Sanat

Şiirde olduğu kadar dansta da başarılı







Çocukluk yıllarında ablasının daktilosunda yazdığı yazılarla duygu ve düşüncelerini anlatan Dervişe Güneyyelli Kutlu bu merakını yıllar içinde şiir, öykü ve masal yazarak geliştirdi. Yazdığı şiir ve masal kitaplarıyla bilinen Kutlu öykü kitabını da yayımlamaya hazırlanıyor.




Ceren Özbil



Hayata 1979 yılında Lefkoşa’da merhaba diyen yazar, şair ve Edebiyat öğretmeni Dervişe Güneyyeli Kutlu, edebiyat sevgisini öğrencilerine de aşılıyor.  

Çocukluk yıllarından beri şiir yazıyor
Ülkenin tanınmış şairlerinden Dervişe Güneyyeli Kutlu, henüz daha ilkokul dördüncü sınıfa giderken ağaçlar şiirler ve kuşlar için şiirler yazmaya başladı. Ayrıca beşinci sınıfta 23 Nisan’la ilgili yazdığı dörtlüğü öğretmeninin okumasına izin verdiğini söyleyen Kutlu, şu anda şiir ve masal kitaplarının olmasının ardındaki en büyük nedenlerden bir tanesinin de bu olduğunu anlatıyor. 

İlk kitabı 2007’de yayımlandı…
Türk Dili Edebiyatı Mezunu olan Dervişe Güneyyelli Kutlu’nun ilk şiir kitabı “Tütsü” 2007 yılında yayımlandı. Şiir dünyasına “Tütsü” isimli kitabı ile merhaba diyen Kutlu şu ifadeleri kullandı:
Bölümüm zaten Türk Dilli ve Edebiyatı Bölümü’ydü. Üniversiteye başlayınca işin ciddi anlamında eğitimini almaya başladım. İstanbul’a yüksek lisansa gittiğim zamana iki iki buçuk yıl ben şiir yazamadım. Çünkü ikinci yenilerle tanıştım. Okuduğun zaman anlamlı gelmeyen şiirler gibi geliyordu bana ama hocamız öyle bir açıklama yapıyordu ki o şiirlerle ilgili nutkum tutuluyordu. Bende bunlar şiir ama benim yazdıklarım şiir değil gibi hissediyordum. Belli bir süre yazamadım. Daha sonra okuya okuya hatta yaza yaza yazmaya başladım ve 2007 yılında artık benim bir kitap çıkarmam gerekiyor dedim ciddi anlamda. Tütsü isimli kitabımla merhaba dedim şiir dünyası.

Aynı zamanda dansçı…
Edebiyat alanında olduğu kadar dans alanında birçok başarıya imza atan Kutlu’nun tek sıkıntısı zaman. Sosyal bir insan olmayı seven Dervişe Güneyyeli Kutlu, dans etmeyi her ne kadar bırakmak istese de dansın onu bırakmadığını anlatıyor. Kutlu şu şekilde konuştu:
Kapı gıcırtısına oynayan tiplerdendim. Ortaokul lise yıllarında babamla çok iletişimim olamıyordu. Hem aşçılık yapıyordu hem hayvanlarımız vardı ortak paylaşım noktalarımız çok olamıyordu. Bir düğüne gittiğimizde karşılıklı Kıbrıs havalarında oynardık ama o çok keyifliydi benim için. 20-21 yaşındayken ülkemizde YEKSAD diye bir dernek vardı ve bana dediler ki sende yapacaksın bizim Kıbrıs gecemizde. Derneğin bir gecesi olacaktı. Ben de dedim ki yeğenimle bir mani atışması yapacağım ve dans edeceğim. Tabii kimsenin haberi yok. Büyük ablam benim dansa meyilli olduğumu biliyordu ve ben ona şöyle bir cümle kullandım “Bir gün senin için dans edeceğim ve o gün bugündür” dedim. 2001  yılında Kıbrıs gecesinde finalde selvi boylum al yazmalım müziği ile ben bir Anadolu kanını canlandırdım. Lirik dansta tiyatral dans sunumu ile. Herkes şok oldu. Kimsenin haberi yoktu böyle bir şeyden ve babam “yemek yerken çok sevdiğin bir parça olurda onu en sona bırakırsın ya en son o tat kalsın ağzında diye. Senin dansında benim için öyleydi” dedi. o cümle benim için bu işi bırakmamam gerektiğini hissettirdi. Ama amatör olarak devam ettim. Ara ara çok minik dersler aldım. İki üç saatlik dersler. Pek çok türün temelini biliyorum. Bırakmaya çalışıyorum ama dans beni bırakmıyor.

