“Filler atlar tepişirken çimler ezilirmiş” derler…
Fili atı bilmem ama “dalaşırlarken” canımızı çıkaran ülkeleri iyi bilirim. Şöyle ki artık Ankara’nın parasal katkıları da dertlere derman olamıyor! Çünkü o “paraları” da döviz vurdu..
Kısaca eskilerin dediğince eğer “insanlar maliyeleri kadar konuşabiliyorlarsa” biz çoktan beridir “dilsizliğe” yenik düştük, “ah vah” deme hakkımız bile yok!
FAKAT hayret ki hayret! İşte bu felçli ve dilsiz toplum şimdilerde bir yandan yeniden başlara bela “pandeminin” yeni varyantları korkularında titreşirken, öte yandan davullu zurnalı, bayraklı flamalı şenliklerle bir erken genel seçime daha hazırlanıyor!
Ki sanki gideni Şahtı, gelecek olan padişah!”
***
SEÇİMLERE DOYMUYORUZ! Öğrencilik yıllarımda ve daha sonraları da işsizlikten dolayısıyla parasızlıktan grak gruk ederken Mağusa limanında hamallık yapardım… Yük taşırken, Annuzinin eşeği gibi vapur altı ile rıhtımdaki ambarlar arasında gidip gelirken çok yorulup takatten düşmeye yüz tutuğumda, bahanesi her zaman hazır ve geçerli olan tuvalete koşar, azıcık soluklandıktan sonra işimin başına dönerdim.. (Çalışan işçilerin yorgunluk atmak için geneldeki kaytarmaları hep öylesi benzer kaçamaklardı galiba hâla da öyledir!)
DEMEK İSTEDİĞİM bizdeki siyasilerin hükümette dayanma güçleriyle çapları da anca bir yıldır! Ondan sonra tuvalete kaçar gibi “erken seçime” gidiyorlar! Sonrası malum: BİR yandan yüksek Seçim Kurulu.. Öte yanda bazı gazetelerin araştırmalarından anlıyoruz, “23 Ocak seçimlerine 10 siyasi partinin katılması halinde 500 milletvekili adayına ihtiyaç varmış!”
Elli kişilik Meclis on bir kişilik Bakanlar kurulu oluştukta önlerinde ilk bulacaklarıysa KKTC’nin iç ve dış borçları!
Ki 12 milyar küsuru iç, 35 milyara yakını da dış borçlarmış!
Anlayacağınız veresiye yaşıyoruz veresiye!
***
OYSA HÜKÜMET PROGRAMI DAHA DÜN OKUNDU: Ve Meclis’te onaylandıydı..(8 Kasım’da galiba!) Hemen ardından bir seçim daha!
…Devletin içte ve dışta borçları paçalardan akarken, günah değil mi onca efora, sarf edilen paraya.. En önemlisi pandemi aşısı bile bu kadar sık yapılmaz. REVAİ hak mıdır insanları sürekli sandıklara taşıyarak rahatsız etmek! O siyasi partiler arası çekişme ve kavgalarla yormak! Seçimleri seçmenler arası husumet haline getirmek!
Ki bu ülkede insanlar ulusal davaları olması gereken siyasi sorunun çözümüyle ilgili karar verip belirli bir hedefte bile bütünleşemediler!
VE bu insanlar her yıl yıkılan bir hükümetin ardından seçim sandıklarına gitmek zorunda kalmaktadırlar!
OYSA Başkanlık sistemi devreye sokulsa en azından “seçim” olmadan yeni hükümetlerin kurulması mümkün olabilirdi.. Halk da boşuna meşgul edilmez, artı devletin hazinesi de şu kadar milyon liralık tasarruf yapardı..
HAYIR! İlle de seçim! İşte kapının ardında! Kına mı yakalım?
***
KISACA TAKILDIKLARIM. (BAŞLADIĞINDA DA OLAYDI.) Şimdi de olaydır! Mağusa, İskele, Yeniboğaziçi İmar Planı!
