Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sağlıkta Anayasa Mahkemesi Kararına Karşı Hile

Sağlık Bakanlığı’nın mucize buluşu, öyle görünüyor ki yine mahkemeye takılacak…

Son uygulamayı da mahkemeye götürdüler. Bugün basında yazdığına göre hem Dev-İş, hem de Serbest Çalışan Hekimler Birliği, hekimlerin ikinci iş yapmalarını sağlamak üzere hükümet tarafından çıkarılan Tüzük değişikliğinin yasa ve anayasaya aykırılığı konusunda dava açtılar ve ara emri başvurusunda bulundular…

Elbette mahkeme karar verecek, ancak daha önce verilen Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında, ara emri verilmesi çok olası…

Hikayeyi baştan alalım….

Anayasa Mahkemesi 2009’da yapılan Sağlık Çalışanları Yasası’nda belirtilen ikinci iş yapabilme olanağı sağlayan maddeyi 2011 yılında Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Mahkemeye göre ikinci iş yapma olanağının yalnızca sağlık çalışanlarına verilmesi, anayasanın eşitlik ilkesine aykırıydı.

Aradan bir sürü hükümet geçti. Hiç biri bu iptal kararının gereğini yapmadı.

Serbest Çalışan Hekimler Birliği Anayasa Mahkemesi kararının gereğinin yapılması ve bu uygulamanın durdurulması için mandamus kararı aldı. Yargıtay sene başında aldığı kararda bunun uygulanması için 6 aylık süre verdi. 6 aylık süre geçti, yine hiçbirşey yapılmadığı gibi, Sağlık Bakanı mahkemeye “sen bilirsen bir iki, ben bilirim oniki” der gibi sadece bir tüzüğü değiştirerek, kararın etrafından dolaşmak istedi. Soruna kalıcı çözüm getirmek yerine, geçici bir tedbiri yeğledi ve üzerine yattı…

Ama tabii bu hukuken mümkün değildi…

En basit ifadesiyle, bir nevi kararlara karşı “hinlik” yapma girişimiydi….

Esas sorunun çözülmesi için, ya Anayasa Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, ikinci işin yasaya aykırı olduğunu göz önüne alıp gereğini yapacak; ya da, mevcut yasaları tüm kamu görevlisi sayılan kişilere (doktorlar da dahil) ikinci işi tümden veya özel bazı koşullarda, örneğin mesai sonrası ve çıkar çatışması olmaması durumlarında serbest bırakacak şekilde değiştirecekti. Tek çözüm yolu buydu. Çünkü Anayasa Mahkemesi, bu hakkın sadece doktorlara verilmesini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bulmuştu…

Bakanlık bu iki seçeneği de değerlendirmeyip, özel klinikleri kamu hastanesi kapsamına sokacak bir tüzük değişikliğiyle açıkgözlük yaptı.

Oysa o mahkeme kararı orada duruyordu, o Anayasa orada duruyordu, Kamu Görevlileri Yasası orada duruyordu… Aynen araç plakalarındaki gibi. Orada da yasaya aykırı bir tüzük çıkarttılar, şimdi onun kavgası sürüyor…

Sonuçta, tarafların bir kez daha mahkemeye başvuracağı aşikardı ve bugün olan da budur…

Ne olacak? Aynı sorunu, hatta daha da karmaşıklaşmış olarak yine karşımızda bulacağız.

Önce maaş artışı verdi, boşa gitti… Sonra saçma sapan bir tüzükle geçiştireceğini sandı, o da şimdi mahkemeye gidiyor.

Aslında nedir biliyor musunuz, bu hükümet, KKTC’nin bir hukuk devleti olduğu ilkesine aykırı işler yapmaktadır.

Ben merak ederim, devletin hukuk makamları, hukukçuları ne iş yapar? Trafik Dairesi’nin Yasaya aykırı Tüzüğüne onay verdikleri gibi, burada da başta Anayasa olmak üzere bir çok yasaya aykırı icraat yapılmasına onay mı verdiler?

Zaman kaybı, emek kaybı, haksızlık, adaletsizlik, vatandaşın sağlık hizmetlerinin engellenmesi, ülkede iç barışın bozulması… Kabahat üstüne kabahat.

Kardeşim, siz geçicisiniz ama, bu rejim kalıcıdır….

Ve temelinde hukuk devleti ilkesi vardır….

Duyuyor musunuz….?

