Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Sağlıklı beslenmenin bedeli 5 bin 856 TL…

Hükümetle sendikalar arasında yapılan protokol görüşmeleri formaliteden öteye gidemiyor. Görüşmelerden önce yasallaşan yeni bütçede, maaşlara yapılacak zam oranı zaten belirlenmiş oluyor. Bütçeye konulan kaynağın dışında ek bir artış vermenin mümkün olmayacağını aslında sendikalar da biliyor. O masada oturanların ortalama 5 bin TL maaş aldıklarını düşünürsek, pek de umurlarında değil, ne istenip, ne verildiği. Ama adettendir, her yılın ocak ayında sendikalarla Maliye Bakanlığı “işola masa kurup” taleplerini dile getiriyorlar… İşin ilginç yanı, kurulan bu masada bulunanlar sadece “kamu” çalışanlarının haklarını arıyorlar. Halbuki ekonomik sıkıntı içerisinde olan ve çalışan nüfusun yaklaşık %85’ini oluşturan asgari ücretlinin nasıl yaşam mücadelesi verdiğini, geçinebilmek için neler yaptığını ne soran, ne de umursayan var. Masada oturanlar için varsa, yoksa kamu çalışanlarının hakları…

KTAMS, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı biçimde beslenmesi için gerekli olan beslenme kalıbı ve bu kalıptaki maddelerin Devlet Planlama Örgütü tarafından açıklanan fiyatlarını ortalama aldı ve bazı veriler ortaya çıkardı. Buna göre, KKTC’de 4 kişilik bir aile için Aralık 2013 itibarıyla açlık sınırı 1290 TL, yoksulluk sınırı ise 5 bin 856 TL… Yine sendikanın yapmış olduğu çalışmaya göre, sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken günlük harcama tutarı 11,00 TL, yetişkin bir erkek için 11,62 TL, 10-18 yaş erkek çocuk için 12,21 TL, 4-6 yaş kız çocuğu için ise 8,16 TL… Bu hesaba göre de, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi ve insanca yaşayabilmesi için yapması gereken asgari harcama 5 bin 856 TL… Bu hesapları yaptıktan sonra bugün gerek devlet, gerekse özel sektörde çalışanların aldıkları maaşlara bir göz atalım. Şu an asgari ücretli birisi, net 1357 TL alacak. Geçen yıl yapılan düzenleme ile kamuda lise mezunu yeni işe başlayan bir çalışan yaklaşık olarak net 1650 TL, üniversite mezunu yeni işe başlayan bir çalışan ise net 1850 TL alıyor… İstatistiklere göre, 2012 yılında KKTC’de kamu ve özelde çalışanların sayısı, 99 bin 117 kişi olarak verilmiş. Bugün bu sayının 100 bin civarında olduğunu söyleyebiliriz. Ve bu çalışan nüfusun yaklaşık 85 bin kadarı, ne yazık ki 2000 TL’nin altında maaş alıyorlar. Yani, 5 bin 856 lira olan yoksulluk sınırının bayağı altında, açlık sınırı olan 1290 liranın ise biraz üzerinde… Sadece son 2-3 ayda gerek elektriğe, gerekese tüp gaz ve akaryakıta yapılan zamlar, zaten zar zor geçinenleri bir o kadar daha perişan etmiştir. Dövizdeki anormal yükseliş ve dövize bağımlı olmamız nedeniyle, günlük tüketimlerimizin de bu oranda arttığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Dünkü Havadis Gazetesi’nin haberinde ardı, dövizdeki artış nedeniyle, ithal gıda maddelerine ardı ardına zam geldi… Fakirin temel gıdası bakliyat ürünlerine önceki gün yapılan yüzde 20 ile 60 oranında zammın ardından dün de un, makarna, zeytin, zeytinyağı, sos çeşitleri, bakliyat ve ton balığı fiyatlarının arttığı bildiriliyor… Asgari ücretli bir işçinin 1357, üniversite mezunu bir kamu çalışanın 1850 TL maaş aldığı bir ülkede, Sayın Davutoğlu’nun söylediği, kişi başı 15-16 bin dolarlık gelir ne kadar inandırıcı olur acaba..? Evet yıllık değil ama günlük 15-16 bin dolar kazanan mutlu bir azınlık var bu ülkede doğrudur. Ancak çalışan nüfusun %85’inin, sağlıklı beslenmek için gereken paranın sadece 1/3’nü maaş olarak aldığı gerçeğini de görmek gerek… Böylesi bir çarpık yapının oluştuğu ülkemizde, kimse çıkıp da, sosyal adaletten ve adaletli bir gelir dağılımından bahsetmesin. Çünkü bunu söyleyene gülmezler belki ama inanın döverler…

