Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şimdilik gelmeyin

Henüz yıl 1948’di.

İki avukatın hunharca öldürülmelerine seneler vardı.

A.Muzaffer Gürkan o yıllarda Halkın Sesi gazetesinde yazılar yazıyordu.

Ahmet An’ın  “Kıbrıslı Türklerin Siyasal Tarihi” adlı eserinde yaptığı alıntıya göre, Gürkan’ın bir yazısında,

“Türkiye’de öğrenim gören gençlerin orada yerleşmelerinin önlenmesinin zorunlu olduğunu” vurguladığını ve daha sonra şunları yazdığını aktarır:

“Bunlar halledilirse Anavatanımız Türkiye’ye olan bağlılığımız, şükran ve minnet duygularıyla ebedileşecektir. Eminiz ki Kıbrıs Türklüğü bu nimetlerden faydalanmasını bilecek ve yanı başımızdaki unsurların hayatiyet kabiliyetine sahip çıkacaktır. Bu asırda –her asırda olduğu gibi- Türkiye Türklüğü diye ayrı bir iki mefhum yoktur, Türklük dünyası vardır.”

Öldürülenlerden biri bu satırları yazandı…

Yazıdan anlayacağımız, o dönemler Türkiye’de öğrenim gören bir avuç gencin vatanlarına dönerek burada hizmet etmeleri ve Kıbrıs Türkünün hayat kalitesini artırmada katkı koymalarıydı.

Çünkü eğitimli insanlara ihtiyaç duyulmaktaydı…

Zaten, Kıbrıs Türkünün geçmiş yüz yıllık tarihinde Vakıflarla eğitim konusu iki ana sorun olmuş,

İnsanlar bu konularda uzun yıllar mücadele vermişlerdi…

Kısaca, Türkiye’de okuyan öğrencilerin orada yerleşip kalmalarının yasaklanmasını isteyecek kadar eğitimli gençlere ihtiyaç duyuluyordu…

Şimdikinin tam tersi…

Giden gelmediği gibi,

“Gel” diyen de yoktur.

Tam aksine ülkenin durumu “gidip de gelmesinler”e daha müsait.

Çünkü hepsi gelirse ne olacak?

Hatta elimizden gelse Türkiye ve İngiltere başta olmak üzere yabancı ülkelere eğitimli gençlerimizin ülkelerine gelmemesi için yasak koymalarını talep edebiliriz…

Doğrudur,

Eskiden lokmacı, şamişici, salepçi falandı millet.

Yoksul ve eğitimsiz ahalinin meslekleri bunlardı.

Eğitimliler parmakla gösterilirdi.

Bu yüzden Kıbrıslı Türkler aşağılanmak istendiğinde onlara “lokmacı-şamişici” denirdi.

Durum yine tersidir.

Eskiden her köşede bir lokmacı şamişici, mahallebici varken,

Şimdi avukat, doktor, eczacı var.

Lokmacıların yerini avukatlar,

Şamişicilerin yerini eczacılar,

Mahallebicilerin yerini de doktorlar aldı…

Her evde bir de muallim olduğu düşünülürse,

Eğitimde kalitenin tavan yaptığı sanılır…

Doktor var müteahhitlik yapar.

Eczacı var lokantacılık yapar,

Avukat var, mini market açmış,

Öğretmen var hayatında mektebe birkaç kez ya gitti ya gitmedi siyasetle uğraşır.

Diyelim motor mühendisidir, ticarete atılmış tabak çömlek satar…

Eskiden lokmacıysa lokmacıydı, bilinirdi, zaten aklından başka meslek de geçmezdi…

Eskiler ne çok uğraşıyorlarmış,

Gençler ülkelerine gelsinler diye…

Gerçekten,

Şimdilik gelmeyin…