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

“MİLLİ VE MANEVİ GENÇLİK”:

Daha düne kadar “Atatürkçü, laik ve çağdaş” bir gençlikten söz eden son günlerin flaş ismi Bakan Berova, aniden ağız değiştirerek, eğitim müfredatımızın Türkiye ile uyumlu olduğunu, hedeflerinin “milli ve manevi duygularına bağlı bir gençlik” yetiştirmek olduğunu açıkladı. Bu açıklama ile de “yeni müfredatla” ilgili nasıl bir yol izleneceğini öğrenmiş olduk…

TEHDİT Mİ EDİYOR?:

Olası bir kabine değişikliğinde, başarsızlıkları nedeniyle ilk gidecek olan isimlerin başında gelen Eğitim Bakanı Özdemir Berova’nın, “görevden alınırsam Meclis’te olası bir güven oylamasında olumsuz oy kullanarak  hükümetin düşmesini sağlarım” diyerek partisini tehdit ettiği iddia ediliyor. Koltuğa oturduğu günden beri hedef haline gelen ve birçok yanlış icraata imza atan Berova’nın duruşunun, kendi partisi içerisinde de tapkilere neden olduğu biliniyor…

GAMİNİ ZATEN YASAKTI:

Bakanlar Kurulu’nun  gaminileri yasaklaması, önemli bir haber gibi duyuruluyor. Zaten halihazırda yasa, bunların kapalı sistemde, kontrollu olarak çalıştırılmasına izin veriyordu. Yani, açıkta odun kömürü üretmek, yani Başbakan’ın dediği “gamini” zaten yasaktı. Hatta, geçmişte bir çoğu da yıkılmıştı… Hükümet, yasak olanı bir daha yasakladı, şov yaptı. Oysa yapması gereken Çevre Yasası’nın gereğini yerine getirerek denetim yapmaktı, o kadar. Şimdi denetleyecekler mi? Hiç sanmam…

ÖV GİTSİN:

Bakan Nazım Çavuşoğlu yine Türkiye’den gelen suyu övmüş, bir kez daha “KKTC gıda deposu olacak” demiş. Bu sefer Türkiye’de yapmış bunu. Şirin görünmüş… Oysa “üstümüze düşenleri yapmadık, suyu ulaştıramadığımız köyler var, isale hatlarını yenilemedik, tarımsal sulama için projeyi çıkartamadık” dememiş. İyi ki oralarda işi bilen biri yokmuş, çıkıp, gerçeği yüzüne vurmamış. Hatırlarsanız, Türkiye’nin bakanları bir kaç kez bu uyarıyı yapmışlardı. Hangi gıda üretilecek, hangi işletmeyle, hangi parayla, hangi projeyle, boşveeeer… Öv gitsin…

SES VERMEK LAZIM:

Son zamanlarda Kıbrıs Türkü üzerinden bir ötekileştirme kampanyasının sürdürüldüğünü, kimlik erozyonuna uğramak üzere olduğumuzu görüyoruz. Bu topraklarda doğup büyüyen bizlere uygun olmayan bir elbise zorla bize giydirilmek isteniyor. Gelen bu tehlikeyi görmemek için kör olmak lazım. Ama herşeyin, maddiyat ve çıkar üzerine kurulduğu bu dönemde bunlara ses çıkartmadığımız sürece, yarınlarda tüm toplumu karanlığın beklediğini bilmeliyiz. Başımıza ne geldiyse, nemelazımcılığımızdan geldi. Çok geç olmadan kendi kimlik ve kültürümüze sahip çıkmalıyız…

“NORMAL-ANORMAL”:

Rum lider Anastasiadis, Genel Sekreter’in ortaya koyduğu, normal bir devlet kurulması ana şartlarının yerine getirilmesi halinde müzakere masasına dönmeye hazır olduklarını söylemiş. Yıllardır biz, “anormal” bir devlet kurmak için mi çabalıyoruz. Herhalde kastı, “federasyon”u ortadan kaldırmak…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Kudret Özersay: ” ‘Su hatlarının döşenmesi için bütçede kaynak ayrılmadı, kimse boruyu beleşe vermez’ demiş bir Bakan!  Yani aslında ne diyor sayın Bakan? ‘Vizyonumuz, öngörümüz ve planlama becerimiz SIFIR’ diyor. ‘BAKMAYA DEVAM edeceğiz’ diyor”…

_______________________________________________________________________________

 DİPTEKİLER

Özgürgün Hükümeti: Taraflı tarafsız herkesin “gelmiş geçmiş en başarısız hükümet” olarak değerlendirdiği Özgürgün hükümeti, son bombasını da vergi konusunda patlattı, vergi cezalarını tamamen kaldıracaklarını, gecikme zammı tahsilinde ödeme şekline göre indirim yapacaklarını açıkladı. Seçim geliyor ya, yapacak… Keşke çıkıp da, “sermaye kesiminin vergilerini sıfırladık” deseydi. E, öyle değil mi, maaşlıların, ücretlilerin vergi borcu olmaz…