YERİN KULAĞI VAR
ADEM YİNE BOMBALADI:
Sonay Adem CTP’nin vicdanı gibi. Bir TV programında hükümet ortağının DP mi, UBP mi olduğunun belli olmadığını, amacın “yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CTP’nin dövülmesi” olduğunu savundu. Partisine tavsiyesi de, ne söz vermişse, o noktada durmak, gerekirse ortaklığı bozmak oldu. Sonay Adem, şubatta hükümetin bozulabileceği öngörüsünde de bulundu. Bence de CTP yönetimi kırgınlıklarını bir kenara bırakıp, bu değerlendirmeleri ciddiye almalı ve şu hep söz ettiğim siyasi takvim meselesini gözden geçirmeli…

RAKAMLAR BİRBİRİNİ TUTMUYOR:
Serdar Denktaş ilginç bir rakam ortaya koydu. Kamu Hizmeti Komisyonu’nca istihdam edilen memur sayısının 7 bin beş yüz, bunun dışındakilerin sayısının da 7 bin beş yüz olduğunu söyledi. Oysa Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, 2013 sonu itibarıyla geçici memur sayısı 1217. Haydi buna geçici işçileri de ekleyelim, toplam 2 bini bulmaz. Bu 7 bin beş yüz sayısına nasıl ulaştı anlayamadık…

BIKTIK BU ÇALIŞMALARDAN:
Bakan Bakırcı taş ocaklarının rehabilitasyonu konusunda çalışma yapacaklarını söylemiş. Her gelen yeni bir çalışma başlatır da, uygulama başlatanı göremedik. Yeniden çalışma yapmaya gerek yok ki. Bakana tavsiyemiz, 2005’te Jeoloji ve Maden Dairesi’nin Mimar Mühendisler Odası’yla ortaklaşa düzenlediği Taş Ocakları Kongresi’nin kitapçığından bir tane edinsin. Buna ilaveten geçtiğimiz yıllarda yurt dışından gelen uzmanların yaptıkları çalışmalar eğer bakanlıkta yoksa, çevre örgütlerinden istesin. Onların içinde her şey var. En sonunda da yasanın verdiği cezaları uygulamaya başlasın. Çalışma yapıyoruz diye zaman geçirme lüksümüz yok…

NİYE GÖRÜŞÜYORLAR: Maliye Bakanlığı ile sendikalar arasında her yıl yapılan ama tek taraflı bir “uzlaşı” ile sonuçlanan görüşmelerde bu yıl da değişen bir şey olmadı. Sendikalar istedi, hükümet vermedi. Hükümet bu yıl da, “Yüzde yediye yakın brüt artışla idare edeceksiniz” mesajını verdi sendikalara. Kısaca, hükümet artış yerine, sadece DPÖ’nün açıkladığı hayat pahalılığı oranını maaşlara yansıtacak…

KİRLİ ÇAMAŞIRLAR SERİLİYOR: DP-UG kurultayına sayılı günler kala partide işler oldukça kızışıyor. Başkan adaylarından Bengü Şonya, kurultaya yönelik yaptığı açıklamalarda, hem Serdar Denktaş, hem de UG kanadını sert sözlerle eleştiriyor. Partide uzun zaman görev yapıp sivrilenlerin bizzat Denktaş tarafından partiden gönderildiğini söyleyen Şonya, partide demokrasi yerine tek adam diktasının olduğunu savundu. Öyle görünüyor ki kurultay yaklaştıkça, parti ile ilgili ilginç iddialar duyacağız…

TURİZM EKONOMİK AKILLA PLANLANMALI:
Turizm desteklensin, teşvik edilsin, hepimizin istediği bu tabii, ancak son bir kaç yıldır charter seferlere verilen özel teşvikler, dostlar alış verişte görsün durumu yaratıyor. Getirilen turistin maliyetine yakın miktarda teşvik verildiği için, fiyatlar kırılıyor, böylece turistin kalitesi düşüyor. Bu teşvik sisteminin geçici olduğu biliniyordu. Böyle çarpık bir uygulama sonsuza dek sürdürülebilir mi..?

ZİRVEDEKİLER
Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği: Birlik, gıda denetimlerinin gereği gibi yapılmamasından şikayet ediyor ve “Eğer Sağlık ile Tarım Bakanlıkları bu denetimleri başlatmazsa biz toplum adına bu denetimlere başlayacağız” diyor. Kanser hastalığının ülkemizde geldiği boyutu en yakından bilenler de zehirli gıdalara dikkat çekiyorsa, daha neyi bekliyoruz…

DİPTEKİLER
Bitmeyen Çalışmalar: Gündemde her ne sorun olursa olsun, yetkililerin ağzından tek bir laf çıkıyor; “Çalışmalar sürüyor.” Gıda denetimi konusu aynı, taş ocakları aynı, trafik aynı, sağlık aynı, belediyeler konusu aynı. Oysa devletin bir bilgi birikimi ve devamlılığı var. Her seferinde yeniden, aynı uzmanlarla çalışmalar yapılıp duruyor. İcraatın yerini, çalışmalar alıyor… Gündem değişiyor, ne o çalışmalar bitiyor, ne sorunlar çözülüyor, sadece bir süre sonra yeniden hatırlanmak üzere unutuluyor o kadar…