Köşe Yazarları

SEÇİM YASAKLARI İŞ YAPMAYA ENGEL DEĞİL Kİ







Başbakan’ın seçim sonrası radikal önlemler alınacağı söylemini daha önce duymuşum gibi geldi. Baktım, göreve geldiği günden beri bunu söylüyor.




Hep radikal, hep seçimden sonra…



E peki bu hükümeti niye kurdu diye düşünüyor insan…

Bu ülke hiç bu kadar çaresiz, insanlar hiç bu kadar perişan olmamış; hükümetin başına geçiyor ve “verin oyları da bir şeyler yapacağız” anlamına gelen sözler söylüyor.

Eğer kastettiklerini açık söylese hiç olmazsa umut olacak, o da yok…

Üç aydır söylediklerinden çıkan şu; çok ciddi açılımlar, sıcak paraya ulaşma, turizm üniversiteler ve inşaat sektörlerinde adımlar…

Geçen gün açık konuşmamasının nedenini de açıkladı; seçim yasakları…

Bunca zamandır siyasetin içindedir, seçim yasaklarının ne olduğunu bilmez mi? Devlet kurumları ve personelinin tarafsızlığı, kamu kaynaklarının dağıtımının, tayin, terfilerin durması, ihalelerin yapılamaması şu, bu…

Devlete gelir getirecek düzenleme yapılmasını engelleyen ne var ki? Galiba, arazi dağıtımı var bir tek alakalı. Hani dıştan yatırımcılar kapıda beklerler ya, onlara arazi dağıtımını mı söylüyor acaba?

Toplanmayan vergiyi toplamak yasak değil. Ekonomik düzenleme yapmak yasak değil. Denetim yapmak da yasak değil…

Tamam buldum, yasak kendilerine yasak… Sakın ha, onun bunun ayağına basamayız, vallahi seçimi kaybederiz yasağı. Olsa olsa budur…

 

KRİPTO PARA CENNETİ DE OLDUK…

Adım başı bet ofisler vardı, şimdi bir de kripto paracılar çıktı.

Yasası yok, kuralı yok, tamamen kayıt dışı…

Türkiye yasayı hazırlamış, seçimden sonra geçiriyor. Ama bu arada bir yönetmelik çıkartmış, Mali Suçları Araştırma Kurumu’nu yetkilendirmiş, denetliyor. Sadece bir tek kuruma da 8 milyon ceza kesmiş.

Bunu da Suç Gelirlerinin Aklanması olayına bağlamış. Bu yasa bizde de var, kripto para alan satan yerlere izin verilmeden önce, bunun altında kurallar belirlenemez miydi?

İçinde kara para aklama olayı var, dolandırıcılık var. Üstelik de uluslararası dolandırıcılar ve kara para aklayıcıları, bizim gibi yasası kuralı olmayan yerleri tercih ediyor.

İşin sadece yasal yönü yok, ekonomik olarak da sakıncaları var. Kayıt dışılık bunun başında geliyor. Dönen paranın miktarı bilinmediği için, kayıp da büyük. Sonra, ülkeden çatır çatır para çıkıyor. Bir de üstüne üstlük, güvenliği yok, para kaptırmak çok kolay. Vatandaşını korumak devletin görevi ama yapmıyor.

Mevzuatta herhangi bir yerde geçiyor mu diye baktım, 2019’da KTC Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası ortak bir bildiri yayınlamışlar, “gerçekleştirilen işlemler, herhangi bir resmi otoritenin güvencesi altında olmadığından, dolandırıcılık için uygun bir zemin oluşturabilmektedir” denilen bildiride sadece uyarı var. Kripto paralarla işlem yapanların, KKTC’de bir yasal düzenleme ve otorite bulunmadığını göz ardı etmemeleri isteniyor. Yani ‘başınıza bir şey gelirse, karışmayız’ demenin Türkçesi.

Sonra, sonrası yok! Radikal önlemler alacakmış Başbakanınız, aralarında en azından devleti ve vatandaşı koruma adına bu da var mı mesela?

