Seyahat

SELANİK


Uzun yıllardır tanıdığım ve gerek yurtiçi gerekse yurtdışı turlarında birlikte seyahat ettiğim 13 kişilik gurubum ile bu yaz Yunanistan gezimizi yapacaktık. Seyahatimize Uluslararası Larnaka Havalimanından başlamamızın daha uygun olacağına karar verdik. Farklı alternatifler arasından ‘Agean Hava Yolları’ ile 2 saat süren bir uçuş sonrası Selanik şehrine vardık. Pek tabii ki bu şehre İstanbul üzerinden aktarmalı gitmek istiyorsanız öylesi bir uçuşta mümkündür. Ancak hem bilet maliyeti  daha yüksek hem de zaman kaybınız fazla olur. Selanik Uluslararası Havalimanı şehir merkezine 15 km uzaklıkta olup Yunanistan’ın ikinci büyük havalimanı olma özelliğine sahiptir. Yaz aylarında gerek şehre gelen turist gerekse de yerel halkın seyahat etmesiyle talep artmakta ve havalimanında yoğunluk yaşanmaktadır. Geçtiğimiz yıl Selanik havalimanını kullanan kişileri rakama vuracak olursak yılda takribi 4 milyon civarıdır. Şehir adını Makedon kralı Büyük İskender’in üvey kız kardeşi Thessalonike’ den alır. Kral Philip kızının thesally’ de kazanılan zafer günü doğması ile Thesallonian Zaferi anlamına gelen ‘Thesallonike’ adını bu yerleşim yerine vermiştir. Bizler bu şehre gelerek yıllar öncesinden kısacası ilkokula başladığımız günden beri hafızalarımıza yerleşmiş olan Atatürk’ün Selanik’teki pembe boyalı evini görecektik.

Otelimizi seçerken şehir merkezinde olmasına dikkat etmiştik. Böylece dilediğimiz zaman merkeze yürüyebilecektik. Odalarımıza yerleştikten 30 dakika sonra resepsiyonda buluşup rehberimiz Nesrin Hanım eşliğinde tura çıkmaya hazırdık. Nesrin Hanım bu bölgede yaşayan Rumeli Türklerindendir.  Selanik merkez ve çevresinde konaklayacağınız farklı otel alternatifleri bulabilirsiniz. Butik otellerin yanı sıra 5* oteller de bu çevrede konumlanmıştır. Her bir tesisin sunduğu farklı imkanlarla gecelik fiyatlar €20’dan başlayıp €350 ‘ya kadar farklılık göstermektedir. Selanik, Osmanlı ve Bizans imparatorluklarının ikinci önemli şehri olarak altın dönemlerini yaşamıştır. Şehir özellikle Bizans İmparatorluğu döneminde büyüklük ve zenginlik bakımından İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehir olmuştur.  Selanik, Yıldırım Beyazıt döneminde alınmışsa da daha sonra yeniden Osmanlı idaresine geçmesi 2. Murad dönemine denk geldi.  Ne var ki 1912 Balkan Savaşları sonunda şehir Yunanlılara savaşmadan teslim edildi. 1924 yılındaki nüfus mübadelesi sonunda ise burada yaşayan Türkler Türkiye’ye, Anadolu’da kalan Rumlar ise Selanik’e göç ettiler. Bu şehirde yaşamakta olan 50.000 civarında Yahudi vardı. Ancak 2.Dünya savaşında Yahudiler buradan alınarak toplanma kamplarına götürülüp orada öldürülmüşlerdir. Zengin ve tarihi bir kültüre sahip olan şehirde Bizans ve Osmanlı döneminden kalma günümüze kadar gelen pek çok tarihi eser var. Bu şehirde konakladığımız süre içerisinde zamanımız elverdiğince bu tarihi yerleri gezip görme imkanı oldu.

Selanik şehir turumuzdaki ilk durağımız ‘Selanik Evi’ olarak da bilinen Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu evdi. 1881 yılında bu evin ikinci katındaki odada doğmuştu. Baba, Ali Riza Efendi ölünce annesi iki kız kardeşini de alarak bu evden taşınmış ve sonraki yıllarda Yunanistan bu evi Türkiye’ye hibe etmiştir. 1953 yılından itibaren ise bu ev müzeye dönüştürülmüştür. Pazartesi günleri müze ziyaretçilere kapalı olup haftanın diğer günlerinde ise girişler ücretsizdir. Evin girişi tali yol kullanılarak müze girişindeki güvenliğin yanından, bahçeden geçerek eve giriyorsunuz. Evin her odası farklı bilgi ve görseller ile donatılmıştır. O günlerden kalma Mustafa Kemal’in giysileri, madalyaları, okulda aldığı karneleri dahil olmak üzere kişisel eşyaları bu evde sergilenmektedir. Şimdi bana nereden nereye diyeceksiniz ama bu müzenin tarzı Lefkoşa’da Nisan 2016 tarihinde açılan Dr. Fazıl Küçük Müzesini anımsattı. O müze de ayni şekilde tanzim edilmiş olup Lefkoşa’da bulunan en güzel özel müzelerimizden biridir. Eğer siz hala o müzeyi gezmemişseniz bir Kıbrıs ’lı olarak sizin de gezmenizi tavsiye ederim.

