VERGİNİN PEŞİNE DÜŞTÜ: Maliye Bakanlığı, “vergi borcu bulunan ve kapatılan” şirketlerin kamu borçlarının peşine düşecek bir yasa hazırlığı içerisinde. Değişikliğe göre, şirket kapansa da, direktörleri vergi borçlarından sorumlu olacak
ORTAKLAR SORUMLU: Mungan: Şirketler kuruluyor, hiçbir sorumluluk ortaya konulmadan, vergi mükellefiyetini yerine getirmeden şirketi atıl duruma getirip başka bir şirket kuruluyor. Devlet bir kuruş alamıyor. Bununla ilgili yasal bir düzenleme yaparak, vergi mükellefiyetleri ile ilgili ortaklara sorumluluk getireceğiz
7 BİN ŞİRKET NEREDE?: Mungan: 10 bin tane şirket var, 3 bin şirket beyanname verdi. 10 bin şirketin içinden önemli bir sayı kurulup atıl durumda bırakılıyor ve başka bir şirket adı altında faaliyet gösteriyor. Gününde vergi ödeyen işletmeler de haksız yere şaibe altına giriyor
“BU PARAYI GERİ ALMALIYIZ”: Batık bankaların borçlarının tahsili ile ilgili yasanın Meclis’te olduğunu belirten Mungan, “Bu parayı mümkün olan en yüksek oranda tahsil edebilmeliyiz” dedi. Mungan, bu alanda kamu vicdanının halen yaralı olduğunu belirtti
“KAMU PARASINI KULLANDILAR”: Mungan: Batık bankalardan ne kadar tahsilat yapılacaksa yapılması lazım… Çünkü kamu kaynakları belirli bir iki bankanın mevduat sahiplerine olan mükellefiyetleri amacı ile kullanıldı. Bu kaynakların mümkün olanı devlete tekrar geri dönmeli. Yasal süreç başlatıldı
Baykan Gürses ÖZDAĞ
Maliye Bakanı Zeren Mungan, kurulan şirketlerin ortaklarına vergi mükellefiyetleri konusunda sorumluluk getirmek amacıyla çalışma yaptıklarını söyleyerek, bununla, herhangi bir nedenle atıl duruma gelmiş şirketlerin yükümlülüklerini yerine getirmesinin sağlanacağını belirtti. Ortaklar, şirketin borçlarından sorumlu olacak.
Çok sayıda atıl durumda olan şirketin vergi borçlarını ödemek zorunda kalacağına işaret eden Mungan, ciddi bir kamu alacağı oluşan bu alanda da bir disiplin getirilmesi hedefinde olduklarını açıkladı.
Şirketler yasasında bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine vurgu yapan Maliye Bakanı Mungan, hangi şirketlerin faaliyette olacağı ile ilgili bir takım kısıtlamalar getirmeyi hedeflediklerini anlattı.
Soru: Göreve geldiğinizde iki hedef ortaya koymuştunuz. Birincisi kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak, diğeri de ekonomiyi büyütmekti. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almak hedefi için neler yaptınız? Ne kadar başarılı oldunuz?
Mungan: Ekonomiyi büyütmek sadece Maliye Bakanlığı’nın yürütüp sonuçlarını alabileceği bir unsur değildir. Hükümetin bir bütünlük içinde olması gerekiyor. Maliye Bakanlığı’nın da görevi bunun için gerekli maliye politikaları ile destek olmak. Vergi yasalarındaki düzenlemelerle bunu yapma hedefindeyiz.
Tüm çalışmalarımızda ekonomiyi hızla yukarı çekecek biçimde detaylı bir kurgulama içindeyiz.
Soru: Bunun için neler yaptınız?
Mungan: İnşaat sektöründe ekonomiye katkı sağlamak için bazı açılımlar ortaya koyduk, indirimler sağlayarak buradan bir kaynak elde etmeyi hedefliyoruz. Yine ekonomiyi kayıt altına almak için vergilerini gününde ödeyene, indirimlerle açılım sağlamaya çalışıyoruz. Kredi kartları ve bankalarla ilgili yasa Meclis’ten geçince kredi kartı ve banka kartları ile ilgili alışverişe belli bir indirim sağlayacağız.
