Köşe Yazarları

SEÇİLİRSENİZ: GİDİŞATI DEĞİŞTİRECEK MİSİNİZ?

Eşref Çetinel yazdı







Siyasi yönden olay yaratan değil, yaratılan olayların peşinde koşan bir toplumuz. Bu özelliğimiz Güneydeki komşumuzla var olan  farklılıklarımızdan biridir..

Nitekim 46 yıl önce zaferle çıktığımız Barış Harekâtından bu yanadır kendi ölçülerimize uyduğunu sandığımız için biçip giyindiğimiz rolümüz, “mağdur ve mazlum Türk toplumu” oluşumuza dayanmaktadır..

Şöyle ki “bu mağduriyet ve mazlumiyetin” ne zaman açılımı yapsak “zavallı Kıbrıs Türk halkı” yakıştırmasında kendimizi dünyanın en talihsiz en bahtı kara halkı olarak lanse ederiz..

BİZATİHİ bu “Köşenin” yazarı olan “ben” bu yakınmalarla sızlanmaları ayyuka çıkartıp abartanlardan biriyim! “Köşemden” feryatlar yankılanır! Nitekim Türkiye’ye bu nedenle serzenişte bulunurum!.. Çözümsüzlüğe bu nedenle kahrederim!.. Ekonomik zafiyetlerimize bu nedenle çatarım!.. “Kuzeyin esiri olduk” da derim, “aradan 46 yıl geçti ne olacak hallerimiz” de derim!

Toplum olarak tümden öyleyiz. Tutun ki KKTC ağlama duvarı biz de bu duvara yüz sürüp göz yaşı döken “mazlum ve mağdur Türk toplumu!”

HAYRET ama: Buna karşın BM’lerden AB’ye, Rusya’dan Çin’e Kıbrıs adası söz konusu oldukta asıl mağdur ve mazlum Rum toplumu olmakta, bizim feryatların tırnak kadar kıymeti harbiyesi bulunmamakta! Üstelik 46 yıldır bitiremedikleri ağıt gibi söylem ve propagandalarıyla yurtlarını terk etmek zorunda kalan da onlar, toprakları Türkiye’nin işgalindeki bir topluluk olan da onlar!

BU adada yıllardır kör gözüne parmağım dercesine Rumlar tarafından sahnelenen siyasi oyun budur! Üstelik sadece seyirlik değil, bizzat oyuna katılan, katkı koyan ülkelerle birlikte! Bunlardan son iki ülke liderinden biri Fransalı Makron, diğeri de Amerikalı Pompeo oldu!

Ki Kıbrıs Türk halkı böylesi etkin destekleri alabilseydi bugün çözüm için yalvaran taraf Anastasiadis’li Güney olurdu.. (Bu konuya yeniden döneceğim de şimdi seçim zamanı.. Seçim konuşup, seçim yiyip, seçim şey edeceğiz..) ***

MEĞER Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası yeni başlamış.. Ben farkında değilim adaylar ne söylemişse propagandalarından saydım. Şöyle ki ciddi yorumlarını da yaparak. Meğer onlar “alıştırmaymış!” Asıl propaganda şimdi başlıyor da hani dert de değil çünkü hangi aday Cumhurbaşkanı seçilse “toplumda sinerji yaratamayacak” kadar yalnızlığa mahkûm…

OYSA Cumhurbaşkanları çoktan “Devletin Başı” olmaları nedeniyle o “toplumsal sinerjinin” yani belirli hedefler için yaratılacak toplumsal birlikteliğin liderleri olmalıydılar. Ki bunun son örneğini Rahmetli Denktaş sergilediydi.. Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunduğu sürece o makamı lavlar püskürten bir yanardağa dönüştürerek hem topluma motivasyon kazandırdıydı hem de siyasi sorunu her daim birincilliğiyle gündemde tuttuydu..

Kısaca Denktaş geçmişiyle birlikte gelen ve büyük halk kitleleri tarafından da kabul görüp desteklenen “toplum liderliğini” yarattığı “sinerji” ile de pekiştirmesini bilen bir politikacıydı…

Ki o dönemlerde “mesleki kesimlerin, zümrelerin çıkarları değil, toplum çıkarları önde geliyordu!” “Ekonomi siyasi sorunun önünde değil, siyasi sorun ekonomin önünde gidiyordu..”

Neden? Çok açık seçik çünkü çözüm olmadan, siyasi istikrara ulaşılmadan ekonomik gelişme ummak mümkün değildi hâlâ da mümkün olmadığı gibi!

***

…BİR süredir Sn. Cumhurbaşkanı adaylarını izliyorum. Henüz seçim propagandaları yeni başladı ama gene de merak ediyorum:

“Mağduriyetimizle mazlum oluşumuzu” bile Rum’a kaptırdığımız için sadece işgalci ve korsan devlet olarak tanınmanın “kara bahtını” nasıl değiştireceksiniz?”

Mesela Çözüm vaat ediyor musunuz? KKTC’i tanıtacağınızın sözünü verebilecek misiniz? Hadi ekonomi hükümetin işi ama bu konuda fikrinizi söyleyecek misiniz? Tarafsız olacağınıza yönelik yemininize karşın gerçekten tarafsız olacak mısınız?

Bir pandemi hastanesini bile oluşturmakta acizlik gösterirken Türkiye’ye dönüp “ey Ankara çek ellini üstümüzden mi diyecek, yoksa usulet ve suhuletle makul seviyelerde dostça ilişkiler mi kuracaksınız?…Velhasıl cevap bekleyen sorunların içinde boğulmamıza karşın sadece birkaçını örnekledim de benim “etkisizdir” dediğim o Cumhurbaşkanlığı makamını yeniden indifa ettirecek misiniz? Ki dost düşman görsünler kaç bucaktır dünya! ***


KISACA TAKILDIĞIM: (Eee ZAMANI GELDİYDİ!)

Bugüne kadar yani 46 yıldır biz söylerdik onlar dinlerdi, şimdi tekerlek döndü onlar söyler biz dinleriz..

Kısaca Zaroğlu ile Arıklı’nın fendi 46 yıllık geleneği kadük hale getirdi.. Mağdurlarla mazlumlar yer değiştirdi! Şöyle ki bugüne kadar “Kıbrıslılar bastıran, TC kökenliler bastırılandı!” Tekerlek döndü bu kez TC’liler bastırıyor! Eee ne derler? Alma mazlumun ahını çıkar zari zari! Tutun ki 46 yılın mahsuplaşmasıdır olan…

 








Başa dön tuşu