Nedense, zor konularla karşı karşıya kaldığımızda, yanlış kararlar alıyor, yıllarca derdini çekeceğimiz yeni sorunlar, çözülmez düğümler yaratıyoruz.
Bilgi birikimi, var!
İnsan kaynağı, var!
Yasalar, kurallar var!
Ama nedense, bir alarm durumu ortaya çıktığında, yasalara uygun, devleti ya da başkalarını zarara uğratmayacak, “doğru” kararlar alamıyoruz. Doğru çözümler bulamıyoruz. Hep yanlış, hep sorunlu, hep eksik kararlar. Hep bir kırma, dökme…
Son örnek, futbol konusu. Dün Hasan Sertoğlu açıklamayı yaptı, KOP’a müracaat için FIFA’ya yazı yazdığını söyledi. Ardından Spor’dan sorumlu Bakan Serdar Denktaş, KTFF ile ilişkilerini askıya aldığını açıkladı. Yani küstüğünü… Bunca gündür sessiz kalan Eroğlu ise, yasaları işaret etti.
Oysa olay basitti. Türkiye’ye transfer olan oyuncuların paraları konusu, bir şekilde iki makam arasında halledilebilirdi. Bunun ne KOP’la, ne FIFA’yla alakası yoktu. Tüpçüden battılar, FIFA’dan çıktılar, bir şaşkınlıktır gitti. Öyle bir karıştırdılar ki, ne akıl yolu izlendi, ne yasa yolu, ne diplomasi yolu… Bir kaşık suda boğuldular, sonuç ortada…

******
Diğer taraftan, Ercan ihalesini alan Taşyapı’nın ortağı Terminal Şirketi bir açıklama yaptı. Taşyapı’yı ortaklığın “deneyimsiz” tarafı olmakla suçladı ve kendilerine imza yetkisi vermemesi halinde, yatırımın yapılmasını engelleyeceklerini bildirdi. Biz bu konuda iki yıldan beri defalarca yazdık. Mesela, 2 Mayıs 2013 tarihli yazımızda, Taşyapı Direktörü Emrullah Turanlı’nın, basın toplantısında Terminal Yapı’yı süreçten dışlamaya çalıştığını yazmış, “Terminal yapı ortak olmasaydı, diğer iki firma tecrübeleri olmadığından ihaleyi alamayacaklardı” demiştik. Bunu kanıtlayan notlar da yazımızda vardı. Sonunda da, “Terminal Yapı’nın bu süreçte yer almaması durumunda, çeşitli sorunları beraberinde getireceğini söylemek yanlış olmaz, hükümet ülkenin uğrayacağı maddi ve manevi zararı iyi okumalıdır” diye bitirmiştik.
Bizim gördüğümüzü, onlar görmek istemediler. Her işte olduğu gibi, yapalım da olursa, olur dediler, işte gelinen nokta, yine zarar kapıda. Bir konuda daha yanlış yapıldı, şimdi bu hükümet içinden çıksın bakalım…
******
Alın başka bir konu; şu malum Heathrow slotları meselesi. KTHY’yi batırdılar, kapısına kilit vurdular, devleti milyonlarca dolar zarara uğrattılar. Orada da, ne rasyonel davranıldı, ne bir sorumluluk akla geldi, ne de kar zarar değerlendirmesi yapıldı… Sanırsın ki, medeniyetin uğramadığı bir Afrika kabilesidir burası. Kimse “durun bakalım, devlete ve çalışanlara ben bu kadar zararı nasıl veririm, hiç olmazsa elde kalanları değerlendirelim” demedi. Bu konuyu da defalarca yazdık. Geçen haftalarda Airport Dergisi’nde Murat Herdem, “THY’nin slotları ve KTHY’ye yapılan ihanet” başlıklı yazısında, THY’nin Heathrow için iki yeni slot aldığını duyunca, aklına KTHY’nin geldiğini belirterek, şunları yazdı;
“Hani şu siyasilerle sendikacıların el ele vererek batırdıkları Kıbrıs harekatının sembol şirketi Kıbrıs Türk Hava Yolları… Yanlış yönetim ve siyasi kadrolaşma sonrası işleyemez hale gelen, borç batağındayken sendikanın maaş artışı için greve götürdüğü Kıbrıs Türk Hava Yolları…
İşte o şirketin her bir slotun 25-30 milyon sterlin ettiği Heatrow Havalimanı’nda iki slotu (bazı kaynaklara göre 3 slot) vardı. Şirket artık kapanmaya doğru giderken bile ne kendisi kullanabildi, ne de bir başkasına satabildiler. THY istedi o slotları vermediler, başka şirketler talip oldu onlara da vermediler. Ve kullanılmayan altın değerindeki slotlar KTHY ile birlikte yok oldu gitti. Milyonlarca dolar para da ne KTHY’nin kasasına girdi ne de o slotları vermemek için direnen basiretsiz yöneticilerin… Üstelik hala yüzlerce KTHY çalışanı alacaklarını alamamışken”…
Türkiye’den bir yazar bile, bu rezil sonucun, KKTC’nin “basiretsiz” yöneticilerinden kaynaklandığını görüyor. Yazının altında bir başka yorum var ki, bugüne kadar hiç dile getirilmeyen bir iddia… Orada da, KTHY’nin THY’ye borcundan dolayı, THY’nin slotları bedavaya aldığı iddiası var…
Nasıl ama… Üç ciddi konu, üçünde de başarısızlık, beceriksizlik, nemelazımcılık…
