Köşe Yazarları

Sınav yenilemekle iş bitmez, hesap da sorulmalı







Şükürler olsun ki yargı işliyor. Yavaş olsa da sonunda bir konuda daha adalet yerini buldu.




Konu 3 Eylül 2011’de yapılan İlkokul Müdür ve Müdür Muavini Sınavları…
Sonuçlar açıklandığı anda, şaibe söylentileri de başladı. Sınavdan 2 gün sonra basına yaptığı açıklamada CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu soruların dışarı sızdığı iddialarına dikkat çekerek, “Bu kadar tartışmalı ve şaibeli bir sınavın derhal iptal edilerek sınav ve sınav müdürü ile ilgili soruşturma açılması gerekmektedir” diyordu… Yapılmadı tabii…
Aralarında UBP örgüt başkanlarının yakınlarının da olduğu bir takım kişiler kriter puanları düşük olduğu halde, yüz sorudan 90’ını başarmış görünüyordu.
Soruları hazırlayan ekibin başındaki Sınav Müdürü’nün eşi de sınava girenler arasındaydı…
Sınav Komisyonu Başkanı da herkesin bildiği Emir Emirkanı… Hani şu Başbakan’ın imzasını sahtelemekle suçlanan, genç kızlara öğretmen yapma vaadinde bulunduğu yönünde ses bantları yayınlanan, müdahil olduğu tüm sınavlara şaibe bulaşan uyanık.
Sınavlarla ilgili iddialar, Emirkanı’nın ve Mustafa Tokay’ın atanmalarının hemen ardından başlamıştı. Bu ikili en sonunda Başbakan imzasını taklit etme suçuyla tutuklanarak, marifetlerinin doruğuna çıkmışlardı.
KTÖS yaptığı açıklamada sınav kitapçıklarının Emirkanı tarafından sızdırıldığı iddiasını ortaya atmıştı…
Bizler günlerce yazmıştık, sendikalar ayaklanmış, grevler yapmıştı.
Zamanın Eğitim Bakanı Kemal Dürüst “Bizim için önemli olan kadroların doldurulması” diyordu…
Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Çetin Uğural ise komisyondaki kadroların incelenmesi aşamasında olduklarını söylüyordu… O inceleme hiç sonuçlanmadı…
Aradan 2,5 yıl geçti. Şaibeli, torpilli, vicdanlarda reddedilen o atamalara hop diye konanlar, bunca süre keyfini sürdüler, parları gönül rahatlığıyla cebe indirdiler. Ama yargı sonunda adaleti sağladı… Yüksek Mahkeme atamalar konusunda yargıya başvuran 5 öğretmenin başvurusuyla başlayan davayı sonuçlandırdı… 20 ilkokula yapılan müdür atamalarında “usulsüzlük” bularak, atamaları iptal eden Mahkeme, “Sınav sorularının, sınavdan en erken 8 saat önce hazırlanabileceği tüzük kuralının ihlal edilmesinde ve yine sınav sorularının hazırlanmasında çalışan iki görevlinin birinci derece yakınlarının bu sınava girmesinde usulsüzlük” buldu…
Kamu Hizmeti Komisyonu’ndaki şaibelerin son bulması için umutlar CTP-DP hükümet programında yer alan Kamu Hizmeti Komisyonu reformundaydı. O reform gerçekleşmedi. Ne zaman gerçekleşeceği de meçhul. Neyse siyasetin yapamadığını yargı yaptı. Belki bu yargı kararından sonra siyaset, elini KHK’ya uzatırken, iki kere düşünür…
Şimdi bu atananların görevden alınmasıyla ve sınavın yenilenmesiyle de iş bitmez, bitmemeli. Henüz adalet tam olarak sağlanmış değildir. Vicdanlar da rahatlamamıştır. Suçluların cezalarını çektiğini görmek istiyoruz. Mahkemeye başvuran öğretmenler, şu yeni çıkan “İyi İdare Yasası”ndan yararlanıp, sınava sahtekarlık bulaştıran kamu görevlileri hakkında bireysel davalar açmalılar. Bürokratik yollarla yapılacak denetimle bir yere varılmadığı ortada. Yapılan hukuksuzluğun hesabı bu kişilerden yine mahkeme yoluyla sorulmalı.
İrsen Küçük’ün elini öperek kendini affettiren Emirkanı ve beraberindekiler, bu kez adaletten kaçamamalı…



 

YERİN KULAĞI VAR

LÜZUMSUZ TARTIŞMA:
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, müdür sınavının iptal edilmesiyle müdürlükleri iptal olanların öğretmen kadrosuna geri döneceğini, ancak kadroların doldurulduğunu ve 20 kişinin nereye gideceklerinin ortada durduğunu söylüyor. Ben de bunu anlamadım. Allah’ın günü öğretmen eksiğinden söz edilirken, böyle bir gündem yaratılması tuhaf. İdari bir kararla geçici yerleştirme yapılır, sınav yenilendiğinde de herkes yerini bulur. Yargının alkışlanacak kararı ortada dururken, yeni tartışmaların ne yeri ne zamanı…

