EğitimKöşe Yazarları

Seyrekleştirilmiş eğitim ve öğretmen eksikliği

Barış Uzunahmet yazdı






Bu öğretim yılının yüz yüze başlaması elbette öğrencileri, öğretmenleri ve aileleri sevindirdi. Bir buçuk yıl kapalı kalan okulların ardına bu başlangıç ilaç gibi geldi. Ancak tüm iyi niyetli yaklaşımlara rağmen sorunları görmezden gelemeyiz. Gelmemeliyiz. İlköğretimde 20 civarında okul seyrekleştirilmiş eğitimle öğretim yılına başladı. Bu başlangıç elbette hiç yapmamaktan iyidir ancak sürdürülebilir bir durum değildir. Çocuklar dört haftadır okula gidiyor. Okula her gün giden çocuklar bu sürede 20 gün okula gitmişler, seyrekleştirilmiş eğitim alan çocuklar ise 10 gün… Bunun bir yıl bu şekilde devam ettiğini düşünürsek her gün okula giden çocuklar 180 gün okula gitmiş olacak, seyrekleştirilmiş eğitim alan çocuklar ise 90 gün okula gidebilecek. Bu çok ciddi bir eğitim kaybıdır. Eşitsizlik ve adaletsizliktir. Bu tür uygulamalar kısa süreliğine olabilir. Sıkışık bir dönemdesiniz ve önlem alana kadar böyle bir uygulama yaparsınız, bir yere kadar kabul görür… Ancak bunu bütün bir eğitim yılına yaymak fırsat eşitsizliği yaratır.

Pandemi sonrasında dünyada yapılan birçok araştırmada “telafi yoksa eğitim kaybı yaşanır” sonucuna varılmıştır. Düşünün ki KKTC dünyada en uzun süre okulların kapalı oldu ülkelerden biri oldu bu süreçte… Zaten ciddi bir eğitim kaybı vardır. Bir de buna yenisini eklemek, yakın zamanda sorunların, tepeden aşağıya yuvarlanan kartopu gibi daha da büyüyerek geleceğini bilmek gerekir.



Belli ki telafi eğitimini yapamayacağız. Bu konuda ne plan ne program ne de ekonomik güç var. Devletin bu konuya ayıracak maddi imkanı yokmuş. Ya da en azından öyle diyor yönetenler…

Ülkede okullar bir taraftan pandemi ve seyrekleştirilmiş eğitim ile mücadele ederken diğer taraftan da ciddi öğretmen eksikliği gözlemlenmektedir. Çok ilginçtir Kamu Hizmeti Komisyonu öğretmenlik sınavlarını Ağustos ayı sonunda yapmıştı. Bugün Ekim ayının ortasına geldik hala öğretmenler okullara atanabilmiş değildir. Özellikle ortaöğretimde öğretmen eksiklikleri nedeniyle çok sayıda dersin boş geçtiği, geçmişte yaşanan ders kayıplarının üzerine yeni kayıpların eklendiğini üzülerek görmekteyiz. İlköğretimde de durum bundan farklı değildir.

Öğretmenlik sınavlarının yapılmasının üzerinden bir buçuk ay, okulların açılmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen öğretmenlerin atanmamasının gerekçelerini hem Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı hem de Kamu Hizmeti Komisyonu kamuoyu ile paylaşmalıdır. Sınavı geçen ve kadro bekleyen öğretmenler göreve başlamadan, geçici öğretmenlerin okullara gönderildiği iddiaları toplumda rahatsızlık yaratmıştır. Bunlar için izahat gereklidir.

Hem seyrekleştirilmiş eğitim hem öğretmen eksiklikleri eğitimi sekteye uğratmaktadır. Her ikisi de birbirini destekler nitelikte sorunların kat kat büyümesine neden olmaktadır. Geçtiğimiz haftalarda Lefke Gazi Lisesi’nde ilk öğretmen eksikliği eylemi gerçekleşti. Eksikliklerin devam etmesi bu tür eylemleri tetikleyecektir. Pandemi döneminde yapılan online eğitimden tam randıman alamayan aileler artık çocuklarının daha iyi koşullarda eğitim almasını istemektedir. Ülkede covid vakalarının günlük 80 civarında devam etmesine rağmen aileler, eğitimsiz kalmaması adına çocuklarını okula göndermektedir. Bunun suistimal edilmesi, eğitimin aksatılması ailelerin tepkisine neden olacaktır.

Zannedildiği gibi eğitimde her şey yolunda değildir. Önlem almazsak yakında yoğunlaşan sorunların etkilerini hep birlikte yaşayacağız. Hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak, ortadaki sorunları çözmez, daha da karmaşık hale getirir.

Öğretmensiz seyrekleştirilmiş eğitim, öğretmensiz eğitim veya öğretmenli seyrekleştirilmiş eğitim ne kadar devam eder bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki; Bu böyle gitmez.







Başa dön tuşu