Cenevre’de tarafların hazırladıkları haritaları BM’ye sunmasıyla, uzlaşma konusunda umutlar yeniden yükseldi…
Dövizdeki artış, buna bağlı gelen zamlarla can pazarındaki vatandaş da gözlerini bir kez daha Cenevre’ye çevirdi…
Herkes sanki biz daha fazla bir şeyler biliyormuşuz gibi, yolda sokakta çevirip “neler oluyor, bu defa olacak mı” sorusunu soruyor…
Dikkat edin, en kritik soru “bu defa olacak mı”…
Harita teatisinin “Yönetim ve Güç Paylaşımı ve Mülkiyet” konularına bağlı olduğu bilinen bir gerçekti.
Gerçekleşmesinin ardından, “Ne aldık da, ne verdik” soruları sorulmaya başlandı…
UBP, DP ve Halkın Partisi, müzakere yöntemine bu bakımdan karşı çıktılar. Diğer konularda kesin bir uzlaşma olmadan harita sunulmuş olmasını eleştirdiler.
Onlar resmi açıklamalar yaparken, özellikle hükümet partilerinin tabanları, Akıncı’yı kendi başına iş yapmakla suçlamaya başladı…
Oysa herkes de bilir ki, Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, Kıbrıs konusu Türkiye ile birlikte yürütülen bir konudur.
Bir harita hazırlanacak, sunma aşamasına gelecek, haritanın nasıl olduğuna, ne zaman sunulup sunulmayacağına Akıncı kendi başına karar verecek…
Olacak iş mi..?
O Akıncı değil midir ki,
“Dönüşümlü başkanlık konusu Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin iki temel unsurundan biridir ve mutlaka olmalıdır. Bunun kabul edilmemesi halinde anlaşma metni Kıbrıslı Türkler tarafından onaylanmaz. Kıbrıslı Türk lider olarak, halkın seçtiği cumhurbaşkanı olarak çok iyi biliyorum. Bunu saklamaya gerek yok. Bu konuda net pozisyonumuz budur”….
Ya da,
“Siyasal eşitliğin önemini yıllardır vurguluyorum, bunun Cenevre’de ete kemiğe bürünmesi gerekir… Siyasal eşitliğin temel unsurları olan konularda Rum tarafı artık ortaya çıkarak çok daha net mesajlar vermeli… Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğini benimsediği, içine sindirdiği, dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konuları dahil göstermesi gerekir…” diyen?
Aslında, hükümetin Akıncı’ya yönelik mektubunda yazılanlar da üç aşağı beş yukarı bunlar değil midir..? Akıncı da bu hassasiyetleri bilmez mi?
Şu anda bir kaşık suda boğulmaya değil, serinkanlılığa ihtiyaç var.
Bakın Genel Sekreter’in temsilcisi Eide; Kıbrıs’a kapsamlı bir çözümle ya da referandum tarihiyle dönme aşamasında olunmadığını, daha yapılacak çok iş olduğunu söylüyor. Garantörlük konusunda uzlaşma sağlanırsa, bunun metninin ortaya çıkarılacağını, sonra bir anayasa yazılacağını, bunların zaman alacağını vurguluyor…
O nedenle fazla heyecana gerek yok. Ne fazla umut, ne fazla suçlama…
Bu bizi birbirimize düşürmekten başka hiç bir işe yaramaz…
Türkiye Dışişlerinin Kıbrıs konusuna tam vakıf, en kıdemli bürokratlarıyla orada olduğunu da akılda tutmakta fayda var…
YERİN KULAĞI VAR
KİMSE İNANDIRAMAZ:
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Türk tarafının hazırladığı haritayı BM’ye vermesi, bizdeki malum çevreleri ve hükümeti çılgına çevirdi. Vay efendim Akıncı niye harita vermiş. Eee, Anastasiadis de verdi. Kusura bakmayın ama söz konusu haritayı Akıncı’nın kendi kafasına göre bir gecede çizip verdiğini mi sanıyorsunuz siz. Cenevre öncesi, Akıncı ve hükümet üyelerinin Ankara ziyaretleri boşuna mı yapıldı, Türkiye’nin ve bizim hükümetin, verilen haritadan haberi olmadığını söylerseniz kimseyi inandıramazsınız…
ZİRVE DEĞİL, KONFERANS:
