Ahşap radyolarda sadece Türkçe şarkılar çalınmıyordu.
Yabancı şarkılar da vardı…
…
Yıl 1968.
Lefkoşa sokakları sakin.
Lakin,
Gelecek belirsiz.
İkili görüşmeler başlamış,
Kimse ne olacağını kestiremiyor.
Belki bir ayda biter, belki iki ayda.
Üç dört ay sürerse uzayacağı fikrinde olanlar da var.
Kırk yıl süreceği kimsenin aklına gelmemekte.
Kullanılan para birimi Kıbrıs Lirası.
Üzerinde üç dil var.
Biri Türkçe…
…
Günlerden Cuma’ysa çarşı pazar ana baba günüdür…
…
Ahşap kapılar, panjurlar açık,
Avlular sündürmeler serin,
Dikiş makinelerinin gürültüsüne gür bir ses karışmakta…
…
Şarkıyı dinlendikçe silahlar susmakta,
Sevdalar patlamakta…
…
Bir yol alır giderdiniz.
Diyelim mevsim yazdır,
Kapı önleri sulanmış,
Sandalyeler dışarıya çıkarılmış,
Her şey ikindi serinine hazır,
Sokaklarda bir hareketlenme başlar,
Zaten Londra Pastanesinde hazırlıklar tamam,
Sinemalara yürürken,
Çocuk bahçesine giderken,
O gür ses egsoz seslerine karışmakta…
…
My my my Delilah…
…
Pastanelerde,
Gençlik pavyonlarının Jubox’larında hep o şarkı…
…
Zaten dünya belli belirsiz değişmekteydi,
Sarayönü’nde,
Girne Kapısında,
Ve sinemalar yolunda bir aşağı bir yukarı yürüyenler,
Bisikletleriyle durmadan turlayanlar,
Nelerin değişebileceğinin farkında değildi.
Halbuki,
Paris’te öğrenci, gençlik hareketleri isyana kadar varmış,
Üniversiteler işgal edilmiş,
İşçiler greve inmiş,
De Gaulle’ün sandalyesi sarsılmaya başlamıştı.
Bir devrimin patlak vermesi an meselesiydi.
Gençlik olayları Fransa’da kalmadı tüm dünyaya yayıldı.
İstanbul’da gençler “Go home Yankee” demek için pankartlarını hazırlamışlardı…
…
Aşk, belirsizlik, korku, endişe ve keder birbirine karışmıştı şeherde.
Ama bazen bir şarkı çok şeyler anlatmaya yeterdi.
Mazgal deliğinden dünya gözükmüyordu nasıl olsa,
Ama bir şarkıda insanın kendini dünyalı hissetmesi mümkündü…
…
Delilah adı Tevrat’ta da geçer.
Kutsal kitaptaki Samson ve Delilah’nın efsanesi beyaz perdeye de yansımıştı.
Bir aşkın ihanetiydi konu.
Gün gelecek bu isimde bir şarkı yapılacak,
Ve bütün zamanlarda dünyanın diline dolanacaktı.
Konu yine bir aşkın ihanetiydi…
…
Bir devrim şarkısı değildi bir aşk şarkısıydı.
Fakat,
Doğruyu söylemeli,
Her devrimin aşkla ilişkisi olabileceği gibi,
Her aşkın bir devrimle de ilişkisi olabilir,
Her devrimde ihanetler olabileceği gibi,
Her aşkta da ihanetler olabilir…
…
Şarkılar hatıraları da birlikte taşır.
Altmışlı yılların Vauxhall bir arabasının cızırtılı radyosunda Delilah’yı ilk kez dinleyen biri,
Bu şarkıyı her dinlediğinde kendini o arabanın içinde bulabilir,
Tom Jones’un gürleyen sesi onu o yıllara savurabilir…
…
Demek istediğim,
Her şey yalan söyleyebilir,
Şarkılar asla…
































