Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sapla samanı karıştırmak…

Bakanlar Kurulu önceki akşam gelen tepkiler üzerine toplandı.

Konu, Rauf Denktaş’a kiralanan 200 dönüm arazi…

Resmi bir açıklama yapılamadı. Anlaşılan tam olarak karar da verilmedi.

Kesin olan bir şey var, Denktaş’lar “vazgeçtik” dese de, Bakanlar Kurulu, kiralama kararını henüz geri almış değil…

Bir haber sitesi “devlet üniversitesi olacak” derken, bir başkası, “Vakfa devredilecek” dedi.

Serdar Denktaş dün bir açıklama yaptı, o da kesin bir karar olmadığını söyledi. Ancak devlet üniversitesi olmasının ağırlıklı olduğu anlaşılıyor.

Serdar Denktaş, kendileriyle ilgili her ortaya atılan iddiayı “Denktaş” adını öne çıkararak, gelen eleştirileri “itibarsızlaştırma, karalama” olarak yorumluyor. Şimdi buna “yaklaşan seçimleri” eklemiş…

Şunu baştan söyleyelim.

Rauf Denktaş, Serdar Denktaş’tan da, torun Rauf Denktaş’tan da ayrı olarak bir yere sahiptir bu ülkede.

Siyaseten muhalifleri vardır.

Ancak “O” bir gerçektir ve muhalifleri olması onun tarihteki yerini, bu ülkeye yön vermiş olduğu gerçeğini değiştirmez…

Diğer taraftan, o isme sonuna kadar saygılı olanların, aynı soyadını taşıyanların her yaptığını onaylaması da gerekmez. Hele de böyle her fırsatta adının karıştırılıyor olması, ona saygı duyanları da aksine rencide etmekte…

En azından, bu kiralama işine karşı çıkan UBP milletvekilleri Denktaş karşıtı mıdırlar? O’nu “karalamak, itibarsızlaştırmak” mı istemektedirler? Böyle absürd bir savunma olabilir mi?

Ben, Mehmet Moreket olarak, isminin bir okula, gösterişli bir caddeye verilmesini canı gönülden isterim. Adına bir Vakıf kurulmuş olması da güzel. Adına bir üniversite olması fikri de doğru. Böyle büyük bir idealistin adına olmayacak da, kimin adına olacak…

Lakin, şu anda tartıştığımız konu, asla bu değildir. Milyonlarca sterlin değeri olduğu iddia edilen bir arazinin, şahıs adına verilmiş olmasıdır… Neden ta baştan Vakıf olarak başvurulmamıştır? Serdar Denktaş’ın “bürokrasi, maddi kaynak” engellerinden söz etmiş olmasından, bu üniversitenin Vakıf tarafından değil de şahıslar tarafından kurulacağını anlıyoruz. Peki kim yapacaktı bu üniversiteyi? Bir başkası mı? O zaman da bu ticari bir iş olmayacak mıydı? Bir ticari kuruluşa verilecekseydi, neden Rauf Denktaş’a tahsis edildi..?

Sonunda tepkiler gelince, Bakanlar Kurulu toplanıyor ve üniversiteyi devletin yapmasını konuşuyor.

Yani şimdi fakru zaruret içinde olan bu devlet, KİT nitelikli yeni bir devlet üniversitesi kuracak…

Halihazırda bir Vakıf olan DAÜ’nün sorunlarını yaratan devlet ya da daha doğrusu siyaset değil mi?

Onu batma noktasına getiren, siyasilerin yaptıkları partizanca atamalar değil mi..?

Bu kadar üniversite varken yeni bir tane yapmak nereden çıktı..?

Kurulma aşamasında olan saygın bir üniversiteye Rauf Denktaş ismi pekala verilebilir.

Hatta devletin Vakıf üniversitesi Lefke Üniversitesi’nin adı Rauf Denktaş olarak değiştirilebilir.

Bir üniversite kurmak ciddi bir yatırım gerekir…

Devlet meteliğe kurşun atarken yatırım için parayı nereden bulacak..?

Yoksa yine, sin da gulle geçsin tipinde bir manevra mı bu..? Baksanıza, geri çekme kararı yok, aynen Çıkarma Plajı gibi…

Sonra neden orası..?

Şehrin altyapısı ve trafiği zaten rezalet. O bölgede askerden arazi devralıp, dereboyunu tek şerit haline getirmek, şehri rahatlatıcı bir düzenleme yapmak niye akıllara gelmiyor?

