Sağlıkçılar zor durumda

9 Temmuz 2018 Pazartesi | 10:20

Sağlık sektöründe yapılan bir araştırma, sağlık çalışanlarının da sağlıklarının tehlikede olduğunu ortaya çıkardı…

Sağlık sektöründe çeşitli statü ve pozisyonlarda görev yapan çalışanların,  meslek yaşamları süresince veya  devamında;  yine kişisel sağlık durumları açısından, çoklu tehlike ve risk grupları ile karşılaştığı hatırlatılarak, çalışanların; Bu zor şartlarda çalışmalarına rağmen,  özellikle geleneksel değerlerin de etkisi ile,  ‘kendilerini’  feda etmesi  istenen ve sağlık problemleri  göz ardı edilen bireyler olduğu belirtildi.

Girne Amerikan Üniversitesi  Hemşirelik Yüksek Okulu, Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Hatice Sütçü Çiçek;  KKTC’deki hemşirelerin,  hastane ortamında kişisel sağlıklarına yönelik tehlikeleri  algılama durumları ve bu risklere ilişkin bilgi düzeylerini belirleyen güncel araştırma sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.

Araştırma, 246 hemşire üzerinden sürdürüldü

GAÜ Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hatice Sütçü Çiçek,  yapılan kapsamlı ve çok aşamalı çalışmanın sonucunda elde edilen bulguları şu şekilde özetledi:  ” Doç.Dr. Mehmet Zeki Avcı ve Uzm.Hem. Gül Yeşilgül’ün katılımı  ile yaptığımız çalışmada, 246 hemşire üzerinden  araştırma yaparak sonuca ulaşmaya çalıştık. Buna göre,  çalışmaya katılan hemşirelerin, en fazla riskli algıladıkları tehlikelerin sırasıyla; Kan, kan ürünleri ve vücut sıvılarıyla bulaşan hastalıkların (HIV, Hepatit B ve C) geçmesi, uzun süre ayakta kalmaya bağlı dolaşım bozuklukları (varis, ödem vb.) gelişmesi, uzun ve yoğun çalışma saatleri  ile şift şeklinde çalışmaya bağlı yorgunluk, çalışma koşulları nedeniyle uyku bozuklukları, hastaya bakım verirken oluşan omurilik zedelenmeleri  (bel-boyun ağrısı ve hernileri) olduğu tespit edildi.  Araştırmaya katılan hemşirelerin; çoğunlukla %39,8’inin 31-40 yaş, %28,5’inin 41-50 yaş aralığında olduğu, sadece %23,2’sinin evli olduğu görülmüştür. Yaklaşık yarısının (%51,2) lisans mezunu olduğu, %15,9’unun lisansüstü mezunu olup, %25,2’sinin 11-15 yıl ve %41,4’ünün 16 yıl ve üzeri çalışma tecrübesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bir ayda ortalama çalışma saatleri incelendiğinde; hemşirelerin %48’inin 160-180 saat, %15,8’inin 181-200 saat, %36,2’sinin 201 saat ve üzeri çalıştığı belirlenmiştir. Katılımcıların %69,5’i gece nöbeti tuttuğunu ve %29,7’sinin 1-5, %67,4’ünün    6-10, %2,9’unun 11 ve üstü sayıda bir ayda gece nöbeti tuttuğu görülmüştür. Bu kadar uzun ve yoğun çalışma saatleri,  her türlü mesleki hastalık ve yaralanmaları arttırmaktadır.

Hemşirelerin %81,7’si mesleki risklere ilişkin eğitim aldığını ve %91,5’i risklere karşı koruyucu önlemler aldığını bildirmiştir. Aşı olduğunu belirten 233 hemşirenin: %50,2’si tetanoz, %11,2’si influenza-A, %91,0’i hepatit B ve %3,9’u pnömokok aşısı olup sadece %74,8’i  hepatit B titrasyonuna baktırmıştır.

