Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

SEN AMERİKA’DAN DAHA MI ZENGİNSİN?

ABD dünyanın 1 numaralı kapitalist ülkesi. Kapitalizmin kitabını yazmış, sermaye dostu ülke.

Kendi ekonomi modelini “karma” olarak tarif etse de ABD’yi büyük şirketlerin yönettiği herkesin bildiği bir sır. Dünya GSYİH’sının %22’sini Amerikan ekonomisi oluşturuyor.

Gelin görün ki, Demokrat Başkan Joe Biden’ın kamu yatırımları için takip ettiği yol, zenginden daha fazla vergi almak. 2,3 trilyon dolarlık altyapı planı kapsamında kurumlar vergisi oranını yüzde 21’den yüzde 28’e çıkarıyor.

“Amacımız, en büyük şirketlerin hiç vergi ödememesinin önüne geçmek” diyor…

Trump, ki kendisi de içinden geldiği vahşi sermayenin kuklasıydı, kurumlar vergisine indirim getirmiş,  yüzde 35’ten yüzde 21’e düşürmüş ve bunun sonucu olarak da birçok Amerikan şirketi komik vergiler ödemeye başlamıştı…

Biden, okullara, yollara, mesleki eğitimlere ve bayındırlık işlerine federal bütçeden daha fazla pay ayırmayı ve bunun için zengin Amerikalıları ve şirketleri daha fazla vergilendirmeyi öngörüyor. İşin ilginç yanı, bu karar hem kendi partisi hem muhalefete oy veren geniş halk kesimlerinden destek görüyor.  Karşı çıkanlar, sermayedar kongre üyeleri…

Bir de dönüp kendimize bakalım. Bu ülkede iş yapılıyor, para da yapılıyor. Kendi çapımıza göre, kazandığı astronomik paraları nereye koyacağını, hangi yatırımı yapacağını bilemeyip, yurt dışına kaçırandan tutun, dünyanın sayılı zenginleri arasına girenler var. Bunlar, resmi yolla teşvik, destek, muafiyet sağlananlar…

Öte yandan bu kıyakları yapan devletin maliyesinde kasa tamtakır.

Çünkü bırak adil olmayı, adam gibi bir vergi politikası yok. Destek mevcut, devletin geliri namevcut.

Beyana dayalı verginin üstüne dünya kadar da haksız muafiyet… Şimdilerde buna bir de aflar, ötelemeler eklendi ki tadından yenmez.

Sen KKTC olarak Amerika’dan da fazla mı sermaye dostusun? Sen ondan daha mı zenginsin? Yoksa senin politikanda kamunun çıkarı mı yok?

Durum resmen “ayıp” boyutunu aşmış durumdadır. Maliye Bakanları çıkar, “para yok” diyerek en acil giderleri kısar. Zaten zorda olan insanların cebine el atar, alım güçlerini artıracak bir şeyleri aklına getirmez, açlık sınırının altında kalmalarına göz yumar, karşılığında insanlar da devletinden soğur, güvenini kaybeder. E adamlar oy hesabı yaparlar. Sanki tek desteği finansörlerinden alırlarmış gibi.

Geçtiğimiz gün Esnaf Zanaatkarlar Odası’nın bir açıklamasını okudum. “Dayanacak gücümüz kalmadı, marketler küçük esnafın yaptığı işleri yapmasın”…

Bu mudur talep? Bu mu olmalıdır? Aylarca kapalı kalan, geliri sıfıra düşen 5 bin işletmenin ve onun 50 bin çalışanının tek talebi bu mu?

KTEZO ve diğerleri daha cesur olmalıdır. Marketler esnafın sattıklarını satmasın diye naçizane öneri yerine, mesela bu dönemde olduğundan fazla zenginleşen ve hiç kapanmayan tek sektör olan marketlerin diğer işletmelere uygulanan yüzde 5 KDV muafiyetinden yararlandırılmasına karşı ses çıkartmalıdır.

Hedefleri doğru koymak zorundayız. Demokrasinin gereği budur. Sivil Toplum Örgütleri, asıl sorunu gözden kaçırmamalı. Bu ülkenin vergi sistemi acilen birinci gündem maddesi haline getirilmelidir.

