Köşe Yazarları

SEÇİMLER VE DÖVİZ








Bugünlerde Kıbrıs’ta öncelik dövizdeki dalgalanma ve seçimler üzerinde yoğunlaşmaktadır.




Gerçekte bu iki konu , halkta doğru bir şekilde tartışılmamaktadır.



Halk, Birkaç gün önce dövize yapılan müdahalelerle,TL nin erimesinin duracağını ve TL nin değer kazanacağını ciddi ciddi düşünmeye başladı. Ancak gerçek hiç de öyle olmayacaktır

19 Aralık Pazar günü Euro 20 Tl nin üzerinde seyrederken,23 Aralık Perşembe günü 11.93 Tl seviyesine düştü.

4 günlük bir sürede Euro karşısında TL 8 Tl kadar değer kazandı.

Bu peryotta da TL diğer  dövizler karşısında hemen hemen aynı oranda değer kazandı.

Politikacılar, bu değer kazancını, önemli bir haber olarak değerlendirip, halkı TL ye yönlendirmeye çalıştılar.

Pratikte, TL nin değer kazanması , hiçbir olumlu gelişmeyi getirmedi.Özellikle Kuzey Kıbrıs’ta yükselen fiatlar aşağıya çekilemedi. Halk gündelik yaşamındaki tüketim maddelerinin tümüne artık daha fazla ödemeye devam Makalenin yazıldığı Çarşamba günü saat 15 30 a göre 1 Euro 14,20 seviyesindedir. Bu rakam23 Aralık Perşembe akşamındaki Eurodan 2,27 TL  daha fazladır.Matematiksel dille 5 günde TL Euro karşısında %19 erimiştir.

Erimenin ivmesi matematik dille anlatılırsa, hızla geometrik seriye dönüşebilir.

Bu ateş düşürülemez ve erime GEOMETRİK değil, ARİTMETİK SERİ ile devam ederse BİLE, 10 günde reel olarak% 40 oranında değer kaybedecektir. O zaman 1 Euro yaklaşık olarak 19.88 TL olacaktır.

Bu durumu engellemek için, Türkiye’nin piyasaya yeniden döviz sürmesinden başka bir yol yoktur.

Ancak, ekonomide, psikolojik faktör diye bir kavram vardır. TL nin erimesinin son müdahale ile duracağını düşünen birçok insan, döviz birikimini, dövize endeksli mevduata yatırma yönelimine son verebilir.Bu ise Türkiye ekonomisinde büyük bir yıkıma dönüşebilir.

Rakamların dili , böyle dönemlerde çok acıdır. Ancak suçlu olan MATEMATİK DEĞİL, uygulanan ekonomik modeldir.

Kuzey Kıbrıs’a gelince..

Burdaki Partilerin Türkiye’deki  ekonomide yaşanan sürece müdahale imkanı SIFIRDIR.

Seçime giren Partiler, bu ekonomik yıkım karşısında durup bekleyecekler mi, yoksa insanların stabl bir para birimine geçişini örgütlemeye mi çalışacaklar?

Kıbrıslı Türklerin Güney’e çalışmak için kuyruğa girmelerinin hem ekonomik farklılıklar, hem de siyasal sonuçları olacaktır. Ancak içinde bulunduğumuz bu dönemde, oluşacak olan ekonomik ve siyasal sonuçlar üzerinde hiçbir partinin objektif bir açıklamada bulunamadığı da bir yere not edilmelidir.

Çıkış yolu mu?

Aslında hamasi nutukları bir yana bırakıp,  AB TOPRAĞI  OLAN Kuzey Kıbrıs’ın AB ile entegrasyonunu daha açık bir şekilde savunmak ve buna karşı çıkan güçlere, Rum Olsun Türk olsun karşı çıkmaktır.

Bu politikaya dönüş de en fazla Türkiye ekonomisini olumlu yönde etkileyecektir.

AK Partinin yeniden AB’ye girme çizgisine dönmesi ve Kıbrıs ile Kürt sorununun çözülmesine katkıda bulunmasından başka çıkış yolu yoktur.

CHP ye gelince , Kıbrıs konusunda izlediği politika, AK PARTİNİN politikasının kötü bir taklidinden başka bir şey değildir.

 

 





Başa dön tuşu