Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Şimdi tam da cesur olma zamanı…

Döviz bir yılda yüzde 18-19 artış göstermiş. Son olayların ardından daha da yükselecek gibi görünüyor. Bu Türk lirasının yüzde 20 civarında değer kaybetmesi demek. Bizim gibi, tüketiminin önemli bir kısmını 3. ülkelerden yapanlara doğrudan yansıyan bir düşüş ve tabii buna bağlı da zam. Uzmanlar sürekli olarak “döviz cinsinden borçlanmayın” demekteler. Ama yetmiyor işte, bu değer kaybı sıfır borcu olan vatandaşı da bitirmiş durumda. Hükümetin bugünden itibaren önündeki yol, bundan 3 ay önce devraldıklarından daha zorlu bir yoldur. O nedenle çok daha radikal önlemler almak, halkın genelini rahatlatacak yollar bulmak zorundalar. Bunu yapmanın tek yolu da, adaletsizliklere son vermek, ekonomideki kaçakların cesaretle üzerine gidebilmek… Yapılacak şey basit; yan basanın, halkın ensesinden trilyoner olanın gözünün yaşına bakmamak. Ekonominin yüzde 60’ı kaçaksa, verginin yüzde 46’sı toplanabiliyorsa, orada ciddi bir kaynak yatıyor demektir. Ortaklar kafa kafaya verip, tüm mesailerini buna harcamalılar diye düşünüyorum. Eğer her gün dağ gibi büyüyen sorunları seyrederek yollarına devam etme niyetindeyseler, sonları bir önceki iktidarın sonuna benzeyecektir. Hem de öyle 3-4 yılda değil, çok kısa bir sürede. Ama ya başarırlarsa, o zaman bugüne kadar hiç yapılmayanı yapmış olacaklar…

                                           *****                                           
Polis fotosu
Polis yetersiz kalıyor…
Doğu Akdeniz Üniversitesi ile Polis Genel Müdürlüğü arasında, eğitim-öğretim, araştırma ve kültürel konuları kapsayan işbirliği protokolü imzalandığını okuyunca yaram depreşti ve yazmak istedim. Özellikle son on yıllık süre içerisinde ülkemizdeki polisiye olayların arttığına, birçok olayda polisin yetersiz kaldığına, olayları çözemediğine tanık oluyoruz. Bunun nedeni eğitim, araç, gereç, veya personel eksikliğinden olabilir. Kimseyi, özellikle de can ve mal güvenliğimizi koruma görevini yapan polisimizi suçlamak için de yazmıyorum. Ancak gerekçesi ne olursa olsun biz vatandaşlar, bahane değil, sonuç alınmasını istiyoruz…
Şahsi bir konu olduğu için daha önceleri yazmadım. Ancak sürekli hale geldiği için dikkat çekmek için yazıyorum. Bugün sizlerle bizzat oturduğum apartmanda yaşanan hırsızlık olaylarından bahsedeceğim. Lefkoşa’da önemli bir cadde üzerinde olan ve 18 dairenin bulunduğu bir apartmanda bir ay içerisinde 3 hırsızlık olayının yaşanması ve hiçbiri ile ilgili bir ipucunun bulunamaması ilginç değil mi..? Bundan yaklaşık 2 yıl önce yine söz konusu apartmanın 6. katında bulunan daireme gündüz vakti girilmiş ve aileye ait 30 yıllık birikim çalınmıştı. İki yıl sonra, yine gündüz vakti ayni daireye, bu kez kapısı kırılarak girilmiş ve soyulmaya çalışılmıştır. Bu olaydan 3 gün sonra, bu kez aynı apartmanın 5. katında yalnız yaşayan bir bayanın dairesine, balkon penceresinden  geceleyin girilmiş, çantasındaki parayı alanlar sırra kadem basmışlardır. Sonuç, her iki hırsızlık olayında da polis gelmiş, parmak izi taraması yaptıktan sonra ailelerden ifade alıp gitmişti. Önceki akşam bu kez hırsızlar aynı apartmanın 4. katındaki  daireye girmeye çalışmışlardır. Olay yerine yaklaşık iki saat sonra gelen polis, aynı prosedürü uygulamış ama, bildiğim kadarıyla yine bir sonuç alınamamıştır. Bir ay içerisinde aynı apartmanda 3 soygun girişimi yapılıyor ama, hiçbirinden de bir sonuç alınamıyor… Unutmadan, söz konusu apartmanın iki giriş kapısı var ve ikinci kapı, sürekli kilitli olup, usephone sistemi vardır…
Polis Genel Müdürlüğü’nün DAÜ ile yaptığı eğitim anlaşmasını okuyunca, belki bu eğitim sırasında bazı konularda da gerekli eğitimi verirler diye düşündüm. Evet polisimiz zor şartlarda ve eksik imkanlarla çalışıyor olabilir ama, gerekçesi ne olursa olsun biz vatandaşlar, can ve malımızı emanet ettiğimiz polisimizden biraz daha gayret bekliyoruz. Kadro mu, araç gereç mi, yoksa eğitim eksikliği mi, eksik her ne ise biran önce halledilmeli…       

YERİN KULAĞI VAR


İSİM VER SAYIN ANGOLEMLİ:

