Şimdilik hoşçakalın…

1 Eylül 2018 Cumartesi | 10:14
Ahmet Okan

Eylül bakıyor işte sıra onda.

Bir pencereden başını uzatmış gibi alnı serin, saçları kumral az dağınık…

Eylüle pek güvenilmez sıcaklıkların çok arttığı yıllar da olmuştur.

Yine de biraz serindir biraz sıcak yaz aylarından iyidir ve belki de yaz ayları eylül gibi olsaydı bu ada daha çekilir hale gelebilirdi…

Tabii döviz meselesi var, ya da neyse, ekonomi işte!

Eylülün öfkeli geçeceği aşikar!

Dikkat edilirse her ekonomik kriz döneminde imamlar kahramanlık masalları yaratarak daha da yükseliyor,

Burada her seferinde neredeyse hükümetler bozguna uğruyor ya da en azından güçlü konumlarını yitiriyorlar.

Sebep aynı sonuç farklı!

Birbirine ters olan bu durum neyi gösterir?

Eylül gındırılmış bir gancelliden içeriye girsin mi girmesin mi,

Ya içeri dalacak ya da dalmayacak,

Ya biraz esecek ya da esmeyecek,

Ya biraz yağacak, ya da yağmayacak.

Ayakları aralanan kapıdadır…

Yapraklar dövize göre dalgalanmaz mevsimlere göredir onların dalgası!

Yaprak dalından düşecekse düşecektir, zamanı geldiyse eğer.

Mevsimine göre yaşamak zaten unutulmuştur her şey gibi…

Bir zamanlar eylül heyecanla karşılanırdı.

Deniz mevsimi kapanır, herkes, çarşı pazar, tekmil Arasta ve Bandabuliya, sokaklar, caddeler ona göre toparlanırdı.

Sinemalar, pastaneler, bahçeler ve parklar da öyle.

Yazlık kıyafetlerin yerine mevsimlik kıyafetler tedarik edilirdi.

Kış gelecek diye evler bir güzel elden geçirilirdi, özellikle toprak kiremitli damlar akıtmasın diye.

Kadınlar yüncülerden yünlerini alır kapıönlerinde hırka örmeye koyulurlardı model model.

Çocuklar defter ve kalemlerini, çantalarını önlüklerini almak için kırtasiyecilere koşarlardı.

Defterlerini bir güzel kaplarlar, üzerlerine etiketlerini yapıştırıp isimlerini yazarlardı.

Aliko ile Caher yeni sezona hazırlanırdı muhtemel.

Bütün bunlara eylüldü sebep!

Aliko ile Caher dedik de, Caher rolündeki değerli sanatçı Osman Balıkçıoğlu bir söyleşisinde “Aliko ile Caher dayatılan Türkiye kültürüne dur dedi” demişti…

Durmadı tabii!

Eylül de durmayacak.

O da her mevsim, sırası geldiğinde sırasını savacak alıp başını gidecek sarı yapraklarıyla.

Ufkun kızıl rengine dönüşen o kuru yapraklar ne güzeldir.

Defne yaprakları mı o renge dönüşür yoksa hangisi?

Güzeldir işte…

Diyeceğim, herkes köşesine geri dönerken ben bu köşeyi pazartesinden itibaren iki hafta terk ediyorum!

Böyle serin havalarda biraz dinlenmenin zamanıdır kendimi eylüle bıraktım.

Eylül’de gidip eylülde geleceğiz.

Yapraklar sararırken ki eylülün kumral saçları az dağınık.

Uyarsa saçlarını tararım!

Şimdilik hoşçakalın…