Köşe Yazarları

SAĞLIKTA KAFA KARIŞTIRMANIN BİR BEDELİ OLACAK MI?






Sağlık Bakanlığı nihayet ses çıkarttı. Pek de beklemezdim ama halk infial içine girince mecbur oldu…




Önce başımıza gelen olayı anlatayım ki, bu konuya neden ilgi duyduğum anlaşılsın. Eşimin, 20 gün önce hem de resmi bir kurumda yaptırdığı antijen testi pozitif çıkmıştı. Panik içinde gidip hemen PCR yaptırdık. Pozitif göründüğü için, PCR’da azami dikkat gösterdiler ve sonuç negatif çıktı. Araştırdık, bir süre önce alınan kitlerin bazılarında bozukluk çıkmış, yeni alınanlarda böyle bir şey olmasının mümkün olmadığı söylendi. Bu da kafa karıştırıcıydı.



Şimdi YDÜ’den yapılan açıklama bütün halkın kafasını karıştırdı.

YDÜ, laboratuvarlarının Türkiye’den onaylı tek laboratuvar olduklarını falan iddia etti.

Piyasadaki test kitlerinin Omicron’u tanımadığını öne sürdü, “en güvenli biziz” dedi.

Yanıt anında bir özel hastaneden, Elite’ten geldi.

Meğerse YDÜ’nün adından bahsettiği MOTAKK denilen Kalite Kontrol Programlarına Elite Hastanesi 2 yıldan beridir akrediteymiş.

Yani YDÜ tek değilmiş, doğru söylemiyormuş.

Anladık, ticarette rekabet falan olur da konu sağlık… Başka şeye benzemez.

Sağlıkta, hem de gerçek dışı haberlerle panik yaratmak meslek etiğine sığar mı?  Sağlık gibi bir konuda haksız avantaj ya da daha doğrusu haksız kazanç sağlanabilir mi?

Sağlık Bakanlığı, gerek kendisinin laboratuvarlarında kullandığı, gerekse ithal izni verilen diğer laboratuvarların kullandığı kitlerin “Avrupa Kalite Standartlarına Uyumluluk Belgesine sahip, özgüllük ve duyarlılık ( Specificity/ Sensitvity ) çalışmaları yapılmış, onaylanmış kitler” olduğunu açıkladı.

Şimdi bu kadar ciddi bir konuda yaratılan gerçek dışı, mesnetsiz spekülasyonun bir cezası olacak mı?

Yoksa Bakanlığın o kadar da cesareti yok mu?

 

ÇOĞUNLUK AŞISIZKEN SÜRÜ BAĞIŞIKLIĞINA GİDİLEBİLİR Mİ?

Bini geçen vaka sayıları, bu hafta 800 bandında devam etti. 800 pozitif vakanın temaslılarının ne kadar olabileceği, bunların kaçta kaçının pozitife döndüğü bilimin konusu. Ama vaka sayısı artarken, hala daha aynı sayılarda demirlenip kalınmasını akıl almıyor.

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, henüz sürü bağışıklığına başlamadıklarını ancak Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nun hastalığın “pik” yani tavan dönemini geçirmesini beklediğini, bunun ardından 1-2 hafta içinde sürü bağışıklığını başlatma kararı alabileceğini söylüyor.

Anladığım kadarıyla, pozitif olduğu halde semptom göstermeyenlere PCR şartı kalkacak. Bu da bir anlamda ‘herkes hasta olsun’ demek olacak. Gerekçe olarak da ne yazık ki, PCR testlerinin yüksek maliyetini gösteriyor.

O söylediği 1-2 haftanın, seçim tarihiyle uyumlu olması ilginç. Güven ortadan kalktı ya, her şeyi düşünüyorsun.

Bu yazıyı yazdığım sırada, yani dün sabahtan öğle saatlerine kadar koronadan 3 kişi hayatını kaybetti. Daha da artması muhtemel. Ölümlü vakaların durumlarını Bakanlık açıklamıyor pek. Ancak medyadan öğrendiğimize göre, çoğunluk tam aşılı değil.

Bu ülkede aşısızlık gibi bir gerçek varken, sürü bağışıklığı mantıklı mıdır?

Sorumluluğunu o kararı alacak olanlar taşısın diyeceğim ama, arada hayatını kaybedenler ne olacak? Onların cezasını kime keseceğiz?