Varsın devletin kaynakları harcansın, varsın zarar görsün, kimin umurunda. Çünkü onlar çok iyi biliyor ki, bu ülkede devlete, millete verilen zararın hesabı sorulmaz. Sorumlularını siz de bilirsiniz, ben de bilirim, ama buna rağmen o insanlar hala daha seçilir, hala daha koltuklara kurulmayı başarırlar…
Hatta bazıları bugünlerde kendilerini yeniden umut diye satmaya başladılar bile…
YERİN KULAĞI VAR
GEÇMİŞİ HATIRLAMAKTA FAYDA VAR:
Yeni Kıbrıs Partisi Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran, Havadis gazetesine verdiği röportajında, “Eroğlu’nun Başbakan, Akıncı’nın da Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde, bankalar krizi ve Türkiye’den ekonomik paket dayatmasının yaşandığını söyledi ve “Ne yaptılar? Karşı geldiler mi? Hayır. Görevdeyken sorumluluk almayanlar, değişimi sağlayamaz” dedi… Arada bir birilerinin geçmişi hatırlatmasında fayda var sanırım…
ÇOCUK GİBİ KÜSÜYORLAR:
KTFF’nin KOP sürecini başlatma kararı siyaseti gerdi. Spor Bakanı Serdar Denktaş, KTFF ile olan ilişkilerini askıya aldıklarını açıkladı. Ülkede onca kriz varken, kurumların birbirleriyle didişmesinin kime faydası olacak ki? Oturup sorunu çözmek yerine, çocuk gibi birbirlerine küsmek de neyin nesi…
ŞİMDİ KONUŞUYOR:
FIFA’ya gönderilen mektup nedeniyle TFF ile KTFF arasında krizin baş mimarlarından cumhurbaşkanı Eroğlu, günlerdir süren sessizliğini bozdu ve Sertoğlu’na, “Federasyon tüzüğü var, yasalar var; KOP’a bağlanıyorum diyerek bağlanamazsınız” dediğini açıkladı. Keşke bunu çok daha önceden yapsaydı. Haftalardır susmayı tercih eden ve duruma göre pozisyon almayı tercih eden Eroğlu, cumhurun başı olarak ilk günden çözüm vizyonu ortaya koyabilseydi, işler kördüğüm olmazdı…
PAYLAŞIM KAVGASI:
Sade biz mi kavga edeceğiz. Bizim yaptığımız eksik, yanlış bir sözleşme, ihaleyi alanları da birbirine düşürdü. İşletme devrinden beridir gündemden düşmeyen Ercan konusunda iki ortak, Terminal yapı ve Taşyapı da birbirilerine düştüler. Terminal Yapı, deneyimsizlikle suçladığı ortağı Taşyapı’nın, kendilerini dışladığını ileri sürerek, ihale ve ortaklığın feshi yoluna gidilebileceğini açıkladı… Bir “altın yumurtlayan tavuğu” daha kesmişiz…
DESTEK KİME LAZIM:
DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş, hafta sonu Karpaz bölgesindeki bazı köyleri ziyaret ederek Derviş Eroğlu için vatandaşlardan destek istemiş. DP’nin geldiği durum ortada, taban neler olduğunu iyi görüyor. O nedenle Serdar bey Eroğlu yerine kendisi için destek istese daha doğru olurdu. Sonuçta Eroğlu öyle veya böyle bir destek bulur. Ama seçimlerden sonra esas Sayın Denktaş’ın desteğe ihtiyacı olacak gibi görünüyor…
HEPSİ BOŞUNAYDI:
Dışişleri Bakanı Özdil Nami, iyi niyet göstergesi olarak Barbaros Hayrettin Paşa’nın Türkiye’ye dönmesine karar verdiklerini söyledi. Aylardır bölgede krize neden olan gaz konusu tatlıya bağlanıyor gibi. Güney’in büyük umutlarla başlattığı sondajlardan beklenen sonucu alamaması ve araştırmaların durma noktasına gelmesi, Barbaros Hayrettin Paşa gemisinin dönmesinde önemli bir etken oldu sanırım. Bölgede aylardır yaşanan kavga gürültü meğerse boşunaymış…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Arabacıoğlu: “Düzelmesi için siyasilere de görev düşüyor. Bu konuda bizde görevimizi tam olarak yaptığımızı söyleyemem. Ben istifa ederken bir mesaj verdim. Bu mesajın sonunda da bazı tedbirlerin alınmasını istedik. Eğitimdeki politikaların parti politikası olmaması gerektiğini söyledik. Ulusal politikaların olması gerektiğini söyledik. Ben bu ülkede ulusal bir eğitim politikası olması, ulusal eğitim politikaları hükümetle değişmemesi gerek, parlamentonun getireceği kararlarla şekillenmesi ve ona göre yürürlüğe girmesini savunurum”…
DİPTEKİLER
Necdet Osam: DAÜ Rektör Vekili Osam, “Göreve geldiğimde bir kişinin dahi kellesini almadım. Çünkü ben demokrasiye inanırım. Ben milliyetçi bir adamım. Milliyetçilik kaba güç kullanma anlamına gelmez” yorumunda bulundu. İyi de bu kadar hoca ardı ardına niye istifa ettiler ki… Sizin milliyetçi olup olmamanız sizi bağlar. Bu duruşunuzu öne çıkarmakla, kime ne mesaj vermek istiyorsunuz..?
































