Siyasi sorunun seçim kampanyalarında ne kadar öne çıktığını bilmiyorum.
İktidar olurlarsa Kıbrıs siyasal sorununa yaklaşımları, politikaları, stratejileri ne olacak? Bunu da bilemiyorum!
Denecek ki “hiç mi seçim bildirgelerini okuyup açıklamaları, TV’deki tartışmaları izlemedin?..
Mümkün mü? Benim sözünü ettiğim, “Federal çözüm” başlığından ibaret olan ve ağızlarda çiğnene çiğnene tadı kaçmış sakıza dönen “slogan” değildir. Federal çözüm başlığının doldurulması gereken altıdır!
HATIRLATAYIM: 2014’lerden beridir dört Cumhurbaşkanı ile süregelen müzakerelerde, “federal çözüm” başlığının altı ya doldurulamadı yahut yanlış doldurulduğu için başarısızlığa tosladı!”
Şimdilerde öyle anlaşılıyor ki seçimin sonunda kurulan hükümetle birlikte “Kıbrıs siyasi sorununda da yeni bir süreç başlayacak. Rum tarafındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri de hitama erdiğinde müzakereler için çalışmaların başlayacağı anlaşılıyor en azından Anastasiadis’in açıklamalarından böyle anlıyoruz..
OYSA bir yarısı Ankara’nın diğer yarısı da Sn. Cumhurbaşkanımız Akıncı’nın yetki ve sorumluğunda sürdürülen müzakerelerde düşünün ki geçtiğimiz dönemde hükümet kanadının dışişleri bakanı bile sorunla ilişkilendirilmediydi! Kaldı ki halk “ilişkilendirilsindi!”
BELKİ “tekrarı” nedeniyle ekşi sıktık ama “siyasi sorun” eğer Kıbrıs Türk halkının ulusal davasıysa bu tanıma ve öneme layık muamele görmeli halka mal edilmelidir..
“E canım referandumda son sözü yine halk söylemeyecek mi” demek mümkün.. Olmuyor ama! ÇÜNKÜ olası bir referandumda, sadece süreç hakkında zaman zaman Sn. Cumhurbaşkanı tarafından bilgilendirilen siyasi partiler, aslında kendileri dışında pişirilip kortarılan ve halkın önüne konacak çözüm şekliyle ilgili en kabadayısından ya “evet” yada “hayır” çağrıları yapacak hepsi o kadar!..
Dilimizin ucundaki soru şudur: Neden “ulusal konsensüs” sonucu bir ortak çözüm ilkesinde birleşmek mümkün olmuyor?
Seçim sonrası bu sorun yine gündeme gelecek, kimsenin şüphesi olmasın!
[divide color=”#”] ********** [/divide]
ÖZGÜRGÜN’ÜN KAÇIRDIĞI FIRSAT Seçimin şu son günlerinde Özgürgün durdu durdu bir bomba patlattı, başta CTP olmak üzere seçime katılan partiler hop kalktı hop oturdu! Yok! Bombanın tahribatından değil, yarattığı gürültü patırtısından dolayı!
Olay biliniyor: En az Özgürgün kadar genç ve yakışıklı, politika kulvarındaki ayak sesleri haleflerine karşın yeni, gelecekleri açık olan tüm partilerimizin genel başkanlarından biri Erhürman, bir süre önce dedi ki UBP ile koalisyon kurmam ve nereden buldun bu paraları diye de soracağım..
Yine bilinedir: Uzun süredir Başbakan Özgürgün hem ailevi sorunları hem mahkeme kararıyla ödediği hatırı sayılır nafaka miktarı hem banka hesaplarıyla gündemde didikleniyor. Kör talih tam da seçim arifesine denk düştü bu olaylar!
İşte bombasını da bu can sıkıntısı nedeniyle olsa gerek, kapsamına “HP Genel Başkanı Özersay’ı da koyarak “siyaseti öğrenemediler, tecrübesizler” diye patlattı!
Aslında çok sıradan üstelik yavan bir cevaptı. Ancak “siyaseti öğrenmediler” deyişi nedense milleti çok şaşırttı! Çünkü Özgürgün’ün Başbakanlığı döneminde “siyaset” dediği o büyük olayın içinde bir “sevgili,” “milyonlarla ifade edilen paralar” ve “karsından ayrılma olayları” vardı! Üstelik kendisine “hesap verecek” diyen sadece Ergürman değildi.. “Temiz toplum, dürüst yönetim” hasretindeki insanlar da beklemekteydiler o hesabı kitabı!
Mesela bir politikacı için her zaman “fırsat” olmalıdır. Fakat bu “itham” karşısında Özgürgün için tam da yakalanan “büyük fırsat” olmalıydı! Ve “hodri meydan” diyen Erhürman’ın erken seçim çağrısına; nasıl ki “hodri meydan” çekerek ve milletin iki ayağını bir papuca sokarak erken seçime götürmeyi becermişse!
Ayni Özgürgün bu kez ikinci bir hodri meydan çekerek parasından puluna, açıklaması gereken ne varsa açıklamasına kadar bircik bircik ortalara döktükten ve baş parmağını alnına götürüp sildikten sonra; “işte tertemiz ak pak karşınızdayım” demeliydi.. Hatta bir “hodri meydan” daha çekerek, Erhürman’a “buyur bir Tv. Programında tartışalım” bile demeliydi. Değil mi?
[divide color=”#”] ********** [/divide]
KISACA TAKILDIĞIM: (GÖNLÜM “VUR MÜHÜRÜ” DİYOR!)
Ve geldik meselenin en zor yanına: “Hangi partiye oy vereceğim meselesi!”
Gönlüm Rahmetlik Denktaş’ın kurucusu olduğu, siyasi soruna yönelik görüşlerine katıldığım, devleti kuran UBP’den yana.. Bas mühürü gitsin diyorum!
Oysa ötede, bir zamanlar gönlümü kaptırdığım TKP’nin şimdi iki parçaya ayrılmışsa da tutun ki devamındaki TDP’de.. Kaldı ki amcamın oğlu yeğenim Boysan Boyra aday. Bir seçilse bu yaştan sonra sayesinde nemalanmak da var! Gönlüm diyor ki vur mührünü TDP’e!
Ooo! Ya DP? Diyorum ki kendime, “gönlün razı olur mu ıskalayasın bu partiyi?” Siyasi sorun anlayışımın bir parçası sanki.. Gönlüm vur mührünü diyor bu partiye…
CTP ile yıldızlarımız barışmadı ama en zor günlerimde hep onlardı yanımda! Belki Kıbrıs sorununda uyuşamadık pek. Fakat sittin senedir kaya gibi sağlam ve hâlâ geleceği kucaklayacak parti.. Gönlüm diyor ki bu kez kır şeytanın bacağını vur mührünü CTP’ye!
HP’inde kaldı gönlüm yazarken bunları.. Pırıl pırıl gençler partisi.. Henüz yalanı dolanı öğrenmemiş, tertemiz, ak pak adaylar.. Gönlüm diyor ki vur mührünü, getir geleceğin umudu gençleri iktidara..
İnanmayacaksınız ama gönlüm öteki partilerimizde kaldı.. Neden onlar da girmesin meclise..
Ah bu deli gönülll! Kırılıp üzülmesini istemem! Tüm partilere birer mühür benden.. Anamın ak sütü gibi helal olsun hepsine..
































