Merhaba değerli okurlarım; 2023 yılını geride bırakmamıza sayılı günler kala, sizlere yeniden merhaba diyebilmenin sevincini yürekten yaşarken, yeni yazımda sizlere; Tiyatro sanatının kucaklayıcı ve insan ruhunu iyileştiren güzelliklerinden söz etmek istiyorum.
Bazı anıları yazıya dökmek gerekir, yazmanız gerektiğini hissedersiniz. İçinizdeki durmak bilmeyen kıpırtı size; “yazman gerekiyor.” der.
Önümüzdeki ayın ilk haftası on (10) yıl olacak. “İzel Seylani” ile yollarımız kesişeli. 2014 yılının Ocak ayında, dişimizle tırnağımızla kazıyıp bugünlere getirdiğimiz, “Güney Mesarya Halk Tiyatrosu” çatısı altında toplanarak. Aramıza katıldığı zaman kendisi de birçoğumuz gibi henüz çok gençti. Yüksek lisansını yeni tamamlamış ve adaya, yani doğup büyüdüğü topraklara yeniden kök salmak için dönüş yapmış, taptaze bilgilerle oluşumu yeni tamamlanan ekibe hayli faydalı olabilecek düzeyde, yüreği sanatla ve üretme çabası ile çarpan pırıl pırıl bir insanla tanıştık. Hem sanata duyduğumuz ilgiden, hem de bizlere katabilecek çok değerli bilgilere sahip olduğu inancımızla bu uzun yolda yürümek için yola çıktık kendisiyle. Onlarca sahnemizin hem yazarlığını hem yönetmenliği üstlenip yazdığı tüm oyunlarda kültürel mirasımıza, toplumsal değerlerimize ve tarihi geçmişimize sadık kalarak meselemizi memleket sevgisi ile anlatmaya başladık. Memleketin bir ucundan diğer ucuna karış karış, sokak sokak gezip, bağıra bağıra gün oldu davullar çalarak, şarkılarla, manilerle sanatın o sımsıcak içinizi ısıtan kucaklayıcı gücünü insanımızla buram buram buluşturmak istedik. Çünkü başka bir memleketimiz yoktu. Doğup büyüdüğümüz topraklara sahip çıkabilmek adına, sanattan daha güçlü bir sevgi türünün olmadığına inananlardan olduk. O bize, biz de ona inandık hep, inandıkça sevgimiz ve aramızdaki bağ daha çok büyüdü. Çünkü aynı dili konuşuyorduk, haykırırcasına anlatmak istiyorduk meselemizi. Meselemiz; mücadeleydi, meselemiz var olma çabasıydı, meselemiz su altında nefes alıp hayatta kalabilmeyi başarmaktı. Artık bir aileydik. Birbirinizin sayısız anısına, sevincine, hüznüne ortaklık edip yurt içinde ve yurt dışında sanatın o eşsiz büyüsüyle her geçen gün daha da çok üretmek için çalışıp emekler verdik. Canımız, hocamız, dostumuz “İ𝐙𝐄𝐋 𝐒𝐄𝐘𝐋𝐀𝐍𝐈” on parmağında on marifet, emeğiyle, bileğinin hakkı ile, çalışmaktan hiç yorulmadan bugünlere gelmiş şüphesiz memlekette yetişen en değerli sanatçılardan birisi. İmza attığı ve bizi gururlandırdığı onlarca tanıklık ettiğimiz projenin ardından, adres bu kez tiyatronun doğduğu, “𝐃𝐈𝐎𝐍𝐘𝐒𝐎𝐒’un ruhunun hayat bulduğu ATİNA‘ydı. Seçilme başarısını elde ederek eylül ayında provalara başlamak üzere gittiği Yunanistan’ın başkenti Atina‘da, yunan ulusal tiyatrosunda prömiyer yapan 92 yıl önce sahneye uyarlanan, dünyaca ünlü İngiliz aktör “𝘾𝙃𝘼𝙍𝙇𝙄𝙀 𝘾𝙃𝘼𝙋𝙇𝙄𝙉🎩” imzalı 🔦”ŞEHRİN IŞIKLARI” isimli oyunda başrolde Kıbrıslı bir türk vardı. Dostumuz “İ𝐙𝐄𝐋 𝐒𝐄𝐘𝐋𝐀𝐍𝐈”. Onun başarısına ve gururuna ortak olmak için yoldaşım Hulusi ile yola koyulduk. “BİR BAŞARIYI SELAMLAYA GİDİYORUZ.” 🖐️ diyerek.

Bu bizler için tarif edilmesi pek kolay olmayan bir heyecan ve mutluluktu. Yolculuk öncesi birkaç gün ve sonrasında uçak havalanmadan önceki birkaç saat, bunca yılın yaşanmış sevinçlerini, anılarını, duygularını bir film şeridi gibi gözlerimizin önüne seriyordu. Çocuklar gibi heyecanlıydık. Orada, kilometrelerce uzakta aileden birisi vardı. İnsan ailesinin her koşulda yanında olmalı, sevincinde, hüznünde, gülerken veya ağlarken. Çok üzülerek söylemek istiyorum ki, bu memlekette ne yazık ki, kendi bağrından yetişen değerlere yürekten sahip çıkabilmeyi başaramayanlar var. Başarıya ve sevince ortaklık etmek bazılarımız için çok zor anlaşılan.
Oyuna dakikalar kaldı; sessiz olunması, telefonların sessize alınması ve oyunun başlamasına son 5 dakika kaldığı anonsunun ardından kalbimizin nasıl çarptığını gerçekten hatırlamıyorum. Perde açıldı, sahne aydınlandı, nefesimizi tutmuş bekliyorduk. Sahnede şapkasıyla, bıyığıyla, bakışı ve gülüşü ile adeta “𝘾𝙃𝘼𝙍𝙇𝙄𝙀 𝘾𝙃𝘼𝙋𝙇𝙄𝙉🎩” belirdi. Muhteşem bir salonda, müthiş bir enerji ile, harika tasarımlı kostümler, müzikler ve son derece başarılı bir kadro ile enfes bir oyun sergilendi. Ömrümüz boyunca unutamayacağımız bir deneyimdi. Tüylerimizi kabartan başarılı bir oyunculuğun yanı sıra, üstün yeteneği ile unutulmaz bir karaktere yeniden hayat verme ayrıcalığını da bizlere tattıran dostumuz ile bir kez daha gurur duyduk. 800 kişilik seyirci kitlesinin coşku ile ayakta alkışladığı bu ölümsüz eseri izleyebilme ayrıcalığı paha biçilemezdi. Nice başarıların olsun, her geçen gün artsın, sel gibi aksın. Yolun açık olsun “İ𝐙𝐄𝐋 𝐒𝐄𝐘𝐋𝐀𝐍𝐈”
İyi ki varsın 🙏 Birlikte, omuz omuza nice yıllara, yollara…
Büyük ustanın da dediği gibi; Yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere, yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek!…

Mustafa Anış ✍️ 10.12.2023
Sanat tadında umut dolu , mücadeleden hiç yorulmayacağınız bir yaşam geçirmenizi temenni ederim.
Kalplerinizden huzuru eksik etmeyin. Hoşça kalın, sevgi ile kalın.
