 

YERİN KULAĞI VAR

 

NEREDE O GÜNLER:

Türkiye’de iktidara yakın bir televizyonda KKTC öyle bir allanıp pullanmış ki, görmeyen yaşamayan inanacak. Henüz resmileşmeyen asgari ücretin net 6 bin 90 lira olduğu, her yıl 13. maaş aldığımızı, gıda ürünlerinin tamamına yakınının KDV’siz olduğu, ilaçta verginin sıfır olduğu (bir hafta önce geçti), bu hafta tüm ürünlerde yüzde 20-30 ucuzluk yaşanacağı anlatılmış. Ve bunu da “Yavru Vatan Konforu” diye duyurmuş izleyenlerine… Okuyunca utandım, meğer biz nasıl bir ülkede yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş. Nankörüz canım biz… Çoktandır hedeften çıkmıştık, yeniden gerek duymuşlar anlaşılan.

 

NAZIM ÇAVUŞOĞLU İTİRAF ETTİ:

“Gıda üretimi benim bakanlığıma bağlıdır, fiyatlara hiçbir koşulda müdahale edemeyiz”…Beklemeyin diyoruz, beklemeyin. Öyle devlet denetim yapacak da ucuzlatacak falan, yok öyle bir şey. Sanırsın ki yapacak bir şey yok. Bal gibi var. Mesela bir Hal Yasası niye çıkmaz? Yapamazlar da ondan. Popülizm anlayışlarına terstir. Varsın millet fahiş fiyatlara mahkum edilsin ama onlar kimsenin rantına dokunmasınlar…

 

ÖLME EŞEĞİM ÖLME:

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC’nin “Türk Konseyi’ne” gireceğini söyledi. Ama yanlış anlamayın, üye olarak değil, gözlemci olarak. Yani oy hakkı falan olmayacak. Bunun için de önce, KKTC dönem başkanı Türkiye’ye Teşkilat’ta gözlemci üyelik statüsü talebi ile ilgili niyet mektubu ile başvuracak, bir sonraki Zirve’de söz konusu talep kabul edilirse, KKTC’ye gözlemci statü verilecekmiş. Sizin anlayacağınız bir yere gireceğimiz falan yok. Baş vuracağız da diğer ülkeler kabul edecekler de olsun. Ya etmezlerse. Ersin Tatar da kazanınca ilk yurt dışı ziyaretini Azerbaycan’a yapacaktı, ne oldu…

 

OY KARŞILIĞI TAVUK:  

Seçim propagandasının başlamasıyla birlikte partilerde de hareketlenmeler başladı. Oy uğruna seçmene zamana göre rüşvetler veriliyor. Örneğin bir partimiz kapı kapı gezip tavuk dağıtıyormuş. Yanlış duymadınız bildiğiniz tavuk dağıtıyorlar. Evine et, tavuk alamayan seçmeni midesinden vurmayı amaçlamış olmalı bu partimiz. Hani fena fikir değil yani. Oyunu ver, tavuğu kap…

 

ÇAY PARTİLERİ DE HABER:

Başbakan’ın eşi, Cumhurbaşkanı’nın eşini ziyaret etmiş, bu da marifet gibi haber yapılmış. Haber mi bu şimdi? Basına haber vermek ya da haber yaptırmak nedir? Bir dernek başkanı olsalar bir sosyal sorumluluk projesi yürütseler amenna, bu nedir yahu? Artık çay partileri de mi haberden sayılacak? Böyle bir haberden birinin ya da diğerinin çıkarı nedir? Sempatik görünmek mi? Bence tam tersine antipatik olduklarını görseler…

 

BİRİNCİLİĞİ ALACAĞIZ GALİBA:

Bütün dünya Omicron paniğinde. Ülkeler, 2 yıldır almadıkları önlemleri alıyorlar, hem de sağlık sistemleri sıkıntıya girmediği halde. Biz de ise 100 yataklı hastaneyle bir açılma, bir saçılma. Yüzünü göstersin diye maske takmayan vekil adaylarından tutun da, girişlerinde aşı kartı bile sormayan otellere kadar. Yılbaşından sonra korkarım dünyada birinci sıraya yükselebiliriz. Çünkü biz farklıyız, bizde asla denetim yok!

 









Başa dön tuşu