Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sıra partilerde…

 

Seçimler geride kaldı ancak, halkın herkese verdiği “değişin” mesajı önemli. Şimdi bakalım kimler bu mesajı gerçekten alacak ve gereğini yapacak, hep beraber buna odaklanacağız.
Öncelikle hükümetin büyük ortağı CTP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri süresince yaşadıklarını birlikte izledik. Bu süreçte ne yazık ki, kendi adaylarına sahip çıkmayı beceremediler. Veya onu sandıktan çıkarmak için yeterince çalışmadılar. Adaylık tespit süresince izlenen yanlış duruş, hem kendi adayları Sibel Siber’i, hem de adaylık konusunda adı gündeme gelen Sayın Talat’ı yarış başlamadan yıprattı. Buna bir de yanlış propaganda eklenince, Siber’in kazanması adeta mucizelere kalmıştı ve sonuçta da kaybetti. Bu da gösteriyor ki, CTP yönetimi kendi tabanı üzerinde etkili olamamış, onları sandığa gitme konusunda ikna etmeyi başaramamıştır. Zaten Akıncı’nın ikinci turda aldığı oy oranına baktığımızda ilk turdaki oylarını ikiye katlamasında CTP’lilerin katkısının ne olduğunu çok rahat görebiliriz. Yani, kendi adayına oy vermeyen partililer, ikici turda Sayın Akıncı’nın kazanabilmesi için sandıkları doldurdular.
Bu sonuçlar çok net olarak göstermiştir ki, CTP içerisindeki “savaş” hala daha sürmektedir.  Mevcut yönetime olan tepkiler, kendi adaylarını sandıkta bırakacak kadar keskin oldu…
Daha önceleri de yazmıştık, Özkan Yorgancıoğlu yönetimi ile partinin kimyası bir türlü uyuşmadı. Buna bir de iktidarda yaptıkları yanlışlar eklenince, alınan sonuç sürpriz olmadı. Şimdi CTP oturup kendi özeleştirisini yapmalı ve parti daha fazla yıpranmadan ne gerekiyorsa yapılmalı…
Bu arada Sayın Yorgancıoğlu’nun seçim anında kurultayda aday olmayacağını açıklamasının da partide bir heyecana neden olduğunu da belirtmek gerek.
Yetkili kurullardan ne çıktığını henüz yazımı yazarken bilmiyorum ama, CTP’de bir kan değişikliğine gidileceği, hatta kurultay tarihinin erkene alınıp, bu değişikliğin hemen hayata geçirilmesi gibi konuların hayat bulacağını tahmin ediyorum…       
Seçimlerde Eroğlu’na açık destek açıklayan ana muhalefet UBP’nin durumu ise CTP’den beter. Partide tam bir otorite boşluğu ve umursamazlık hakim. Her kafadan bir ses çıkıyor. Büyük umutlarla ve oy birliği ile partini başına getirilen Hüseyin Özgürgün’ün bu işi kıvıramadığı açık seçik belli oldu. Adayları, yılların Eroğlu’su, İki partinin oyları ile %40’ın altında kaldı. %0.5 fark ile kazanılan İskele İlçesi hariç, Akıncı karşısında tüm bölgelerde, tabiri caizse resmen nal topladılar… Özgürgün de ilk değerlendirmesinde, “Kurultay döneminden gelen huzursuzluk henüz ortadan kalmadı” diyerek, aslında, seçim süresince kendi tabanına hakim olamadığını kabul etti…
UBP de bu sonuçları iyi değerlendirmek ve değişim mesajını aldığını göstermek zorundadır. Yoksa ilk seçimlerde yaşayacakları hüsran çok daha büyük olabilir…
UBP artık rüştünü ilan etmeli, Eroğlusuz ve kendi kendini yönetme erkine sahip bir parti olarak daha çağdaş ve demokratik bir yapıyla yoluna devam etmelidir. Dün kamuoyunda konuşulan ve Eroğlu’nun “kurtarıcı” olarak yeniden partinin başına dönmesi davetleri eğer doğruysa, UBP’nin tüm bu yaşananlardan sonra hala daha ders almadığını gösteriyor. Her sıkıştıklarında Eroğlu’na sarılmayı bir kenara bırakmalı ve yollarına öyle devam etmelidirler.. ..
Seçimlerin ardından sessizliğini koruyan UBP’de yarın öbür gün kılıçların çekileceğini söylemek için müneccim olmaya gerek yok sanırım. Genel başkanlık için fırsat kollayan o kadar çok isim var ki. Hepsi de kendini o koltuğa layık görüyor. Son seçimlerde Eroğlu’nun yanında durarak, hem Eroğlu’nun desteğini almak, hem de kendini öne çıkarmak için neler yaptıklarını gördük, duyduk. Bu yeniden yapılanmada Eroğlu’nun rolü ne olacak, kimi işaret edecek henüz belli olmasa da, yakında ilk sinyalleri almaya başlayacağız. Sayın Eroğlu belki aday olamayacak ama, güvendiği ve sözünden çıkmayacak birisini o koltuğa oturmak isteyeceği kesin. Şimdi parti içindeki beklenti de, Eroğlu’nun kimi işaret edeceği yönünde. En az 5-6 kişi bunu bekliyor…       
DPUG ile ilgili yazılacak pek fazla bir şey yok. Bu sonuçlar da gösterdi ki, bir tabanı kalmadı ve olası bir erken seçimde baraj sorunu yaşayabilir. CTP ve UBP’den daha çok,  değişime acilen ihtiyaç duyan parti, DPUG’dir…
Bu haftadan sonra, taşların da yerine oturmasıyla, bu üç parti ile ilgili çok daha akılcı değerlendirmeler yapabileceğiz sanırım…