Babasının kızı
Sanat alanında ailesinden olumsuz bir tepki görmediğinden söz eden Kutlu ancak üniversite yıllarında çok aktif olması nedeniyle babasının kendisine “bütün arkadaşların okuldan eve evden okula gidiyor. Sen ne için bunlarla uğraşıyorsun” dediğini ve kendisinin de babasına “Seninde bütün arkadaşların evden işe işten eve gidiyor ama sende sevdiğin şeyleri bırakmıyorsun. Bende aynisini yapıyorum” dediğini anlattı.  Bunun üzerine babasının kendisine karşı çıkmadığını kaydeden Kutlu hatta babasının kendisini sahne de izlerken gururu duyduğunu hissettiğini belirtti.
“İlkokulda çocukların hayal dünyası geniştir”
İlkokuldaki çocukların hayal dünyasının geniş olduğunu kaydeden Kutlu bu nedenle duygularını ve hislerini kolaylıkla dile getirdiklerini belirtti. Kutlu şu şekilde konuştu:
İlkokuldayken çocukların hayal dünyası çok daha geniştir ve çok daha kolay dile getirir. İçine kapanık çocukta vardır ancak onlarda ya resimle ya sporla ya da şiirle yaparlar. O noktada ben şiir yazdım herkes bana gülecek gibi bir kaygı yoktur. Ama ortaokul liseye geçtiklerinde özellikle şiir yazma ya da şiir yorumlama da geri adım oluyor. Çünkü şiir sanki bir erkeğin kendini gösterebileceği güçlü bir alan gibi değildir. Hani spor atletizm gibi bir takımda olmak daha görseldir daha ihtişamlı görünür. Çocuklar ister istemez o tarafa meyil eder. İlerleyen yaşlarda içinde edebiyat ve sanat tohumu olup büyüyen gençler bir şekilde edebiyata ve sanata yöneliyor. Kıbrıs’ta sanatı el üstünde tutma yoktur.

“Sistem yanlış”
Eğitim sisteminde büyük yanlışlar olduğunu kaydeden Kutlu, sistemin siyasete bağlı olduğunu kaydetti. Kutlu şu şekilde konuştu:
12 yıllık bir öğretmen olarak sistemin ciddi anlamda düzeltilmesi gerekir. Ortada sistem yok. Maalesef siyasete bağlı. Değişen siyasilerle müdürlerde değişiyor. Her gelen kendine göre bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ancak yeterli olmuyor. Maddi anlamda da bir takım sıkıntılar var. Okullara yüzde 1 ancak yardımda bulunuluyor. Her okul kendi başının çaresine bakıyor ve kitaplarımızın çoğu Türkiye’den geliyor. En ufak örnek Türk Edebiyatı dersini ve 3 saat veriyorum. Edebiyat sınıflarında 5 saat Türkiye’de 8 saat. Müfredat ayni kitaplar ayni . Bu defa başka türlü sıkıntılar baş gösteriyor. Öğretmenin kaygısı müfredatı tamamlama kaygısına dönüşüyor. Sistem sizi bir şekilde yoruyor. Çalışan öğretmende belli bir müddet sonra geri atmaya başlıyor sistemsizlik nedeniyle. Şartlar eşit gibi görünse de öğretmenlerin şartları eşit değil ne maddi ve manevi anlamda.

Öykü kitabı hazır
Yayımlanan şiir ve masal kitaplarıyla tanınan Kutlu’nun öykü kitabı da yayımlanmaya hazır. Ancak Kutlu öykü kitabı için acele etmediğini ve kitabı bu yıl içinde yayımlayacağını anlattı. Kutlu, “Şiir ve masal kitaplarım yayımlandı. Öykü kitabında bir yıl içinde yayımlanacak” dedi.

“Sanatçının işi üretmek”
Sanatçının işinin üretmek olduğundan söz eden Kutlu ancak ülkedeki sistem nedeniyle sanatçıların yazdığı kitapları pazarlamak zorunda kaldığını anlattı. Kutlu ayrıca Kültür Dairesi’nde başarılı erleri İngilizce, Rusça, almanca gibi yabancı dillere çevirecek tercümanlar olması gerektiğini ve bu tercümanlar sayesinde sanatçılara uluslar arası kapıların çok daha rahat açılabileceğine inandığını söyledi.
Mevlana tutkunu
Dervişe Güneyyeli Kutlu’nun vazgeçilmezleri arasında “Mevlana” ve “Mevlana ile ilgili etkinlikler” yer alıyor. Çok aktif olması nedeniyle danstan feragat etmek zorunda kalan Kutlu Mevlana ile ilgili etkinliklere katılmaktan vazgeçmiyor ve vazgeçmeyi de düşünmüyor. 

“Kimse hedefinden vazgeçmesin”
Yaşadığı bir anı ile okuyuculara da bir mesaj gönderen Kutlu “Kimse hedefinden vazgeçmesin” diye özetlediği bir anıyı şu şekilde anlatıyor:
DAÜ iken bir hocam benim arkamdan “Dervişe İstanbul’a giderse okuyamayacak” demiş ve bu benim kulağıma geldi. Yıllar sonra. Ben İstanbul Üniversitesi birincilikle bitirdim. Belki de hocam o zaman haklıydım. Belki öyle bir potansiyelim olduğunun bende farkında değildim. Ancak insan kendi potansiyelini bilemez. Bende keşfetmesi gerekiyor. Bu yaşadığım deneyim birçok insanın içinde yaşadığı şeyi keşfedebilecek ve başarabilecek bir potansiyeli olduğunu ve önemli olanın onu ortaya çıkarmak olduğunu gösterdi bana. Gerekeni yapın kapılar bir şekilde açılır. Kolay açılmaz belki zor açılır ama açılır.









Başa dön tuşu