Dün Havadis’in geleneksel yılbaşı mangal partisi vardı.
Meslektaşlar, siyasiler, iş insanlarıyla buluştuk…
Biz buralardan ne gördüğümüzü sürekli yazsak da insanlar, bir merak soruyorlar; “Seçimleri nasıl görüyorsun”…
Aslında sordukları, seçim sonucunun ne olacağı…
Ben ne gördüğümü şöyle söylüyorum;
“Rezil, seviyenin hiç bu kadar ayaklara düşmediği, şaibeli, kalitenin yerlerde süründüğü bir süreç…”.
Bu, benim için seçim sonucundan da önemli…
Çünkü bu kısacık süreçte yaşananlar, toplumun yansıması….
Seçime giren kim..?
Bu memleketin insanı değil mi..?
Adı etrafında şaibeler dolaşanlar..?
Onlar da öyle…
Aydan gelmediler ya…
Biz yetiştirdik, biz o mevkilere getirdik ya da aday yaptık…
Biz neysek, onlar da o…
Onlar neyse, biz de oyuz…
Bir 90 seçimlerini hatırlarım.
Birileri ellerinde mavi dosyalarla gezerdi. Haklarında şaibe olan vekil adaylarıydı bunlar…
Denktaş-Eroğlu çekişmesi yeni başlamıştı.
Atışmalar, tartışmalar sonrasında, uzlaştılar.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öne çekildi…
Önce Denktaş kazandı, sonra da UBP…
İşte o seçim…
Hatta hatırladığım kadarıyla, rahmetli Denktaş, UBP adaylarından bazılarını da bu dosyalar yüzünden veto etmişti…
Yani yeni değil bu işler bizde…
Ama görüp, yaşadığımıza göre, siyaseti, kamuyu, iş hayatını, ekonomiyi bu pis ilişkilerden temizlemeliydik değil mi?
Ne gezer…
Tepesine tüy diktik…
Onun için diyorum ki, bu sefer, daha öncekilerden de kötü…
Böylece bırakırsak, daha da kötüye gidecek…
Önce temiz bir seçim…
Temiz ve kaliteli bir Meclis…
Sonra da temiz eller savcıları mı olur, özel mahkemeler mi olur, soruşturma komisyonları mı olur, ne olursa, ortada dönen pisliklerin peşine düşecek topyekun bir harekat…
Söylediklerimin sadece siyasilerle ilgili olduğu sanılmasın.
Kirlilik her yerde…
Ben bu seçimleri böyle görüyorum….
YERİN KULAĞI VAR
YAPTI YAPACAĞINI:
Gezici anket şirketi ne kural, ne de yasa tanımadığını bir kez daha ispat etti. YSK’nın yasağına rağmen tamamen algı operasyonuna yönelik anketini yayınladı. YSK Başkanı Şefik; “Bu bir suctur, yayınlamak da suçtur. Adaya gelirse gereği yapılacak” dedi ama, adam aldığı paranın karşılığını öyle ya da böyle verdi. Sonuçlar ise tam bir komedi. 15 günde öyle değişiklikler olmuş ki, akıl sır ermez…
PROJEYE BAKAR MISINIZ:
UBP’nin vaatleri arasında yer alan “5 yeni devlet hastanesi” sözü ne kadar inandırıcı olabilir ki. Öncelikle öyle bir söylüyorlar ki, sanki parasını ceplerinden verecekler. Halbuki hastaneleri de, yolları da Türkiye’nin yaptığını bilmeyen yok. Bunu UBP projesi diye vatandaşa kakalamaya çalışmak da bir o kadar ayıp. Siz elinizdeki hastanelere bile “devrim” diyerek en kötü dönemini yaşattınız. Sayenizde doktor kalmadı…
MÜHÜR-KARMA SAVAŞI:
Belki de ilk kez karma oyların yoğun olacağı bir seçim yaşayacağız. Oy pusulasının karmaşıklığı bile, karmacıları mühüre döndürmeye yetmedi sanırım. Bir de, her partinin içinde beğenilen adayların olması, seçmeni mühür yerine karmaya yönlendiriyor. En önemlisi ise, bazı partilerde yaşanan iç kavgalar ve kesmeler… Bu partilerde adaylar bile seçmeni karma oya yönlendiriyor. “Bir tik bana, gerisini istediğine ver” diye.