TDP Mağusa Milletvekili Hüseyin Angolemli, Türkiye’deki yolsuzlukların benzerinin KKTC’de de olduğunu iddia ederek, “Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle bir ülkede yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulunarak, basının da bazı konuları gündeme taşımaktan çekindiğini belirtti. O zaman çıkıp bu isimleri deşifre etsin. Kimin elinin kimin cebinde olduğunu isim isim açıklasın…  Aksi takdirde “Bunca yılın politikacısı Angolemli, dedikodularla konuşuyor” diyeceğiz.                                                             

HAYDİ BAKALIM:
Uzun bir görüşme maratonunun ardından CTP-DP hükümetinin bütçesi de Meclis’ten geçti. Hükümetin “hazine tamtakır, para bırakmadılar” dediği UBP’nin 2013 bütçesi artık yok. Daha doğrusu hükümetin bundan sonra bahanesi de yok. Sıra toplumu refaha götürecek, vatandaşın yüzünü güldürecek icraatları  yapmada ve onların sorumluluğunu taşımada.

28 MİLYONUN 10 MİLYONU TAMAM:
KTHY çalışanlarının alacaklarının nereden ödeneceği konusu tartışılırken, Kamu-Sen Başkanı Mehmet Özkardaş, söz konusu kaynağın  1 milyon 300 bin lirasının halihazırda satılmış olan KTHY’ye ait uçak parçalarından; 8 milyon 600 bin lirasının ise batık bankalardan tahsil edilen kaynaktan sağlandığını söyledi. KTHY çalışanlarının  toplam alacağı 28 milyon lira. Şimdi bu kaynaklarla 10 milyonu temin edilmiş durumda. Kamu-Sen yetkilileri 10 milyonun eski KTHY çalışanlarının tazminatlarına gitmesi, başka yerde kullanılmaması için takipçi olacaklarını söylüyorlar…

HATLAR ESKİYMİŞ:
Defalardır yazıyorum, özellikle Girne Alsancak arasında ve diğer bazı bölgelerde, bir frekans uyumsuzluğundan söz ediliyor. Geçtiğimiz günlerde tüm adayı elektriksiz bırakan arızanın da, yine aynı bölgede yüksek gerilim hatlarından kaynaklandığı açıklandı. Açıklamada, yeni bir sisteme geçildiği, ancak hatlar yenilenmediği için de kesintiler yaşandığı kaydediliyor. Bu da aynı cesaret meselesi… Dıştan dünya kadar alacağı olan bir kurum, hatlarını yenileyecek yatırımı bile yapmaktan aciz. İşte onun için diyorum, haydi o malum çevrelerin üstüne gidin, korkmayın, tüm halk arkanızda olacak. Biraz cesaret. Marifet özür dilemek değil…

AKARYAKIT DA SERBEST OLSUN:
KKTC Rekabet Kurulu, tüp gaz fiyatlarındaki artışı soruşturmaya almış. Yapılan zammın, rekabet kurallarına aykırı olduğu belirtiliyor. Bizim anladığımız dille, tüp gaz firmaları, aralarında anlaşmışlar ve zam yapmışlar, bu da Rekabet Yasası’na aykırıymış. Güzel, araştırsınlar. Peki ama aynı şey akaryakıt için de geçerli değil mi? Onu da özel firmalar getiriyor. Ama devlet otomatiğe bağlamış zam yapıyor. Bu da rekabet kurallarına aykırı değil mi? Akaryakıt fiyatlarının da serbest bırakılması gerekmez mi? Bence akaryakıtta bir tür korumacılık var. Serbest bırakılsa belki ucuzlar…


KOMİK OLUYORLAR:
Hükümetin her iki ortağının da, batan KTHY yerine yeni bir milli havayolu şirketi kurulacağı yönünde topluma taahhüdü var. Ancak KTHY çalışanlarının geçmişten doğan alacaklarını bile ödemekten aciz bu hükümetin, yeni bir havayolu kurulacağı yönündeki açıklamaları ne kadar inandırıcı olabilir ki..?

ZİRVEDEKİLER
Arsen Angı: GİAD Başkanı Arsen Angı,  “Ülkemizde üretkenlik, verimlilik, büyüme gibi kavramlar insanlarda çok fazla rağbet görmemektedir. İnsanımızın üretim kaynaklı büyüme ve kalkınmaya inancı çok azdır. Bu bağlamda ülkemizde yetişen birçok genç maalesef geleceklerini girişimcilikte ve üretimde görmemektedir. Bu durumu ve önyargıyı ortaya çıkaran sebeplerden bir tanesi de devlet bürokrasisidir…” diyor. Aynen katılıyorum. Neredeyse eski Sovyetler’deki kadar devletçi olduk. 

DİPTEKİLER
Önder Sennaroğlu: Gıda Tarım Ve Enerji Bakanlığı, Cuma akşamı ada genelinde yaşanan kesinti ile ilgili olarak “30 yıllık eski hattı” göstererek vatandaştan özür dilemiş.  Sadece özür dilemek bir şey ifade etmez Sayın Sennaroğlu, oturduğunuz makam özür değil, icraat makamıdır. Sen okkalı zam yapıp benden her ay bunu ödememi istersen, ben de kesintisiz elektrik isterim…