Hemşirelerin tamamına yakını, mesleki risklere karşı koruyucu önlem aldığını belirtmiş olmasına rağmen; bel problemleri (%22), varis (%16,4), kesici-delici alet yaralanma (%11,6), ortopedik  problemler (%9,2), boyun ağrısı (%8) gibi önlenebilir sağlık sorunları yaşadıkları görülmüştür.”

“Sağlık; bireyin ruhi, fiziki ve sosyal açıdan bütünüyle bir iyilik hali içinde olmasıdır”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan tanımı ile, sağlık ‘bireyin ruhi, fiziki ve sosyal açıdan bütünüyle bir iyilik hali içerisinde bulunmasıdır.’ temeline dikkat çeken Girne Amerikan Üniversitesi  Hemşirelik Yüksek Okulu, Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Hatice Sütçü Çiçek; “Sağlık profesyonellerinin de; ruhsal, fiziksel ve sosyal açıdan bütünüyle bir iyilik hali içerisinde bulunmasını sağlamak gerekmektedir. Çalışma ortamındaki risklerin olması ve bunların engellenememesi nedeniyle, sağlık profesyonelleri çeşitli meslek hastalıklarına, iş kazalarına yaralanmalara maruz kalmaktadırlar.  Diğer sektörlerde sağlık risklerine yönelik tedbirler alınması ne kadar gerekli ise, sağlık sektöründe de özdeş tedbirlerin alınması o kadar gereklidir. Hatta, konu sadece sağlık personelini değil, o hizmeti alan bireyi, hastayı da ilgilendirmektedir.” uyarılarında bulundu.

Risk ve tehlikeler çeşitlilik içeriyor

NIOSH (National Institute for Occupational Safety and Health/ Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü) tarafından gerçekleştirilen; Hastanelerdeki risk ve tehlikelerin herhangi bir çalışma alanı belirtmeksizin kimyasal, fiziksel, biyolojik, psiko-sosyal ve ergonomik olarak gruplandırılmasını, yaptıkları araştırma sonuçlarına ekleyen Prof. Dr. Çiçek;  “NIOSH, hastanelerde 25 tür kimyasal, 29 tür fiziksel, 4 tür ergonomik, 24 biyolojik, 10 psikososyal tehlike ve risk belirlemiştir. Bunları sınıflandırırarak açıklarsak;

Kimyasal riskler: Antiseptikler, dezenfeksiyon ve sterilizasyon için kullanılan kimyasallar, etilen oksit, boyalar, kimyasal ayrıştırıcılar, alkol ve türleri, lateks maddeler, anestezik gazlar, yüksek iyot içeren maddeler, kematerapötik ajanlar, sitostatik ilaçlar ve bileşiklerdir.

Fiziksel riskler: Radyasyon (lazer, iyonize, elektromanyetik dalga, kızılötesi, ultraviole, radyoaktif madde vb.), aydınlatma yetersizliği ya da fazlalılığı, kaygan zemin, gürültü, elektrik sistemi, toz, iklimlendirme ve havalandırma problemleridir.

Ergonomik sorunlar: Uzun süre ayakta hareketsiz kalma, pozisyona bağlı zorlanma, itme ve çekme eylemleri, ağır taşıma ve tekrarlayan hareketlerin sonuçlarıdır.

Biyolojik risk faktörleri: Kan ve kan ürünleriyle, vücut sıvılarıyla temas sonucunda geçen bireyin yanı sıra yakınlarını, diğer çalışanları, hastaları da etkileyen ajanlardır. Tüberküloz basili, sıtma frengi, kızamık, kabakulak, kızamıkçık, polio, HIV, Hepatit A,B,C, influenza virüsleri ve bölgesel ve mevsimsel salgınlar, göçler nedeniyle ortaya çıkan Ebola ve Zika vb. virus ve mikroplardır.

Psikososyal riskler: Psikolojik ve fiziksel şiddet, vardiya sistemiyde çalışmaya bağlı uyku bozuklukları, kronik yorgunluk, sosyal yaşamda bozulma, eş ve aileyle iletişim sorunları, depresyon, tükenmişlik ve kaygı bozukluklarıdır bilgilerini verdi.