Kayıt dışı mücadelenin bir numaralı unsuru nakit hareketini minimum düzeye çekerken, para hareketini bankalar üzerinden yürütebilmektir.
“Kayıt dışılıkla mücadele kapsamında bir planımız var”
Soru: Kayıt dışılıkla mücadele etme noktasında bugüne kadar bir başarı elde edilememesinin nedenleri neler oldu?
Mungan: Bakanlar Kurulu’nun kayıt dışılıkla mücadele kapsamında bir eylem planı var. Daha önce böyle bir eylem planı yoktu. Yaptıklarımız bu eylem planı çerçevesinde hayata geçen adımlar. Eylem planında işin kimin tarafından ne kadar zamanda yapılacağı tanımlanmıştır.
Soru: Adil bir vergi sistemi yaratılmaması en büyük eleştiri noktalarından biri… Adil bir vergi sistemi yaratacağınızı söylüyorsunuz. Nasıl olacak bu?
Mungan: En zor konulardan biri… Ciddi bir açmazımız var. Gelişmiş ülkelerde dolaylı ve dolaysız vergiler birbirine eşit düzeydedir. Bizim ülkemizde ne yazık ki dolaylı vergiler maalesef % 70’lere varıyor. Direkt vergiler ise % 30 civarındadır. Hedefimiz dolaylı ve dolaysız vergi arasındaki uçurumu kapatmaktır. Direkt vergileri daha fazla toplamak, dolaylı vergileri de zaman içinde oransal olarak aşağıya çekmek hedefindeyiz.
Hedefimiz, gelir ve kurumlar vergisini miktar olarak artırmak. Kayıt dışını kayıt altına alarak ve ekonomiyi de büyüterek bunu yapabileceğiz. Örneğin aylık geliri bin TL olan ile on bin TL olan bir kişi ile aynı sigarayı içiyor ama aynı vergiyi veriyor. Bu adaletli bir vergi sistemi değildir. Bunları vergi içerisindeki payını azaltarak ama toplam vergilerimizi de geliştirerek dengeli bir yapıyı oluşturma hedefimiz var.
“Vergi beyanları konusunda, resme bir bütün halinde bakmalıyız”
Soru: Vergi beyanları konusunda kişi ya da kurumların doğru beyanda bulunup bulunmadığı da tartışma konusudur. Bakanlığınızın bu konuda daha aktif olmayıp, doğru beyanda bulunmanın üzerine gidemediği eleştirileri bulunuyor. Siz bu konuda nasıl bir çalışma ortaya koyacaksınız?
Mungan: Resmin bütününe bakmak lazım. Beyannamelerin neden gerçekçi verilmediğini araştırmak gerekiyor. Bu konuda hem Devlet düşünmeli hem de mükellef düşünmelidir. Biz iki yönü ile olaya bakıyoruz. Devlet, e-devlet formatında elektronik ortamda işleri kolaylaştıracak, nakit hareketini minimuma indirecek. Bunlar bütün o boşlukları tıkayacak.
Devlet vergi beyannamelerini alırken, bunlara yapılan itirazları hakkaniyetle değerlendirecek. Vergi usul yasasını Meclis’e gönderdik, 122 maddede değişiklik yaptık, güncelledik. Ve bir itiraz komisyonu oluşturduk.
Şirketler kuruluyor, hiçbir sorumluluk ortaya konulmadan, vergi mükellefiyetini yerine getirmeden de bu şirketi atıl duruma getirip başka bir şirket kuruyor, bir kuruş alamıyorsunuz.
Bununla ilgili yasal bir düzenleme yaparak, vergi mükellefiyetleri ile ilgili ortaklara sorumluluk getirmeye çalışıyoruz. Yani sistemin bir takım açıkları var, bu açıkları tıkamak lazım.