BU İTTİFAK TUTMAZ DEMİŞTİK:
DP ile UBP arasındaki ittifakta önce Lefke ve Güzelyurt, şimdi de Gönyeli’de fireler verilmeye başladı. Arabacıoğlu ailesinin Olgun Amcaoğlu’na karşı olduğu ezelden beridir biliniyordu. Serdar Denktaş’ın Gönyeli’de Olgun Amcaoğlu’na destek verileceğini açıklamasına rağmen, özellikle Arabacıoğlu ailesi kazan kaldırarak, DP tabanının bu desteğe sıcak bakmadığını ve seçimlerde Olgun Amcaoğlu’nu desteklemeyeceklerini açıkladı. Baştan beridir bu ittifakın yürümeyeceğini hep söyledik. Daha şimdiden içten içe çatırdamalar başladı bile…

BOŞUNA UMUT POMPALAMAYIN:
Eroğlu-Anastasiadis görüşmesiyle biraz daha su yüzüne çıktı ki, umut dolu açıklamaların aslı astarı yoktu. Yani öyle al-ver sürecine gelinmiş değildi. Ayrıca anlaşmaya çok az kaldığı filan da yoktu. Bu açıklamaları yapan Dışişleri Bakanı Özdil Nami de dün söylemini değiştirdi ve “Rumlar hazır değil” dedi. İşte onun için diyorum, müzakerenin içindekiler, daha büyük hayal kırıklıkları yaratmadan, halka gerçeklerden söz etmeliler. Hele öyle iç siyaset gaileleriyle umut pompalamaktan özellikle uzak durmalılar…

İKİ KERE DÜŞÜNMEK GEREK:
Cumhurbaşkanlığı Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ata Atun’un, “Önümüzdeki günlerde çözüm adına, ülkedeki bazı medya kuruluşlarına ve fikir önderi olarak adlandırılan kişilere çözüme motive etme yönünde görevler verilebilir” derken neyi kastettiğini pek anlayamadık. Sayın Atun bu sözleriyle, Annan Planı dönemindeki gibi bir “dış müdahaleden” bahsediyorsa yanılıyor. Hele de “bazı medya kuruluşları ve fikir önderleri” diyerek herkesi töhmet altında bırakması ise kabul edilir bir iddia değil. Bence asıl manipülasyon bu, herkes uyanık olsun.

SÖZÜNÜN ARKASINDA DURMALI:
Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hamit Bakırcı, bakanlığına bağlı dairelerde geçmiş dönemde görev yapan müşavirleri çağırarak bir toplantı gerçekleştirdiğini ve toplantı sonunda müşavirlerin görev için hazır olduğunu görmenin kendisini çok memnun ettiğini ve gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra bu arkadaşları en kısa sürede göreve çağıracağını açıkladı. İyi güzel, Meclis Başkanı Siber de müşavirleri, milletvekillerine danışmanlık yapmaları için göreve çağırmıştı ama olumlu bir gelişme olmadı. İnşallah Sayın Bakırcı, müşavirlere verdiği sözün arkasında durur…

UMURLARINDA DEĞİL:
Türkiye’de yapılan son yerel seçimlerde AKP’nin ortaya atılan onca iddiaya rağmen nasıl birinci parti çıktığını tartışıyoruz. Buradaki en önemli faktör CHP veya MHP’nin alternatif olmadığından çok, AKP’ye oy verenlerin, sosyal medya ve gazete okuma alışkanlığı olmayan, hatta haber dahi dinlemeyen, ülkede olup bitenden habersiz yaşayan bir kesim olduğunu unutmamamız gerek…

 

ZİRVEDEKİLER
Bülent Kanol: “Demokratik kurumların ve kültürün gelişmediği… Refahın tabana tam olarak yayılmadığı toplumlarda, çoğunluk arkasından koşacağı güçlü bir liderlik ve temel ihtiyaçlarını giderecek bir umut ister. Otokrasiden kurtaracak tek yol, ilerici, özgürlükçü ve güçlü bir liderlik… Başka yol yok…”

DİPTEKİLER:
Bilal Baştemur: Kimdir, neyin nesidir bilmiyorum ama insanların kültürlerine ve ölülerine saygısızlık yaptığını biliyorum. Bizde cami duvarına işemek diye bir deyim vardır, bunun da yaptığı bu. Müslüman mahallesinde de yaşasan, Hristiyan mezarlığına saygı göstermek zorundasın. Bu bir insanlık görevi. Mezarlıkta moda çekimi tam bir kendini bilmezlik. Üstelik öyle bir çekimin insanlara cazip geleceğini nereden çıkartmış ki? Bence çok itici… Olayın diğer boyutu da, asayiş durumumuzun son harikası. Adam mezarlıkta poz poz fotoğraf çekmiş, kimsenin ruhu duymamış…









Başa dön tuşu