Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“Şarap ve rakı”

Çetin Altan “Neden aşkla şarap, aşkla rakıdan daha uyumlu durur birbirine?” diye sorar…


Çetin Altan’a geçmezden önce şunları belirtelim:
Rakı gibi kadın denmez.
Ama şarap gibi kadın denir…

Rakı, genellikle erkek içkisi sayılır.
Yumruk meze yapılır sırasında.
Meyhane kültürüdür…

Rakı içince efelenmek mümkün.
Şarap romantizme yakın.
Rakı ile of çekilir.
Şarap ile mısra çekilir; şiir söylenir.
Rakı arabesk şarkılara uyumlu.
Şarap bir tangoya iştirak edebilir.
Rakı erkek erkeğe içilir.
Şarap birlikte.
Bu çerçevede, şarap daha eşitlikçi,
Rakı erkek egemendir denebilir…

Şarap aşkın içkisidir.
Ve müziğin, sanatın…

Çetin Altan aşkla rakı muhabbetine şöyle devam eder:
Rakı, tavla oyununun kolaycılığında üretilen, kadınlar dışı bir içki.
Şarap, satranç oyunu gibi büyük emekler isteyen ve kadınları dışlamayan bir içki…

Neden şarap büyük emekler ister?
Şaraplık bağlarının üzümlerini o bağlara düşen güneş ışınlarının açılarıyla saatleri sokar şaraplık kıvamına…
Sonra onları fıçılama… Fıçılarda değişik kalitelerdeki üzüm sularının, değişik sürelerde bekletip, zaman zaman çevirme…

Ayrıca dinlendikçe değerlenen şaraplardan Bourgogne ancak otuz yıl bekletilebilir, Bordeaux yüz yıl… Beyazlar ise on yılı geçmemeli…

Eee, böyle olunca elbet kadınla şarabın binlerce yıllık soyluluğunda aşkın yakutları daha ahenkli titreşir.
Anasonlu rakı beyazındaki külhanicilikten çok daha ahenkli…

Bugünkü Türkiye toprakları şarabın doğduğu yerler. Eski bağ bozumu şenliklerinde Şarap Tanrısı Dionisos duygusal sanatın da tahtına otururdu.
Şarabın İsa dinindeki kutsallığında onun da gölgesi vardır.

Şarap üretimi üstüne yazılmış binlerce kitaptan başka, şarap üstüne yazılmış şiirlerle yazılar da binlerce…
Bir dörtlük de Hayyam’dan işte:
Paramız yok ki bir güzel sevelim
Bademiz yok ki içip de haykıralım
Demek günaha girmenin yolu yok
Kalkalım çaresiz namaz kılalım.

Baudelaire:
– Şarap içmeyen kişinin, mutlaka can kardeşi insandan saklamak istediği kötü bir şeyler vardır, diyor.
Nitekim Latinler de şöyle diyor:
– Gerçekler şarabın içindedir.

Şarabın yanında rakının öksüzlük içlenmesinde hançerleşen çökerticiliğini de Orhan Veli‘nin dizesiyle analım:
– Bir de rakı şişesinde balık olsam.

Bundan daha acı bir yalnızlık çaresizliğiyle, çaresiz yalnızlık, ancak yine bizim sönük kasabalardaki erkek erkeğe meyhanelerinde bulunur.