Soru: Şirket ortaklarının da mükellefiyetlerini hayata geçirmeleri konusunda bir çalışmanız oldu. Meclis’te tartışmalara ve eleştirilere neden oldu. Ciddi bir sıkıntı mı var bu konuda?
Mungan: Eğer bir şirket veya şahıs, işletme ya da birey olabilir, bir faaliyet gösteriyorsa ve bundan dolayı bir vergi borcu olduysa bunu ödemek zorundadır.
Biz vergileri toplayamazsak, kamu hizmetleri nasıl yürüyecek? Devlet olarak biz, siz bu şirketi kurdunuz, vergi mükellefiyetiniz doğdu, herhangi bir nedenle bu şirketi atıl duruma getirip aynı bireylerin de dahil olduğu yeni bir şirketle sıfırdan başlamayı doğru görmüyoruz.
Bu ekonomik hayat içinde doğru bir şey değildir. Her yıl beyan edilen vergileri Resmi Gazete’de yayınlıyoruz. Basın da bunu tümünü yayımlıyor.
10 bin tane şirket var, 3 bin şirket beyanname verdi. 10 bin şirketin içinden önemli bir sayı kurulup atıl durumda bırakılıyor ve başka bir şirket adı altında faaliyet gösteriyor.
Gününde vergi ödeyen işletmeler de haksız yere şaibe altına giriyor. Vaktinde ödemeyenler var, bizim de görevimiz bunları bulup çıkarmak
Soru: Burada ciddi bir kamu alacağı mı var? Ne hedefliyorsunuz?
Mungan: Tabii ki… Çok detaylı bir çalışma istiyor. Devletin bir miktar vergi alacağı var, bir kısmı bu tür atıl hale gelmiş şirketlerdir, bir kısmı da faaliyette olmakla birlikte henüz vergisini ödemeyenlerdir. Bunun ardından şirketler yasasında da bir düzenlemeye ihtiyacımız var.
Hangi şirketler faaliyette olacaktır, bir takım kısıtlamalara ihtiyaç var. Örneğin 5 yıl süre ile hiçbir faaliyet göstermeyen bir şirketi acaba tasfiye mi etmeliyiz, acaba faaliyet göstermeyen şirketlerden daha yüksek harç mı almalıyız gibi düşüncelerimiz var. Nedeni ise, doğru düzgün çalışanları minimize edelim, bunlardan ne vergi alacağımızı bilelim, diğer faaliyetsiz olanları da yavaş yavaş temizleyelim.
Bu beraberinde şirket mukayyitliğindeki atıl durumdaki şirket ile ilgili şişmiş kayıtlarının da düzgün hale getirilmesini sağlayacaktır. Daha çok vergi tahsil etmesi gereken yerlere odaklanmasını sağlayacak.
“Her kurumun idarecileri ekonomik sorumluluğunu bilmeli”
Soru: Borç içinde olduğu söylenen Devlet kurumlarının ekonomik durumları tartışılıyor. Bu kurumlarla ilgili nasıl bir tavır içindesiniz?
Mungan: Bir bütçe yasası var ve ben de bu yasa çerçevesinde hareket etmek zorundayım. Orada hangi kuruma ne kadar bir ödenek öngörülmüşse onu ödeyeceğim, bu benim görevimdir.
Ama bunun dışına çıkmam mümkün değildir. Her kurumun kendi idarecileri var. O kurumların başındaki yönetimlerin de sorumluluğu vardır. Biz devlet olarak sorumluluğumuzu alıyoruz ve bütçe imkânlarında bunu yerine getiriyoruz.
Tüm kurumların da aynı yaklaşımı göstermesi gerekiyor. Herkes sorumluluğunu bilmeli. Ben burada bir takım işleri yürütemiyorsam, bu işleri yürütenler gelir. Eğer çözümler üretemiyorsam başkası benim yerime çözüm üretmek zorunda kalır.
