzluklara, denetimlerin hafifletilmesine, kuralların daha liberal olmasına kapitalizm ses vermemektedir. Çünkü büyümenin durmasından korkuluyor. Yolsuzluklar olsun, denetim olmasın, kuralları uygulamayalım ama büyüme olsun. Fakat işte artık bu olmuyor. Büyüme sona geldi. Aç gözlülük dünyayı olumsuzluklara itiyor. Çünkü sistem küreselleşti. Sistem durduğu an elde edilen servetlerin anlamı kalmayacak.

***Okuyucuların 23 Mart 2016 tarihli makaleyi okumaları yukarıda yazılan makaleyi daha fazla pekiştirmeleri açısından önemlidir.