Bunu yapmadığımız sürece, hem halk, hem devlet olarak günden güne daha yoksullaşacağız, alım gücümüz daha da düşecek, sefil, perişan insanlar topluluğu haline geleceğiz ki, bu durumda dayatılacak politikaların ne olacağını düşünmek bile istemiyorum…

YERİN KULAĞI VAR

SADECE CTP YETMEZ:

Meclis bugün Tatar’ın katılımıyla olağanüstü toplanacak. CTP toplantıya, “göstermelik olduğu” gerekçesiyle katılmayacak. Ben yaparım olur mantığıyla hareket eden Tatar’a karşı yapılan bu boykot bence yerinde bir karar. Kimseyle paylaşmadan bir şeyler yapmış, iş işten geçtikten sonra gelip anlatacakmış. Neye yarar? Keşke herkesi yok sayan Tatar’a karşı diğer muhalefet partileri de aynı duyarlılığı gösterebilseydi. Hatta, tüm muhalefet, Tatar’la birlikte Saner hükümetine karşı da Meclis’ten çekilmek dahil, bir dizi boykotu hayata geçirebilseydi. Bunlara anladığı dilden cevap vermezseniz, bildiklerini okumaya devam edecekler…

 

HADE KAHRAMANLAR GÖREYİM SİZİ:

Bizim bazı milliciler yıllar önce aldıkları Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportlarını iade etmek için adeta sıraya girdiler. Hoş, henüz daha hiçbiri bu konuda bir adım atmadı ama, sadece pasaportlar mı? Birçoğu haksız yere aldıkları Rum mallarını da iade etsinler. Madem bu kadar kahramandırlar, güneyden gelen ilacı bile istemiyorlar, o zaman pasaportla birlikte aldıkları Rum mallarını da iade etsinler ki, ben de kendilerini alkışlayayım…

 

YANLIŞ OLAN SİZSİNİZ:  

Saner hükümeti, birçok sektör kapalıyken gece kulüplerinin açılması kararını sözde iptal etti. Gerçekte ise öteledi. Gerekçe olarak da bu kararın “yanlışlıkla” alındığı gösterildi. Alıştık artık, bu ne ilk ne de son olacak. Bu kaçıncı iptal kararı. Önce bir karar alıyorlar, gelen tepkilere göre de hemen değiştiriyorlar. Evet ortada bir yanlış var doğrudur. Ama o yanlış, aldığınız kararlar değil, sizsiniz…

 

YAZIN BUNU DA BİR YERLERE:

Ercan havalimanının adının değiştirilmesi konusunda hem halktan hem de şehit Ercan’ın ailesinden gelen tepkilerle geri adım atmaya çalışan Ersin Tatar, topu hükümete attı. Daha birkaç gün önce Türkiye yetkililerini arayan kimdi? Hani “onayladılar” falan diye de atıp tutan, halkı isyan ettiren kimdi? Üstüne vazife değilse niye aramış, onay talep etmişti? Bakın, ne pratik, anında dönüş yapmış. Biz hepimiz ahmağız ya…

 

BAŞLARINA GELENİ ÇEKSİNLER:

YDP’yi çok da ciddiye almam. Sonunun, daha önce kurulan ayrımcı partiler gibi olacağını bilirim de ondan. Bu defakiler zaten iki kişinin taraftarları olduğundan, futbol maçındaki gibi kendi içlerinde bölündüler. Umurum değil. Yalnız, ellerinde öyle bir koz var ki, biri kopup, 3 bağımsızı da sürükleyecek, hükümeti bozacak deniyor. Bu kozu onların eline veren, bugün bu rezilliğe ortak değil midir? Başlarına geleni çeksinler. Belki bir an önce gerçekleşir…

 

TATAR’IN “GÖNÜL KÖPRÜSÜ”:

Tatar, T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı / Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi iş birliğinde gerçekleştirilen ‘Gönül Köprüsü Projesi’ kapsamında ev ziyaretlerine başlamış. Köyleri ziyaret etmek için Türkiye’nin bir projesine mi ihtiyacı vardı? Tatar; “Biz Kıbrıs’ta hiçbir zaman bir azınlık durumuna düşemeyiz, düşmemeliyiz” diyerek, daha çok vatandaşlık verileceğinin sinyalini de verdi…

 

YİNE Mİ KAÇAK:

Adaya son dönemde gelen yabancı öğrenci sayısının 12 bin olduğu açıklanmıştı. Bu sayı giderek de artıyor. HP Milletvekili Ayşegül Baybars, Meclis’te bu sayıyı üniversitelerden teyit edemediklerini söyledi. Demek ki sormuşlar, aldıkları yanıttan tatmin olmamışlar. Eğitim Bakanı buna bir yanıt verdi ve yabancı uyruklu sayısını, yerli öğrenci sayısını falan sıraladı, hangi üniversiteye kaç kişi geldiğini  bir türlü açıklamadı. Hani üniversiteler devlete rakamları bildirecekti? Anlaşılan yine öğrenci kisvesi altında kaçak işçiyle doldu buraları…

FOTO GÜNDEM: Tuttukları paranın kaynağı belirsiz Afrikalı gençler, şimdi Esentepe civarını mesken tutmuşlar, çevrede oturan insanları çileden çıkartmaktaymışlar. Bakın şu kazaya; ikisi de lüks cabriolar. Sürücüleri malum, yine Afrikalı “öğrenciler”. O bölgede yol yarışları yaptıklarına dair haberler var. Üstelik bu villa kiralama olayı da devletin vergi denetiminin dışında.  Daha ne kadar seyredeceğiz bu rezaleti?