İnanıyorum ki, kurumlarımız, kendi çözümlerini üretecektir. Önemli olan yönetimlerin işbirliği anlayışı içinde olmasıdır. Örneğin Elektrik Kurumu’nda ciddi bir çaba olduğunu görüyoruz, gelirlerini toplama yönünde önemli adımlar atıldı.
Diğer kurumlarımızda da benzer uygulamalar belli ölçüde hayata geçiyor.
“Bana karşı bir rahatsızlık varmış gibi bir algı içinde değilim”
Soru: CTP içinde size karşı ortaya konulan ciddi eleştiriler var. Size karşı bir rahatsızlık mı var?
Mungan: Bütün eleştirilere saygı duruyorum, ders almaya çalışıyorum ama ben işimi yapıyorum.
Atama ile göreve geldim, işimi doğru yapabildiğim oranda burada kalmaya devam edeceğim. Her eleştiriden kendime ders çıkarıyorum. Eleştiride ne tür haklılık payı var diye düşünüyorum.
Bu görevi ideallerime uygun olarak hükümet programına uygun olarak CTP-BG’nin seçim bildirgesine uygun olarak yapabildiğim sürece burada olacağım. Kişisel olarak benim bir rahatsızlığım yok. Bana karşı da bir rahatsızlık var gibi algılamıyorum.
***
“Batık bankalardaki kamu alacakları konusundaki yasa Meclis’te”
Soru: Tahsil edilememiş batık bankalardaki kamu alacakları konusunda daha önce umudunuz olmadığını ama yine de çalışma yapacağınızı söylemiştiniz. Bu konuda son durum nedir?
Mungan: Bununla ilgili yasa Meclis’te… Benim umudumun sınırlı olmasının nedeni, oldukça uzun bir zaman geçmiş olmasından kaynaklanıyor.
Milyon dolarlık kaynaklar Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edildi. Gönlümde yatan olayların gerçekleştiği dönemde bu konuların netleştirip yürütülmesiydi. On yıllın üzerinde bir zaman geçti. Bunların evraklarının bile toparlanması bu sürüncemenin yürütülmesinde ciddi sıkıntılar yarattı. Yapılmalıdır, gecikmiş de olsa yapılmalıdır. Ne kadar tahsilât yapılacaksa yapılması lazım… Çünkü kamu kaynakları belirli bir iki bankanın mevduat sahiplerine olan mükellefiyetleri amacı ile kullanılmıştır. Bu kaynakların mümkün olanı devlete tekrar geri dönmelidir. Yasal süreç başlatıldı, ama henüz istediğimiz düzeyde bir gelişme bulunmuyor.
***
“Sözleşmeli istihdamı 360 kişi, 361 olmayacak”
Soru: Geçici personel istihdamı konusunda tavrınız nedir?
Mungan: Geçici memur istihdamı yapılmayacak dedim. O açıklamada yanlış anlaşılmasın diye de hemen ardından geçici işçi ve sözleşmelilerin istihdamı yapılabilir dedim. 8 tane sözleşmeli alıyoruz. Bütün gazetelerde aranan nitelikleri belirterek ilan ettik.
8 kişi alacağız 14 müracaat geldi. Alacağımız kişiler e-devletin kaburgası oluşturacak. Sözleşmeli doktor aldık. 11 tane de sağlık alanında geçici işçi aldık. 1 tane de çevre bakanlığı bünyesinde işçi alınması yetkisini verdik. Bu yıl alacağımız toplam sözleşmelilerle birlikte istihdam edeceğimiz kişi sayısı 360’dır, 361kişi olmayacak.
Yaklaşık 200 kişi de sağlık ve eğitim alanındadır. 360 sayısının belirli bir bölümünü de tuttuk çünkü okullar açılacak, eğitim amacı ile öğretmenlerimiz için belirli bir kadroyu da muhafaza ediyoruz. Diğer bakanlıkların taleplerini de beklemeye aldık. Öğretmenler konusu halledilinceye kadar bu talepleri beklemede tutacağız. Önce eğitim ve sağlığı halletmek zorundayız.
