Rauf Dektaş vicdanlarımızdadır…

Ama bu olay da maalesef, toplum vicdanını yaralamıştır…

Kuşkular yaratmıştır…

İkisini birbirinden ayırt etmek, kamu yararını düşünmek, tam da Rauf Denktaş’ın idealini savunmaktır bence…


YERİN KULAĞI VAR

DOĞRU OLANI YAPTI:

Kendisine 200 dönüm arazi kiralanmasıyla birlikte yaşanan tartışmalara Rauf Denktaş son noktayı koydu ve söz konusu arazinin kiralanmasından vazgeçtiğini açıkladı. Rauf Denktaş açıklamasında, “200 Dönümlük araziyle ilgili olarak Rauf Denktaş Üniversitesi ve Denktaş Vakfı olarak tüm taleplerimizi geri çekiyoruz” dedi. Bence rahmetli Denktaş yaşasaydı, böyle bir olaya müsade etmezdi zaten…

 

TEK DEĞİL:

Denktaş adının etrafında odaklanırken, tıpatıp bir benzerini gözden kaçırdık gibime geliyor. O da bir başka bakanın, Sunat Atun’un babası adına İskele’de tahsis edilen arazi… Özel bir şirketin kuracağı üniversite adına arazi, kendisine tahsis edilmiş…Ve aynı şekilde Eroğlu’nun kızına, bir şirketin otel yapması için verilen arzi. Hepsi de nepotizmdir, nüfuz kullanmadır. Savunulacak bir tarafı yoktur…  Ve bu hükümetin 11 üyesi hepsini onaylamaktadır…

 

PARTİLERE UYARI:

Gezici şirketinin yaptığı araştırma Meclis dışındaki partilere umut verirken, mevcut partileri de ikaz etti. Son arazi rezaletleri gündemde değilken yapılan bu araştırma, sınırda olan DP’nin olası bir seçimde baraj sorunu yaşayabileceğini gösteriyor. Anketteki ilginç olan sonuç ise, bugüne kadar ikitdarda olan üç partinin UBP, CTP ve DP’nin hala seçmenin yarısının oy vereceği partiler olması. Unutmamak lazım ki, bu sonuçlar bir gösterge olsa bile, bizim ülkede seçimler son gece kazanılır veya kaybedilir…

 

BİR KARAR VER:

Rum lider Anastasiadis, seçim stresine girmiş olacak ki, bir gün önce söylediğini bir gün sonra yine kendisi yalanlıyor. Daha bir hafta önce “ Cenevreye gitmeye hazırım” diyen Anastasiadis yan çizip,  “Türkiye hazır değil, Kıbrıs’ta müzakere etmeye devam edelim” demeye başladı. Yaptığı bu zigzaglarla kendi toplumundan bile tepki görüyor, tutarsızlığını ortaya döküyor. Anladık, seçimler kendisini çok gerdi ama, artık bir karar verse de, bizde ne yapacağımızı bilsek…

 

ÇOK KIZARLAR:

Mevcut hükümet yaptıkları yanlış icraatların eleştirilmesine çok kızar. Örneğin her Bakanlar Kurulu toplantısında onlarca kişiye vatandaşlık verilmesini, hergün ölümlerin yaşandığı tarfikle ilgili eleştirileri, rağmen, sıkca yaşanan iş kazalarına rağmen, “denetlemeye kalksak inşaat sektörü durur” diyen bakanı eleştirdiğinizde, size çok kızarlar. Onlara göre bunlar doğal hayatın bir parçası, ne yapalım fıtratımızda varmış deyip susmalıyız…

 

ÇOK GEÇ:

Eğitim Bakanlığı, ihtiyaç fazlası bölümleri açıklamış. Doğru olanı yapmış, ama biraz geç değil mi? Konu sadece burs mudur? O bölümlerin kontenjanlarının da, bu planlamaya göre ayarlanması gerekmez miydi? Yüksek Öğrenim Yasası buna imkan veriyor… Sonra bunu bir yere not edeceğim ve bakacağım, burslar açıklandığında bu bölümlerden birine burs verilecek mi, verilmeyecek mi? Çünkü güvenmiyorum…

 


 

ZİRVEDEKİLER

Hakkı Atun: “Kendinize menfaat sağlamak için o koltuklarda oturmuyorsunuz. Bu arazileri devlet elinden çıkarmayı düşündüğü zaman ise, ne Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun kızına, ne Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın oğluna direk olarak tahsis edemez. Doğru olan, açık artırmaya ve ihaleye çıkılarak herkese eşit fırsat sunulmasıdır. Bugün okullarımızı, resmi binalarımızı ve parklarımızı yapacak arazimiz kalmadı. Kaldı ki elimizde son kalan hazine arazilerini gözümüz gibi korumalı ve gelecek kuşaklara bırakmamız gerekmektedir…”


DİPTEKİLER

Vatandaşlıklar Kesinlike Keyfidir: İçişleri Bakanı Kutlu Evren, kendisi itiraf etti… “Keyfi vatandaşlık vermiyoruz” dese de, şu kadar mühürü olana, mağdur olana veriyoruz dese de, bu listelerin içine “ülkede çalışan ama bir süre yurt dışında kalmış kişilerin ve iş dünyasına, ekonomiye katkı koyacak yatırım yapacak kişileri” de kattığı anda, keyfiliği itiraf etmiş oluyor. Bu saydıkları için kriter nedir? Kota nedir? Orası meçhul. Öyle olunca da, kendiliğinden keyfi oluyor… Ve o keyfilik de almış başını gidiyor…