 

 

YERİN KULAĞI VAR

AYNISINI YAPIYOR:

UBP kurultayından çektirilmesinin sebebi olarak, “AKP beni destekliyor” demesi gösterilmişti. Biz başka bir açıklama duyamadık, bunu biliyoruz. Bu defa da yine aynı hata içinde Faiz Sucuoğlu…  Öyle bir konuşuyor ki, özetle demeye çalıştığı, “İstikrar biziz, onlar da bizi istiyor”. Tek kelimelik bir ortak açıklama yok. Alıp verdiği bir şey de yok görünüyor. Olsaydı, onları da övüne övüne sıralayacaktı diye düşünürüm.  Ama dün de dediğim gibi, o bir fotoğraf karesi isterdi, onu aldı kafi…

 

YAPSAYDINIZ O ZAMAN:

Yıllardır iktidarda olan partiler seçim arifesinde öyle vaatlerde bulunuyorlar ki, sanırsın yıllardır iktidar kendileri değil de bir başka partiydi. Madem bu toplumun geleceği ve refahı için böylesine güzel projeleriniz vardı, niye o koltuklarda otururken bunları hayata geçirmek için elinizi oynatmadınız? Bunları gerçekten hayata geçireceğinize inanmamızı beklemezsiniz herhalde. Niyetiniz olsaydı iktidarda olduğunuz zaman yapardınız. Aslına bakarsanız onlar da verdikleri sözleri tutmayacaklarını bilirler ama, seçmenin de seçim sonunda bunun hesabını sormayacağını da iyi bilirler…

 

ATUN’U MÜSTEŞARI YALANLADI:

Ekonomi Bakanı’nın “tüp gaza indirim için çalışıyoruz” açıklamasının daha mürekkebi kurumadan, kendi Müsteşarı “İndirim de yok, zam da yok” dedi. Fiyatların borsa ve kura göre ayarlandığını, bunun altına inilemeyeceğini söyledi. Hep diyorum, işleri güçleri slogan atmak, seçim martavalları. Kendi müsteşarının dahi yalanladığı bir Bakan var karşımızda ve yine adaydır, karar sizin…

 

TEK EKSİĞİMİZ HAVA TAKSİ:

Ülkede doğru dürüst yol yok, havaalanı dersen resmen kapanın elinde kaldı, bitecek denilen tarihin üzerinden yıllar geçti hala bitmedi ama adaylardan birinin ufku öylesine açık ki KKTC’nin tanınma sürecinin başlatılması gerektiğini söylüyor ve olmayan “Havayollarını, deniz yollarını, hava taksiyi geliştirmemiz lazım” diyor. Hepsini mamur ettik de eksiğimiz hava taksimiz kaldı. Hani insan seçim öncesi atar da bu kadar değil…

 

İŞİVEREN İTİRAZINI SÜRDÜRÜYOR:

Asgari ücret Komisyonunda ikinci kez oylanarak onaylanan ve Resmi Gazetede de yayınlanan yeni asgari ücret belli ki iş insanlarının hoşuna gitmedi. Ocak ayı ile birlikte uygulanacak olan net 6 bin 90 liralık yeni asgari ücreti uygulamak istemeyen patronlar her yolu deniyor. “Devlet bu rakamı neye dayanarak ortaya koydu” diye soran İşverenler Sendikası Başkanı Sungur, yeni asgari ücretle ilgili “seçim yasaklarına takıldığı” yönünde hukuki görüş aldıklarını ve bu kapsamda Anayasa Mahkemesi ve YSK’ya başvuruda bulunmaya hazırlandıklarını ifade etti. İşçinin hevesini kursağında bırakmak için her yolu deneyecekler belli ki…

 

DOLANDIRILAN BELEDİYE:

Üçüncü ülkelerden bir grubun, internet üzerinden dolandırıcılık işleri için KKTC’ye üslendiğini yazmıştık. Bu konuda detaylı bir araştırma yapan mikro-makro haber sitesinde, olayın tanıklarının anlatımları vardı. Bugün Kıbrıs’ın haberine göre, olay Çatalköy Belediyesi’nin de başına gelmiş. Tüm hesaplarının bulunduğu server hacklenmiş, Başkan cebinden 2500 dolar ödeyerek, geri almış. Ama söylediği çok önemli bir şey daha var, Başkan Hulusioğlu bazı devlet web sitelerinin de hacklendiğini iddia ediyor. Durum vahim…

 





Başa dön tuşu