Roma hamamlarının kalıntıları üzerine yapılmış Aya. Dimitrios(Aziz Dimitri) Katedrali ise bugünkü bir başka durak noktamızdı. Aziz Dimitri’nin 303 yılında burada hapsedilip işkence neticesinde ölmesinden sonra ise buraya bir tapınak yapılır. Dimitri’nin öldüğü yerdeki su Hristiyanlarca kutsal su olarak kabul edilir. Tarih boyunca yağmalanan, yakılan bu ibadet yeri II. Bayazid döneminde Camii olur. Adına ise ‘Kasımiye Camii’ denir. Ancak 1912 yılında bu yer yeniden kiliseye çevrilir. 1988 yılından itibaren ise Aziz Dimitri Katedrali UNESCO Dünya Mirası listesine kaydedilmiştir.

Selanik’in daracık sokaklarından yürüyerek ana meydan olan Aristoteles Meydanına çıkarsınız. Bu meydana Yunan filozofu, gökbilimcisi, olan Aristo’nun adı verilmiştir. Tam meydanın ortasında ise kocaman Aristo heykeli var. Yol boyunca turunç ve palmiye ağaçları ile çevrilen bu meydanda yarım ay şeklinde sıralanmış binalar görürsünüz. Bu caddeden günün hangi saatinde geçerseniz geçiniz mutlak surette bir canlılık ve hareket vardır.  Aristoteles Meydanından denize doğru ilerlediğiniz zaman karşınıza tıpkı İzmir’in kordon boyunu anımsatan bir sahil çıkar. Sağ tarafınızda deniz sol tarafınızda ise sürekli cıvıl cıvıl seslerin geldiği ve hemen hemen tıka basa dolu olan balıkçı restoranları, pastaneler ve kafeler sıralanmıştır. Kordon da yürümeye devam ederseniz bir süre sonra tam karşınızda Selanik’in simgelerinden biri olan ‘Beyaz Kule‘ye  varırsınız.

Beyaz Kule, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış olup Osmanlı döneminde kale sonraki dönemlerde ise garnizon ve en son olarak da zindan olarak kullanılmıştı. Bu arada tarih boyunca bu kuleye farklı dönemlerde farklı isimler de verilmiştir. Bu isimler arasında en çok bilinenleri Aslan Kulesi, Yeniçeri Kulesi ve Kan Kulesidir. Bu kulenin Kan Kulesi olarak bilinmesinin esas nedeni ise Sultan II. Mahmut’ un emriyle kuledeki tutukluların hepsinin kılıçtan geçirildikten sonra Kulenin Kan gölüne dönmesidir. Osmanlılar, Balkan harbi ile şehirden çekilince Kale beyaza boyanmış ve adına ise Beyaz Kule denmeye başlanmıştır. Günümüzde hala daha Selanik’in ‘Beyaz Kulesi’ olarak bilinmektedir.

Beyaz Kule’ den yukarı doğru yürümeye devam ederseniz karşınıza Büyük İskender’in at binerken kocaman bir heykelini görürsünüz. Sizlere, Üsküp merkezde Büyük İskender’in çeşitli heykellerinin olduğu ve Makedonlar ile Yunanlılar arasında büyük tartışmalara neden olduğunu daha önce yayınlanmış olan yazı dizimde anlatmıştım. Selanik’teki Büyük İskender’in heykelinin olduğu çevrede yürüyüş yapanları veya banklarda oturup aralarında sohbet eden yerli halkı görürsünüz.

Bizi bulunduğumuz yerden alan aracımızla şehir dışına doğru yol alıp fazla uzakta olmayan Yedi Kule’ ye geçtik. Burası bu bölgeye gelenlerin görmesi gereken bir başka tarihi duraktır.

Yedi Kule: (Heptapyrgion) Osmanlının ilk zamanlarında 15.ci yüzyılda Bizans surları içine inşa edildi. O dönemde adı ‘Zincirli Kule’ idi. 1980-1989 yılları arasında ise hapishane olarak kullanıldı. Günümüzde Selanik şehrini kuşbakışı olarak görüp içerisinde bulunan açık hava müzesini gezebileceğiniz bir yerdir.