 

YERİN KULAĞI VAR
ESAS ZOR ŞİMDİ: 
Uzun propaganda süreci herkesi yıprattı ve nihayet bitti. Kimileri üzülürken, kimileri sevindi. Artık tüm söylenenler, tartışmalar geride kaldı. Şimdi meydanlarda söylenenleri, hayata geçirme zamanı. Sayın Akıncı’nın işi hiç de kolay olmayacak. Artık tüm toplumun yükü omuzlarında olacak. Bu yükle birlikte toplumu yarınlara taşıma görevi Sayın Akıncı’da… Ne diyelim, kolay gelsin…

BAŞLADIĞI GİBİ BİTMELİ:
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile, KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı arasında dün basın aracılığıyla yaşanan polemik, bana peşrev çekme gibi geldi. Her iki taraf da duruşunu ortaya koydu. Ancak bunun, başladığı noktada bitmesinde yarar var. Sayın Akıncı’ya destek verenlerin arasında, ana-yavru ilişkisini benimseyen de var, kardeşlik ilişkisini de… Bu durumda Cumhurbaşkanı’nın, zaten bunun ağırlığıyla hareket edeceğinden kimsenin kuşkusu olmamalı. Bu tür polemikleri sürgit etme lüksümüz yok. Hele de buralarda birilerinin durumdan vazife çıkartmasına hiç kimsenin tahammülü yok…

DENKTAŞ NE DEMEK İSTEDİ:
Serdar Denktaş’ın önceki akşam seçim sonrası genişletilmiş Parti Meclisi toplantısı sonrası konuştuklarını basında okudum. Konuşmanın görüntülerini çok aradım ancak, bulamadım.  Neden aradın derseniz, konuşmanın öyle bir yeri var ki, ne demek istediğini anlamak mümkün değil. Diyor ki, “Türkiye’nin, KKTC politikalarını gözden geçirmesi gerekir”. Bunu söyleyen, Türkiye ile çok iyi ilişkiler içinde olduklarını savunan bir Başbakan Yardımcısı. Nereden şikayet ettiğini gerçekten anlayamadım, bugünlerde bir açıklık getirirse memnun olacağım. Acaba nokta atışı bir mesaj mıydı? Yani anlayan anladı mı..?

ÖZGÜRGÜN HEDEF  SAPTIRIYOR:
Seçimler sonuçlandı, herkes ilk dakikalarda kendi meşrebince bir değerlendirme yaptı. Bir tek UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün sesi çıkmadı. Nihayet dün bir yazılı açıklama yaptı. Partililerinin verdiği mesajı aldığını söyledi ama, tabanın talebi doğrultusunda bir yenilenme yerine, erken seçimden bahsetti. Şu durumda gireceği bir seçimin UBP’yi ne hallere düşüreceğini bile hesap edemediği anlaşıldı…

SUSMAK NE DEMEK:
Birikim Özgür, dünkü köşe yazısında, hükümetin önündeki acil sorunlardan bahsetti ancak sonunda da, “Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten hayırlıdır” deyiverdi. Doğrusu şaşırdım. Ülkenin içinde bulunduğu tabloyu ve acilen yapılması gerekenleri bu kadar iyi analiz edebilen biri neden sussun ya da susturulsun ki? Aksine CTP, bu görüşlerden hareketle hükümetteki duruşuna çeki düzen vermeli.

HAYAL KIRIKLIĞI:
UBP ve DPUG’liler Eroğlu’nun ikinci turda işi bitireceğine öyle inanmışlardı ki, Pazar akşam üzeri bazı UBP’lileri telefonla arayarak, “kutlama şenliklerine” davet bile etmişler. Hani bir laf var, “dereyi görmeden paçaları sıvamayın” diye. İşte UBP’lilerin durumu da aynen öyle oldu.  Örgütleri bırakın, parti yönetimi bile yeterince çalışmadıysa, seçimi nasıl kazanacaklardı acaba dersiniz..?

ZİRVEDEKİLER
Uluslararası Üniversiteler Arama Kurtarma Konseyi: Konsey, dünyada bir ilk. Doğal afetlerde arama kurtarma çalışmalarına katılmak üzere üniversite öğrencilerinden, AKUT benzeri ekipler kurup, eğitim çalışmaları yürütülmesini amaçlıyor. Yine amaçlarından bir tanesi, uluslararası arama kurtarma faaliyetlerine daha çok katılarak, bir anlamda tanıtım gerçekleştirmek. Sıfırdan yaratılan bir değer. Emek verenleri kutlamak gerek…

DİPTEKİLER
İftira ve Çamur Siyaseti: Tüm seçim boyunca olmadık iftira ve çamur atmayı marifet sayan bazı gazete ve köşe yazarları, tüm uğraşlarına rağmen seçimi çirkinleştirmeyi başaramadılar. Kazanan ve kaybedenler birbirlerini kutlayarak uzlaşı mesajı verirken, bu gazete ve yazarlar da acaba Kıbrıs Türk halkından özür dilemeyi düşünüyorlar mı..?