Asıl olay “pahalılığın” kendisi değildir. Olay, onu yaratan “fırsatçıların” bir toplum canavarı haline getirmesidir.
Ki o yapay olarak yaratılan pahalılık nedeniyle “bazı insanlar” daha çok para kazanırlarken, bazı insanlar da fakirleşmektedir..
Doğrusu şu ki olay ayni zamanda bir toplumsal ahlâk sorunudur! Kazanma hırsından kaynaklanan bir olaydır..
Kİ ilk defa yaşamıyoruz. Bizim kuşak devre devre siyasi ve sosyoekonomik bunalımları “fırsata” çevirenlerin nasıl canlar yaktığının tanıklarıdır!
YANİ bir devrelerde “Türkten Türke kampanyaları” yapılırken de vardı, Rumlardan satın alınıp Türklere satılırken vardı! Adına “ticaret” denilen olay ,aslında “fırsatçılıktı!” Stok yaparak da kara borsa yaratılarak da kaçırılarak da! Asıl olay ise şudur ama: *** EĞER üretim kapasiteniz yeterli değilse bu tip spekülatif “fırsatçıları” durduramazsınız. Sadece “üretim” lafıyla da olayı önleyemezsiniz..
Peki ya ne? Kooperatifçilik! Üretim ve Tüketim Kooperatiflerini artırmazsanız, memleketi “tüccarlara, tefecilere, aracılara” muhtaç duruma sokarsınız!
YANLIŞ anlaşılmaya! Ne özel sektör karşıtıyız, (aksine “olması gerekir” diyenlerdeniz) ne de ekmeğini küçük ölçekli alış verişlerle “aracılıktan” kazananlara karşıyız. Hatta çok babayani ifadeyle diyoruz ki “herkes kısmetiyledir!”
Ama kimsenin de bu ülkede millete 40 -50 lira kilosu domates hıyar yedirmeye hakkı yoktur!
*** ÜSTELİK hani sürekli “denetim yoktur” diyoruz ya.. Hayır olay çarşı pazardaki fiyatları denetlemeyi de aşmaktadır.
NİTEKİM bir işe yarasaydı Sn. Sucuoğlu’nun bizzat gerçekleştirdiği “denetimi” nedeniyle görürdük faydasını! (Tabi Sn. Başbakanın çarşı Pazar dolaşarak etiketlerdeki fiyatlara bakması politik şovdu ama “işte ben de ilgileniyorum” dedirtmesi gerekiyordu gereğini yaptı!)
FAKAT ne etiketlerdeki fiyatlar değişti halktan yana ve faydasına ne de pahalılık dindi dolayısıyla! ***
GENE KOOPERATİFÇİLİKTEN bahsedeceğim: Bilir misiniz? Bu ülkede 2 bine yakın Sivil Toplum Örgütü vardır! Yani üç kişi bir araya geldi mi ya bir “Dernek” kurmakta ya “Birlik!” Ki kaplumbağa sevdasından başlayan tutkuda köpeklere kedilere, ağaçlara dağlara, ormanlara kadar…
FAKAT Koop. Merkez Bankası bünyesinde ki Kooperatiflerin sayısı altmışı bile geçmez!
OYSA bizzat tanığıyım: Çünkü vakti zamanında Rahmetlik İsmet Kotak’ın başlattığı yeni seferberlikle ve sonrasında da devam ettiğince, Mağusa’dan Karpas’a kadar köyden köye giderek “Kooperatif” kuranlarla birlikteydim..
O “kuruluşların” tanığı oldumdu. Sonra da nasıl yıkılıp gittiklerinin! Bin bir meşakkat ve emekle Kurulan o Kooperatifler teker teker aracılar, tefeciler tarafından dinamitlendiler yok olup gittiler.. Sonuçta üretici yine tüccara aracıya tefeciye mecbur kaldı! Fakat:
***
ŞİMDİ DE MODA KELİME “ÜRETİMDİR!” Şöyle ki “üretim” kelimesi bir kampanya haline getirildi. Eee! Yok mu KKTC’de üretim? Doğrusu bu mevsimde bile çilek yetiştirecek kadar da vardır, pırıl pırıl domates hıyarlar yanı sıra imrenerek baktığınız lahanalardan patlıcan biber kabaklara kadar, evet bu ülkede üretim vardır..
SORUN pahalarındadır.. Et tavuk da ayni sorunla sarmalıdır. Bahaneleri de hazırdır: Akaryakıta zam.. Akaryakıta zam olduğu için elektriğe zam.. Elektrik zammı nedeniyle ötesi bilumum sebze ve emtiaya da dolayısıyla zam! Pire ısırdıkça çık yukarı!
***
KKTC çok zor dönemler de yaşadı. Tümüne de “siyasi soruna bağlı çözümsüzlükten kaynaklı” kulplar takılarak geçiştirildi..
ARTIK olmuyor ama! Çünkü kaç dönemdir UBP ağırlıklı Koalisyon Hükümetleri sırtlarını dayadıkları “sermayeye” bile yaranamıyorlar! Becerikli, iş bilen kadrolarını kaybettiler.. Genç yöneticileri de politik atraksiyonlarla gerilerde tutuyor öne çıkarmıyorlar!
Hep o bildik “makamlar” uğruna “yönetim erki oluşturacak” Bakanlarını bile harcayacak kadar da ileri gidebiliyorlar!
Kısaca artık “kadro hareketlerinden” söz etmek de mümkün değildir!..
***
KISACA TAKILDIĞIM. (HÜKÜMETİN SUYU ISINIYOR!) “Ben bazı Belediyeleri kapatırım, buna muktedirim” demek yetmedi!
Ki siyasi parti iktidarları yıllar yılı o belediyeleri partililerinin “iş aş para” derken “istihdamlar kapıları” yaptılardı! Şöyle ki artık ne masalar sandalyeler yetiyor oturmalarına ne de boş odaları kaldı başlarını sokacakları!
BELEDİYELERİ ilga edip sonra birleştirmek olayı bu kalabalık personelden kaynaklı! Gelirler personele emeklilerine giderken hizmetler için borçlanılmakta, yada tersi! Tutun ki Belediyeler gelip giden hükümetlerin dolayısıyla “siyasi partilerin” istihdam kapıları! *** ÖTE YANDAN onca yıldır “bazı Belediyeler birleştirilsin” denmesine karşın nedense adına “reform” denilen bu icraat Sucuoğlu Koalisyon hükümetinin başına yıkıldı!
BİR rastlantı mıdır yoksa Sn. Sucuoğlu’nun kendi marifeti midir bilinmez ama Hükümetin önünde çözülmesi gereken onca sorun varken “Belediyelerin Birleştirilmesi” gibi ülkede yeni ve marazi sorunlar yaratacak bir olaya neden Koalisyon ortakları imza attı anlaşılır gibi değil!
Çünkü gelişmeler ortada: Öncelikle “Kapatılacak Belediyelerin çalışanları” mağdur duruma düşecek.. Artı Belediyelerini kaybeden beldelerin hoşnutsuzlukları UBP açısından hiç hayırlı olmayacak! Bunlara rağmen bu işgüzarlığa “reform” yada büyük icraat mı denir?
Aksine zamansız ve mekânsız yaratılan yeni bir kaotik işgüzarlık oldu!
Gittikçe de etki tepkilerde dallanıp budaklanıyor ki sendikalar ayağa kalkmış isyanı oynuyorlar!
Vesselamı kelam Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinin suyu ısındı. Galiba yolcudur Abbas!
