Hava karardıktan sonra günün yorgunluğunu eğlenerek atmak isterseniz şehirde en güzel eğlence mekanlarının bulunduğu yer ‘Ladadika’ dır.  Bir yaz gecesi ve hele aylardan Temmuz ise restoranların hepsi çok önceden yapılan rezervasyonlarla tıklım tıklım doludur. Bizler de bunu bildiğimiz için önceden rezervasyonumuzu yapmıştık. Restoranda souvlaki ve uzolarımızı yudumlayıp bu gibi tavernalarda çalan buzuki eşliğinde sirtaki oynamamak mümkün değildir. Bizler de gurubumuzla buzuki eşliğinde sirtakimizi oynadık. Gurubumuz uyumlu, yemek leziz, müzikler harika olunca kısacası eğlencemiz doruktaydı. Ladadika’ da bulunan ‘Foul Tou Meze’ ve ‘Palati ‘yine bu bölgedeki iki farklı restorandır. ‘Foul Tou Meze’de sadece mezelerle tıka basa doyarsınız. ‘Palati’ de ise Teo’ nun buzukisi eşliğinde deniz ürünleri, Akdeniz ve Yunan mutfağından sunulan çeşitlerle misafirlerini ağırlayan bir tavernadır. Porsiyonları büyük olup fiyatlar €20-€60 arasında farklılık göstermektedir.

Şehir içinde ulaşım otobüslerle ve tramvayla sağlanır.1888 yılında şehirde tramvay seferleri başlatılmış ve şehrin büyüyebilmesi için de surlar yıkılmıştır. Otobüs bilet fiyatları €1 olup bu biletlerle aktarma yapabileceğiniz gibi tek vasıta olarak da kullanabilirsiniz. Ancak bu biletlerin süreleri 70 dakika ile sınırlandırılmıştır. Biletlerinizi dilerseniz elektronik kasalardan veya araç içerisindeki şoförden de alabilirsiniz. Pek tabii ki günlük biletlerin yanı sıra daha uzun süreli bilet alternatifleri de vardır. Henüz yapım aşamasında olan metro tamamlandığı zaman 13 hat olarak hizmet verecektir. Metro ağının yapımının tamamlanması 2020 yılında hedeflenmektedir.

Selanik deyince akla tarihi, yemekleri, buzukileri, sirtakileri ve sabaha kadar devam eden eğlence gelir. Bu kadar ile kalmayıp aslında adına yazılmış nice türküler var. Bunlardan biri Zülfü Livaneli ve Sezen Aksu tarafından da söylenen hüzünlü bir Selanik türküsüdür. Belki biliyorsunuz. Türkünün sözleri size aşina gelebilir. Ama siz bu türkünün Mustafa Kemal’ in da en sevdiği türküler arasında yer aldığını biliyor muydunuz? Haydi size bir hatırlatma yapayım…

 

Çalın davulları çaydan aşağı

Mezarımı kazın belden aşağı

Suyunu da dökün boydan aşağı

Aman ölüm zalim ölüm üç gün ara ver

Al başımdan bu sevdayı götür yare ver

Her türkünün olduğu gibi bu türkünün de şöyle bir hikayesi var….Rüstem Ağa Selanik çarşısında kumaş satan ve etrafında sevilip sayılan bir esnaftır. Bir gün dükkanına çevre köylerin birinden Mehmet adında bir genç Selanik’e iş aramak için gelmiştir. Rüstem Ağa onu beğenir ve dükkanında çalışmaya başlatır. Aradan zaman geçer ve Mehmet, Rüstem Ağa’nın kızı Fitnat’ı görür ve gönlünü kaptırır. Düğün hazırlıkları başlaya dursun Selanik’te kolera salgını da başlar ve hastalık kısa sürede yayılır. Düğüne bir hafta kala Fitnat’ da koleraya yakalanır ve yataklara düşer. Fitnat yakında öleceğini anlamış ve içindeki acıyı, duyguları dizeler halinde türküye döker ve düğününe üç gün kala ölür… Mehmet çok sevdiği Fitnat’ın mezarını kendi elleriyle kazar ve onun yarım bıraktığı türküyü de içindeki acıyla tamamlar. ‘Bir Fırtına Tuttu Bizi’ yine bu yöreye ait mübadele dönemini anlatan bir türküdür.

Kısacası Selanik; tarihi, yemekleri ve eğlencesi ile gezilip görülmesi gereken şehirlerden biridir. Festivaller, hareketli yaşam, Uluslararası ticaret fuarı, Selanik Uluslararası film Festivali, Selanik Uluslararası kitap Fuarları gibi yıl boyunca yapılan çeşitli fuarlarla da adını duyurmaya devam ediyor. Selanik 1997 yılında Avrupa Kültür başkenti seçilmiştir. Eğer siz bu şehri merak ediyorsanız ve hala gezip görmemişseniz gezip görmenizi tavsiye ederim.

Bir başka Şirin’ce GEZİyorum’ da buluşuncaya kadar esen kalın…..

 

 

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı