Birçok şeye yanlış başlamak mümkün.
Ta doğrusu anlaşılsın,
Bazen nesiller geçer.
Ama o yanlış içselleştirilir.
Doğru kabul edilir.
Öyle yaşanır.
Artık sensin.
…
Kadının adı Sıdıka.
Burada Siddiga olur.
Yıllarca Siddigabalar, Siddiga teyzeler, Siddiga genablalar olur hayatınızda.
…
Normaldir.
Her toplumda var.
Öyle bilinir, öyle yapılır…
…
Lambasuyu gibi.
Yakıştırmadır.
Öyle bir şey yoktur.
Ama sen lambaya su koydun.
Kabul edilir.
Ta gazyağı densin yıllar geçer.
Sanki o doğru imiş gibi.
Tamer Öncül söylemişti.
Gazın yağı olur da lambanın niye suyu olmasın?
…
Olay bizde cereyan eder.
Bir zamanlar bir devlet büyüğüne Sıdıka adında biri ziyaretçi gelecek.
Devlet büyüğü uyarılır.
“Efendim. Adı Sıdıka ha, hani yanlışlıkla Siddiga demeyesiniz…”
Kulağına küpe yapar.
Ziyaretçi gelir.
Devlet büyüğü coşku ile karşılar.
“Ooo hoş geldiniz Siddiganım…”
…
Bazı şeyler yanlış başlayabilir.
Ama olsun.
Seni anlatır.
Enosis de seni anlatır, Taksim de, Kıbrıs Cumhuriyeti de, KKTC de, Siddiga da…
…
Yanlıştan dönersin,
Doğruda kalırsın…
…
Bir hükümet kalkar bir anlaşma yapar.
Yanlış ama yapar.
Buna göre savaş gemileri Akdeniz’e dümen kıracak.
Kırar da.
Başka hükümet gelir.
O da dümene uyar.
…
Halbuki lambaya su koyabilen bir milletiz…
…
Zamanında öyle öngörüldü.
Ama yanlış.
Kalktılar Din İşleri diye bir şey uydurdular.
Laikliğe tekmil aykırı.
…
Gün geldi hükümetler değişir hale geldi.
Daha yenilikçi,
Bütün bunları ayırt edebilen hükümetler.
Bakarsınız,
Aynı yanlışlar sürer gider.
…
O zaman imamlar gelir kapınıza dayanır, grev yapar, özlük haklarının iyileştirilmesini ister, elektrik parası ister, cami ister…
Neden istemesin ki?
…
Sen yanlış gittikçe…
…
Papazların grev yaptığı duyuldu mu?
Papazlara bütçeden pay ayrıldığını bilen var mı?
…
Nesillerin değişmesi mi lazım?
Yanlış ne varsa dönülemez mi?
…
Diyeceğim şudur:
Sorunun çözümü için lambaya su koymak gerekirse,
Koyacaksın kardeşim.
Koyacaksın ki, lambasuyu olsun…
…
Bir kere de yanlış, doğruya çıksın…
































