Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sıkıda olan Rum tarafıdır, ama…

Dünkü Havadis’te Mete Tümerkan’ın perde gerisine ilişkin notlarını okuduktan ve Tümerkan’la birlikte zirveyi izleyen Sevgili Hüseyin Ekmekçi’yle konuştuktan sonra, Türk tarafını suçlayan bizimkilere bir o kadar daha kızdım…

Çeşitli mutabakatlarla görüşmeye gidiyorsunuz, kurallar oyun sırasında değiştiriliyor.

Mutabakatlar birden bire bir kenara bırakılıyor.

Size hiç de anlaşmadığınız yöntemlerle dayatmalar yapılıyor.

Üstelik, siz her türlüsüne hazır olduğunuz için, bir kaç saat içinde temaslarınızı yapıp, yanıtınızı hazırlıyorsunuz. Yanıtınız bozucu, yıkıcı da değil. “OK, öyleyse şunu şöyle yapalım ve yeni bir erteleme talebinizi kabul edelim” diyorsunuz.

Hop, birden bire karşınızdaki sahne değişiyor. Ertelemeye gerek olmadığı, devam edileceği söyleniyor… Bu defa da Türk tarafının kabul etmesi mümkün olmayan teklifler, olmazsa, olmaz denilerek masaya konuyor.

Bu nedir..?

Bu, karşı taraftaki kafa karışıklığıdır…

Rum ve özellikle de Yunan tarafının hazır olmadığıdır. Anastasiadis’in “Çipras’la aynı düşünmüyorum” sözü ve onu ikna etmeye çalışması zaten bunu açıkça ortaya koyuyor.

Bu kadar köklü, bu kadar yılları yemiş, bu kadar liderler yemiş, konuşulmayan hiç bir tarafı kalmamış Kıbrıs konusunda neredeyse son noktaya gelinecek ve böyle acaip müzakere yöntemleri denenecek. Artık Türk tarafı da, muhataplarının tarihte her zaman yaptıkları gibi çamura yatıp, suçlama oyununa girdiğini görerek, sessizliğini bozmalı, gerçekleri daha detaylı bir şekilde ortaya dökmeli diye düşünüyorum…

Ne de olmasa Kıbrıs konusu bizzat bir taktikler  oyunu… Rum tarafı da, siyasileriyle, diplomatik temaslarıyla, medyasıyla bu oyunu mükemmel oynuyor. Hem de gerçekleri gizleyerek, haksız olduğu halde, karşı tarafı suçlayarak.

Rum halkının tutumuna da bu noktada değinmek şart. Demek ki, anlaşma konusunda öyle çok da beklentileri yokmuş ki, toplumsal bir tepki vermiyorlar. “Niye işi yokuşa sürdünüz” diyen yok… Bıraktım tepkiyi, resmi açıklamaları yorumlayan bile yok. Simerini bir anket yapmış, sadece yüzde 9’luk bir kesim Anastasiadis’in söylediklerinden tatmin olmamış… Bu sonuca dikkat etmek lazım….

Bakıyorum son bir kaç günde Anastasiadis’in konuşmadığı ülke kalmadı. O temaslarda ne anlatıyor dersiniz? Türk tarafının ‘uzlaşmazlığını’ (!)…

Yıllar yılı yaptığımız bir hata var. Daha önce bir çok süreçte de bunu yaşadık. Kaçan taraf olmadığımız halde, başarısızlığın sorumlusu olarak suçlandık. Ama sesimizi duyuramadık. Bunu beceremedik. “Haklıyız, güçlüyüz” mü dedik, kullanacağımız dili mi beceremedik. Ama yapmadık.

Öyle görünüyor ki, karşı taraf bildik oyunu oynamaya devam edecek. Anastasiadis, “Türkiye daha esnek davransın, Türk tarafına destek versin” şeklindeki ezberlerini tekrar ediyor, sanki öyle değilmiş gibi. Ama kolay olan bu. Dünyayı da buna inandıracağını biliyor.

Bu taktiklerle, süreçten hayırlı bir sonuç beklemek gerçekçi değil. Ve sonuçta bir kez daha boşu boşuna suçlanmamız tehlikesi var.

İşte Cumhurbaşkanı Akıncı’nın dünkü konuşmasında kısaca özetlediği husus sürekli tekrarlanmalı. Akıncı diyor ki; “Mont Pelerin’da tıkanıklık, Rum tarafının toprağı maalesef neredeyse haritasıyla beraber, her şeyi ile birlikte bitirelim, bitirirken ‘biz Rum tarafı olarak alacağımızı alalım ama Kıbrıslı Türklerin çok önemsediği siyasi eşitlikle ilgili önemli bazı unsurları dönüşümlü başkanlık gibi ya da yönetimde kararlara etkin katılım gibi hususları varsın bekletelim’ anlayışından kaynakladı”… Kısa ve öz. Akıncı, sonrasında, sürecin devam edebilmesi için yapılacakları da sıralıyor ve “Biz hazırız” diyor… Herkesin istediği cevaplar bu açıklamada var. Hem de itiraz edilemeyecek kadar açık…

Hem bu kez bizzat BM Temsilcisi de Rum-Yunan tarafının oynadığı oyundan rahatsız. Bunun üstüne gitmeliyiz…

Ama tabii şantajla, tehditle değil.  Diplomasiyi en üst düzeyde kullanarak. Dünyanın anlayacağı dille.

