Aziz Nesin bir kitabında kendi hayatını anlatır.
1933’de soyadı kanunu çıktığında herkes kendisine bir ad bulmaya başlamış.
Nesin, kendi soyadını anlatmadan önce şöyle der:
“Herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri ‘Eliaçık’, dünyanın en korkakları ‘Yürekli’, dünyanın en tembelleri ‘Çalışkan’ gibi soyadları aldılar.
Bir mektup yazılabilecek bir zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine “Çeviker” soyadını almıştı.”
…
Büyük yazar daha sonra konuyu kendi soyadına getirerek şöyle şunları söyler:
“Bana böbürleneceğim ortada soyadı kalmadığından, kendime ‘Nesin’ soyadını aldım. Herkes ‘Nesin?’ diye çağırdıkça, ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.”
…
Kıbrıs’ta soyadı alma meselesi yanılmıyorsam 1976’da başladı.
O yıla kadar herkes Ahmet Hüseyin, Mehmet Hasan,
Süleyman İbrahim, Fatma Hasan, Muazzez Ali, Mehmetali Hüseyin, hatta Mehmet Mehmet, Ahmet Ahmet isimleri ile bilinir, isimler baba adı ile kullanılırdı.
Soyadı kanunu çıkınca, Nesin’in dediği gibi birçok tembelin “Çalışkan”, birçok yüreksizin “Yürekli” adını alıp almadığını bilmiyoruz!
Nesin gibi düşünüp, her gün her an ne olduğunu hatırlasın diye “Sen Kimsin?” soyadını alan da olmadığına göre, buradan pek bir şey çıkmayacağı söylenebilir mi?
…
Cumhuriyetin10. Yıl Marşının bestesini yapan Cemal Reşit Rey’in başından ilginç bir olay geçer o yıllarda.
Hikayeyi olduğu gibi aktaralım:
“Cumhuriyet’in 10. yıl kutlamaları için 1933’de bir marş yarışması düzenlenir. Cemal Reşit Rey, güftesi Behçet Kemal Çağlar ve Faruk Nafiz Çamlıbel’e ait olan şiir üzerine bir beste yapmaya karar verir. Uzun süre uğraşıp, herkesin coşku ile birlikte söyleyeceği bir marş oluşturmaya çalışır. Ancak ağabeyi Ekrem Reşit’e yaptığı çalışmayı bir türlü beğendiremez. Sonunda mehter ritmi gelir aklına Cemal Beyin, besteyi yapar ve herkesin rahatlıkla söyleyebileceği bir eser çıkar ortaya.
Ankara’da eseri piyanoda çalarak kendi seslendirir. Marşı değerlendirecek olan heyetin içinde bulunan dönemin Milli Eğitim Bakanı, Cemal Beyin ‘cumhuriyet’ sözcüğünde majörden minöre geçtiğini, bunu da cumhuriyeti küçük düşürmek için yaptığını iddia eder ancak, Cemal Reşit şu örnekle durumu kurtarır:
‘Minör küçük anlamına gelir ama müzikte bu anlamda kullanılmaz. Beethoven’nin, Napoleone’un kahramanlıkları için yazdığı Eroica’nın ikinci bölümü de do minör tonundadır.’
Jüride bulunan bir başkası ise bir kahramanlık öyküsü olan Marseillaise’in de minör tonundan olduğunu söyleyince durum tatlıya bağlanır. Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Yıl Marşı böylece ortaya çıkmış olur.”
…
Politis gazetesinin haberine göre Birleşmiş Milletler (BM) Kıbrıs meselesini donduracakmış.
Yani, bundan sonra minör düzeyde!
































