“Egzersiz için bir saatim bile yok” bi’hanımefendiye; “Anladım, hatta şimdi bir kediniz bile yok sanırım. Orta vadede ‘su içsem yarıyor’ mavalı, uzun vadede de bildik anne klasiği olan ‘ben yeni evliyken 49 kiloydum’ masalıyla ha’bire debelenmeceye devam edin” diyesim gelir ama yine de olay mahâllinden usulca arazi durumlarına girerim. 24 saatin 1 saati neye denk gelir? E günün yüzde 4’üne denk gelir. E günün yüzde 4’ü de kendinize ayıracak durumunuz yoksa direk sürünme vaziyetleri müstahakımız değil mi sayın seyirciler. Geçen Face’de bi’videoda fitnesçi bi’bayanla sevgili bebebeciğinin eş zamanlı bi’fitnes progranmını izledik. Tam da güya(!) vakti olmayanlar için süper bi’videoydu. Bebeciğe kettlebell adı verilen fitnese ilişkin bi’ağırlık ekipmanı muamelesi durumları ve de kaliteli zamanın taadibini gördüğümüz bir an’dı. Neyse, mâlum genç erkek talebelerimiz eğlence merkezlerine gider ve oralarda atraksiyon peşinde koşa güya karar verici biz erkeklermişiz gibi. Önce etraf kolaçan edilir, uygun biri düşerse de flört durumları aynen. “Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk” felsefesi mi? Yerse tamamdır. Bu arada gençler ha’bire “Şeref ner’de? Aha bur’da! Şerefeee!” diye diye şişede durduğu gibi durmayan alkolün gözü körolsun. İlginç gelecek ama ağır abilerin elindeki içkinin cinsine göre de kişilik tahlilleri var. Şöyle ki: ‘Rakı içen; hep muhabbettir taşfırın tadında… Şarap içen ise; şehvetli flört meraklısıdır Ömer Hayyam’ın şiirinde olduğu gibi… Şampanya içene yaklaşma ki şutlanmayasın. Çünkü her an artistlik yapabilir kuvvetle ihtimal… Viski içen her türlü kariyerli, bira içen ise geveze bir hammaldır… Kokteyl içen serseri mayın, vodka içen ise full atraksiyonlu bir geceye hazırdır… Kola içen ise çok güzel su böreği yapar… Martini mi? Asla yaklaşma. Kuvvetle ihtimal narsizm altında ezilirsin’. İşte, karakter analizini aynen bu yönde ama konuyu ‘kanun hükmünde kararname’ gibi gibi ele alırsanız baltayı taşa vurabilirsiniz. Garibim Freud bile kafayı yemişti ve karşıcinsi asla anlayamamıştı. Eee, ‘omuzlarında 9 adet şeytan var ve hepsine hükmedebilen bir yapıdalar. Erkeklerde ise sadece 1 adet şeytan var ve hep ona uyarlar’ bilindiği üzere. Dünya şairi Orhan Veli ne demişti?; “Kim söylemiş beni Süheyla'ya vurulmuşum diye? Kim görmüş, ama kim, Eleni'yi öptüğümü, Yüksekkaldırımda, güpegündüz? Melahat’ı almışım da sonra Alemdar’a gitmişim, öyle mi? Onu sonra anlatırım, fakat Kimin bacağını sıkmışım tramvayda? Güya bir de Galata’ya dadanmışız; Kafaları çekip çekip Orada alıyormuşuz soluğu; Geç bunları, anam babam, geç! Bilirim ben yaptığımı” diyorsanız tercih sizin! Neyse, bazen kaderden, bazen de kederden içiliyor bu meret. Sonuç mu? Estetikten yoksun bol göbekli geberik bir hayat. Alkol barındıran bu içeceklerde bolca işlenmiş yağ ve de özellikle yoğun işlenmiş karbonhidrat var. Karbonhidrat alımı sonunda da kan insülini ‘dan’ diye düşüyor. Hâl böyle olunca da acıkma hissi ve şeker krizleri gani. Tevekkeli dememişler “İçki kötülüklerin anasıdır” diye. İçtikten sonra da bol bol abuk söylem de cabası. Ya cesaret durumları? İçen kendini iyi saatte olsun Michael Schumacher sanıp arabaya gaz veriyor ve ‘trafik canavarı’ tanımlamaları, sanki de öyle bir canavar varmış gibi! Ne mi içelim? Tabii ki günde en az 8 bardak su yardımıyla yağ atımı şart. Soda değil ama birkaç şişe doğal maden suyu da şart. Ayranı da ihmal etme, tıpkı tercihen günlük süt gibi. Özetle seçiş vazgeçiştir! Sağlıkla…


























