Filmlerdeki gibi.
Erkek, uyarsa eline bir gitar alır.
Vakit akşamdır.
Yıldızlar parlamakta.
Bir pencerenin altına tüner,
Aşık olduğu kadına seranad yapar…
…
Böyle bir manzara karşısında kadın aşk adına onurlandırılmıştır…
…
Seranad, “akşam müziği; akşam yahut gece vakti, açık havada genellikle bir kadının penceresi altında söylenir, çalınır türde parçalar” demek.
…
Hiç seranad yapan oldu mu?
…
Olmadığını düşünebiliriz.
Ama bisikletle cirit atmak önemliydi bir zamanlar.
Şimdi arabalarla caka yapıldığı gibi.
…
Oğlan bisikletine atlar, kız arkadaşının kapısının önünde turlardı.
Sokağın bir ucundan bir ucuna.
Olmadı, bir daha.
Panjur aralanır ve kız oğlanı görürse ne ala.
Görmezse turlamaya devam…
…
Cep telefonu yok ki…
Tam bir işkence…
…
Seranad kültürümüzde yoktur…
…
Kültürümüzde birçok şey yoktur.
Sonradan edinilen kültürlerin de içselleştirilmesi zamana kalmış bir şey…
…
Zaten, Avrupa’da aydınlanmacı çağda birçok gelişmeler olurken,
Osmanlı-Türk toplumları bunlara gözünü kulağını kapamıştı.
Halbuki bilimsel olarak üretilen her şey evrenseldi.
Yeni icatlar, yeni teknolojiler insanlığı geliştirmeye yönelikti…
…
Bilgisayarı, interneti, cep telefonunu reddetmek mümkün mü?
Değildir.
Ama bir zamanlar matbaa reddediliyordu mesela.
Yani şimdi interneti reddetmek gibi bir şey…
…
Seranad yapılmayabilirdi.
Bunun yerine gazel vardı.
Belki mahalle kültürüydü ama olsun.
Kendi kategorisinde iyi bir sallama…
…
Ve aslında sallama işini en iyi yapanlar geri kalmış toplumlar değil mi?
…
Sıkıntı, sadece aydınlanmacı gelişmeleri yakalayıp yakalamamak değildir.
Buna paralel olarak dil de önemli.
Konfüçyüz, dilin bozulması ile birlikte her şeyin bozulacağını söylemişti.
Gerçekten de öyle.
Aklın kullandığı araçlar kelimelerdir, kavramlardır.
Kelimeleri kavramlaştırmak filozofların işidir.
Onlar bunları yapacaklar ki, herkes konuştuğunda ne konuştuğunu iyi bilsin.
Neticede herkes konuşur.
Konuşulan şey anlaşılmaz ya da anlamsızsa veya herkes bir başka telden anlarsa sallama olur.
…
Nice dönemler gazelle geçti…
…
Ama gerekli aydınlanmacı koşullardan yoksun bazı dönemlerin de güzel, hoş, seranad yapmak kadar romantik ve anlamlı yanları vardır.
Kim bisikletle bir daha o pencerenin altından turlamak istemez ki.
Bir şarkı eşliğinde.
Hele sözler bir de anlamlıysa:
Saçın yüzüne değse
Tenini kıskanırım…
