Cenevre’de yeralan çoklu zirveye “zirve” değil de “konferans” denmesi de önemli. Yani mesela Bürgenstock gibi değil… Zirvelerden anlaşma çıkar. Ama konferanslar, tarafların müzakere yapacağı, tutumlarını birbirlerine aktaracağı ortamlardır. Bu defa da yapılan bu…
BU HALK GONNORA YEMEZ:
Kıbrıs’ta olası bir anlaşmaya baştan karşı çıkanlar “ülke satıldı, Akıncı ihanet etti” yaygaralarına başladılar bile. Diyelim ki Akıncı dediğiniz gibi bize ihanet etti. Peki ama bu işin daha referandum safhası var. Siz bu halkı hafife alıyorsunuz. Durumlar sizin iddia ettiğiniz gibi ise referandumda “hayır” oyu verir ve noktayı koyarsınız. Ama sanırım esas korku, olası bir referendumda istediğiniz sonucun çıkmayacağı korkusudur…
SOSYAL MEDYA KAHRAMANLARI:
İsimleri lazım değil, kim olduklarını bilenler bilir zaten. Klavyenin başına geçtiler mi tut tutabilirsen. Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibine yönelik yazdıkları yenilir yutulur cinsten değil. Ne vatan hainlikleri kaldı, ne de yalancılıkları. Ayıptır kardeşim bu toplumun %60 kusuru tarafında seçilmiş bir kişiye bu şekilde hakaret etme hakkını nereden buluyorsunuz. Akıncı’yı sevmeyebilir, yaptıklarını eleştirebilirsiniz ama, alenen hakaret etme hakkınız olmamalıdır…
ALEMSİNİZ VALLAHİ:
Bir arkadaş diyor ki, “Cenevre’de karşılıklı haritalar sunuldu, Türk tarafı %29. 2 Rum tarafı %28. 2… BM teslim aldı ve özel kasaya koydu.” Ardından da, BM’nin kasasına kilitlenen haritadan verilecek köylerin isimlerini yazıyor. Kasada kilitli haritayı gören güçleri var sanırsınız. Kimden öğrendiğini sorduğunuzda ise, “Rum haberlerinden, onlar yalan söylemez” diyor. Alemsin be gardaş vallahi…
NİYE GİTTİ Kİ:
Güney’deki Dayanışma Hareketi Başkanı Eleni Theoharus’un, toprak ve mülk konularında bütünsel bir anlaşmaya varmadan, tarafların konuyu uluslararası konferans aşamasına taşımasından ve Türk tarafının haritasından memnun olmadığı (Hani haritayı sadece 5 kişi görmüştü), bu sebeple Cenevre’yi terkettiği bildiriliyor. Aslında tuhaf olan, “Federasyon görüşmekten vaz geçelim” diyen birinin Cenevre’ye gitmesiydi…
HERGÜN TONLARCA VERİYORUZ:
Tek karış toprak vermeyiz diyenler, onlarca taş ocağından çıkan malzemenin Rum tarafına satıldığını bilmiyorlar mı? Tek karış toprak vermeyiz diyorsunuz ama, hergün tonlarca toprağımızın, para uğruna rumlara satılmasına hiç ses çıkarmıyorsunuz. Topraksa toprak, hemde en alasından. Buna da ses çıkarsanız ya…
ZİRVEDEKİLER
Hüseyin Ekmekçi: “KKTC hükümetinin Cenevre günleri otelde oturup protesto ile geçiyor. Dün akşam Cumhurbaşkanı bilgilendirme yapmak istedi, protesto edildi. BM resepsiyon daveti yaptı, eşli üstelik, Başbakan protesto etti, sadece Serdar Denktaş’ı gönderiyor. BM daveti ile yapılacak resepsiyon daveti de protesto ediliyor. Gerekçe, müzakere heyetinin yeterli bilgilendirmeyi yapmaması… Bari memlekete dönüp, yükselen dövizle ilgili tedbirleri alsınlar… Müzakereker çökerse, elde ekonomisi de çöken bir KKTC kalacak… “.
DİPTEKİLER
BRTK: CTP heyeti ile Cenevre’de bulunan milletvekili Mehmet Çağlar, BRT’de canlı yayında görüşlerini açıklarken, “yukarıdan gelen bir talimatla” yayın kesilmiş. Eğer bu doğruysa kurum adına bir utanç olmalıdır. Devet yapıyorsunuz ama, konuşunca söyledikleri birilerinin hoşuna gitmiyor ve yayın kesiliyor. Hükümetlerin değil de, Kıbrıs Türkünün sesi olduğunu sandığım BRTK’ya eğer doğruysa, bu ayıbı yakıştıramadım…
