YARIŞAMADAN KAYBETTİLER:
Yüksek Seçim Kurulu, 4 adayın “sabıka kayıtları” yüzünden kazansalar bile vekil olamayacaklarına karar verdi. YSK Başkanı Narin Şefik, birisi YDP, diğer üçü MDP’den aday olan 4 kişinin isimlerinin listelerde yer alacağını ancak, kazansalar bile milletvekili olamayacaklarını söyledi. Sizin anlayacağınız daha yarışamadan kaybetti bu arkadaşlar…
SIRADAKİ GELSİN:
Kırk yılda 38 farklı hükümet tarafından yönetilmişiz. Geldiğimiz noktaya bakıldığında bu hükümetlerin ne kadar başarılı olduğu ortada. Yakında 39. hükümetimizi seçmek üzere sandık başına gideceğiz. Kırk yıldır akıl koymayan bu toplum bu kez bu kadersizliğini kırar mı bilemem ama, aynı kafayla gittiğimiz sürece, daha çok ahlar, vahlar çekeceğiz…
ETRAF YIKILIYOR, HABERİMİZ YOK:
Ülkenin etrafında cadı kazanı kaynıyor. Sondaj gemileri bir biri ardına geliyor. Tartışmalı, aklımızın alamayacağı kadar tehlikeli işler oluyor. Bizimse, bu coğrafyada yaşadığımıza bin şahit ister. Kim kazancak, kim kaybedecek derdinde, çamurun içinde debelenip gidiyoruz… Ne içte, ne dışta başımıza neler geleceğini düşündüğümüz yok. Sanki tam da Bizansın son günleri…
O YASA BAŞKA:
Önceki gün “Akıncı Polis Yasası’nı Onayladı” başlıklı haberle herkes telaşa düştü. “Yahu, bu yasa Komiteye geri çekilmemiş miydi” diye… Meğer bu başka yasaymış. Polis kadrolarına müracaat edeceklerde aranan nitelikler, terfiler, disiplin suçları, ödüllendirmeler konularında yapılan değişikliklermiş…
NEYDİ OLACAĞI:
Herşeye boyun eğer, bize birşey olmaz derseniz, sonunda olacağı budur. Tartışmalı İlahiyat Koleji’nde öğrencilerin yeni yıl kutlamaları bazı hocalar tarafından engellenmek istenmiş. Yahu bu ada bizim, yıllardır da bu tür sorunlar olmadan yaşayıp gittik. Şimdi kimdir bu ayar vermeye çalışanlar? Ama dediğim gibi, kabahat onlarda değil, herşeye boyun eğen bizlerde. Bekleyin daha görecek çok şeyimiz var…
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Okan: “Denildiği gibi gün gelir devran döner. Hiçbir şey kimsenin yanına kalmaz. Ne diktatörlüğe heveslenenlerin, ne işkencecinin, ne yardakçının, ne celladın… Doğrusu, Nereden bakılırsa bakılsın, Sanki böyle günlerden geçiliyor: Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz / Telaşı, sevinçli, kuşkulu açar gibi”…
DİPTEKİLER
Bir Yerde Yanlış Var: Enflasyonun % 17 olduğu, insanların dövizdeki artış yüzünden iflasa sürüklendiği, partizanlık ve peşkeşin tavan yaptığı, kaynağı belirsiz paraların havada uçtuğu ülkede, yeni yıla bütçesiz giren hükümet eğer hala daha, kendini başarılı olarak görüyorsa, bir yerde bir yanlış vardır… O yanlışı bulacak olan da 7 Ocak’da sandığa gidecek seçmen olacak…
FOTO GÜNDEM

