Umarım Mevlüt Çavuşoğlu’nun ziyareti sırasında bu konu da ele alınmıştır…


YERİN KULAĞI VAR

2016 VURGUSU:

Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, hedeflerinin 11 Şubat 2014 Ortak Çerçeve Belgesi’nin hedefleri doğrultusunda 2016 içinde müzakerelerin sonuç vermesi, kalıcı bir çözüm için adım atılması ve bir an önce bunun için 5’li konferans dahil gerekli somut yol haritası belirlenmesi olduğunu söyledi. “2016 yılı içerisinde” ifadesi, 2016 sonrası için yeni bir yol haritasının hayata geçebileceği mesajı mı acaba…

 

NASIL BİR GÖRÜŞ BİRLİĞİ:

Çavuşoğlu’nun Cumhurbaşkanlığında yaptığı konuşmada şu cümle dikkatimi çekti; “İktidardaki iki siyasi parti ve muhalefetteki iki siyasi partinin görüş birliğinde olduğunu görmekten mutluluk duydum”… Gerçekten merak ettim nasıl bir görüş birliği… Serdar Denktaş millete “Bu iş devam edecek, tetikte olun” derken…

 

SAKİN OLMA ZAMANI:

Mont Pelerin zirvesinin ardından yapılan açıklamalar sürece destek değil köstek oluyor. Özellikle hem Türkiye, hem de bizdeki bazı siyasilerin görüşmelere yönelik olumsuz açıklamaları dikkat çekiyor. Evet Rum tarafı süreci baltalamak için her yolu denemiş olabilir ama, bizim yapmamız gereken, daha akılcı ve bizi zora sokmayacak açıklamalar olmalı. “Anlaşmama konusunda anlaşacağız” gibi sözler bugün için kulağa hoş gelebilir ama, zaman sakin olma zamanıdır…

 

HER FAZLALIK, BİR EV DEMEK: 

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın,  Anastasiadis’in 92 bin Rumun kuzeye dönmesi talebini reddetmesi, bizdeki bazıları tarafından çok eleştirilmiş ve “ 5-10 bin kişi için zirveyi sabote etmekle” suçlanmıştı. Tamam da bir fazla kişi demek, Kuzeyde bir ailenin daha yer değiştirmesi demek… Bunu  anlamak istemiyorlar. Örneğin 10 bin fazla kişinin geri dönmesi demek,  fazladan 5 bin Türkün evinden olması demektir. Konuya biraz da bu pencereden bakmakta fayda var sanırım…

 

UMUTLAR TÜKENİYOR:

Mont Pelerin zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanması sonrası Güney’de yapılan ankette, Rumların %65’nin artık adada bir çözüm olacağı inancının kalmadığı ortaya çıktı. Aslında sadece Güney’de değil, Kuzey’de de çözüme yönelik umutlar yavaş yavaş yerini karamsarlığa bıraktı. Durum bugnkü haliyle devam edecekse, umutların tamamen tükeneceğini söylemek de yanlış olmayacak…

 

TDP ÇATIRDADI: 

Toplumcu Demokrasi Partisi’nde, Mustafa Emiroğluları’nın bir yıl süreyle partiden ihraç kararının ardından resmen istifa depremi yaşandı. Başta, milletvekili  Mehmet Çakıcı olmak üzere, istifalar da ardı ardına geldi. TDP’deki bu son gelişmeyle birlikte isitfaların süreceği ve istifa edenlerin yeni bir oluşum için kolları sıvadığı da gelen iddialar arasında… Fakat ne yazık ki, tartışmalar siyasi görüş ayrılıklarından değil, kişisel çekişmelerden kaynaklanıyor…

 


ZİRVEDEKİLER

Tufan Erhürman: “Anastasiadis’in önce toprakta her şeyi alıp cebine koyma stratejisi kendi açısından makul, bizim açımızdan değil. Müzakerelerde al-ver süreci için hem alınacakların, hem vereceklerin masada olması lazım. Her şeyi alıp, sadece verecekleriyle 5’liye gitmek doğru bir strateji değil…”.

 


DİPTEKİLER

Yusuf Hallaçoğlu: MHP Milletvekili Yusuf Hallaçoğlu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı, “Rum tarafı masada alabileceği her şeyi maalesef Sayın Akıncı yetki ve haklarının ötesine geçtiği için fazlasıyla aldı” diyerek eleştirdi. Birisi çıkıp ilhaktan, vilayetten bahsediyor, diğeri ise haddini aşarak seçilmiş bir Cumhurbaşkanına kendince “ayar” çekiyor… Yahu birisi burada kendi iradesini ortaya koyan, liderini seçen, geleceğine kendisi karar veren bir halk ve ayrı bir bir devlet olduğunu, o devletin de  Türkiye’nin bir ili olmadığını hatırlatsın. Bu ne saygısızlık yahu…