Vakta ki Girne “gitti gider” olduydu ve Mağusa ile İskele’yi benzer felaket bekliyordu; akıllar başlara düştü, “öyle geldi böyle gitmez” dendi ve hatırlardadır “Dörtlü Koalisyon” döneminde “İmar Planları” yapıldı… (Doğrusu HP’i ve Özersay’lı ekibin bu konuda sarf ettiği çaba olağanüstüydü de şimdi ne deniyor? “Çıkan plan hukuksuzdu!)
ZATEN ondan önce sorulası sorudur: “İmar İskân planları yapıldı da ne oldu?” Tartışmasıyla kavgasından başka!
Sonuçta Yeniskele’yi, “zaten bu plan hukuksuzdu” diyerek kapsam dışına itip azat ettiler ki dileyen kaldığı yerden yeniden başlayacağı imarla bildiğini yapsın!
Belli ki İskele yolunu aldı gidecek. Kimilerine göre orada “ikinci bir Maraş doğuyormuş! *** BEN, ALLAH MUHAFAZA DİYORUM: Çünkü Maraş Makarios gibi hırslarına yenik düşmüş bir zekâ fukarası Papazın eseriydi. Ki enosis hayali görürken Türk-Rum kavgalarını başlatmış, adaya TC’nin müdahalesini zorunlu hale getirmiş, kısaca ruhunu şeytana kaptırmıştı!
EVET: Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan hemen sonra Maraş’ı üç yılda inşa etmişti, doğru.. Fakat o güzelim sahiline denize sıfır mesafede koca koca apartmanlar görünümünde otelleri dikerek yaptıklarını da kör etmişti!
TABİ yıllar sonra biz de Girne’yi! Ve şimdilerde sırada Mağusa, İskele var!
***
BAKIN: Eğer bugün yol sorunundan dolayısıyla trafikten şikâyetçiysek.. Zamanında ciddiye almadığımızdan “plansız programsız” kalan memlekette eğer başıboş bir imar iskân sorunu varsa..
Sahiller büyük oranda kalantor burjuvazi tarafından villalarıyla kapatılmış dolayısıysa denizle insanlar arasına setler çekilmişse!
Girne bu nedenlerden dolayı özelliğini yitirmiş, Mağusa sahil fukarası bırakılmış, İskele benzer akıbete doğru koşmaktaysa…
VE de memleketin arızalı ve usulsüz yolları trafik kazalarının akıttığı kanlarla ıslanmaya devam ediyorsa… Biline ki tüm bu arızalar zamanında ciddiye alınmadığından “plansız programsız” kalan memlekette Allah’a havale edildiği için kadere bırakılmış yol’suzluklarla plansızlıklardan dolayıdır!
OYSA insan kaderinin sahibidir.. İmar İskân topraklandırma gibi planları çok geç yaptık şimdi tartışıyoruz: “Kalsınlar mı kalksınlar mı?”
En azından yeni yeni imara açılan İskele’yi kurtaralım. Ve sakın ola “Maraş’a benzetme gayretine düşmeyelim!”
***
VE PANDEMİNİN YENİ VARYANTI: Mübarek virüsün gideceği yok. Üstelik tebdili kıyafet değiştirip onca aşıyı şaşırtarak yeni yeni “modalara” giriyor, şimdilerde dünyanın bazı ülkelerinde felaket fırtınaları gibi esip insanları öldürüyor!
Ve bizde de vakalar arttı! Üstelik okullarda öğrenci ve öğretmenlerde de tespit edildi.. (EĞER hasbelkader bir yerlerde bir şeyler yazıyorsak) her halde “aman dikkat” deyip “aşı, maske, mesafe hayatımızın vazgeçilmezleri olmalıdır” uyarısında bulunmak bizim için de bir yurttaşlık görevimiz olmalıdır…) “BU düşünce ile yazmak gereğini duyuyorum: Aşı, mesafe, Maskeleri” yaşantımızın vazgeçilmez “üçlüsü” yapmak zorundayız. Tıpkı “hava, su, yiyecek” gibi..
BÖYLE HAYAL ETMEDİKTİ: 1974’den sonra cicim bicim, hayran kalınacak bir Kuzey yaratma hayalindeydik..
Yeni bir vatan kuracaktık. Alt yapısı mükemmel, bayındır ve imrenilecek bir belde yaratacaktık..
***
































